Aklına Güven Gerisini Merak Etme Sen-Mehmet Uysal

Akıllarımız, günlük yaşamın koşuşturmaları, hayhuyları,  hengâmeleri içindeyken, olayların içinde binbir yöne dağılıp, kendisini göremez, kendi büyüklüğünün farkına varamaz olur. Hele kendimizi telaşlara, korkulara, endişelere kaptırıp, yaşamla cebelleşirken, zaman zaman moralimiz bozulur, mücadele azmimiz, direncimiz zayıflar, aklımızı iyiden iyiye gözden kaybederiz, özgüvenimiz sarsılır. Hâlbuki aklımız, bizim, sırtımızı güvenle yaslayabileceğimiz, güç kuvvet alabileceğimiz, yüceler yücesi dağımızdır.

Onun büyüklüğünün farkına varabilmek için, zaman zaman aklımızla baş başa kalıp,  onunla doğrudan temas etmeliyiz. Akıl her şeyi doğrudan görebilir, ancak kendisini doğrudan göremez. Siz, gözünüzle kendi gözünüzü görebiliyor musunuz? Aklımızı görebilmek için bir aynaya bakmalıyız. Aklın aynası evrendir. Aysız, bulutsuz, sessiz yaz gecelerinde evrene bakın. Orada elmaslar, yakutlar, pırlantalar misali ışıl ışıl parlayan yıldızları, Samanyolu’nu seyre dalın. Evren sizi hemen içine çeker. Birden kendinizi kaptırıp, hepsini görüp aklınızın içine aldıktan sonra, gördüğünüzün ötelerini ve daha ötelerini merak eder, varsa onları da aklınızın içine almak istersiniz. Evrenin milyar ışık yılı ile ölçülen büyüklüğünü düşündükçe ve daha ötelerini merak ettikçe, aklınızın başınızdan çıkacak gibi olduğunu hissedersiniz. Çünkü o anda böylesine bir büyüklüğü içinize nasıl alabildiğinize şaşırdınız, sonsuzu merak ettiniz ve sonsuzu görüp bilmeye yöneldiniz. Aynı zamanda evren ne kadar büyük olursa olsun, aklınızın içine sığabileceğini, aklınızın sonsuz genişleme kabiliyeti ile nerelere gidebileceğini gördünüz. Ayrıca aklınızın ne kadar hızlı olduğunu da gördünüz. Sahi, yüzünüzü gökyüzüne çevirme anınız ile tüm evreni içine alma anınız arasında ne kadar zaman geçti? Aklımız sadece “en büyükleri” mi görüyor? Hayır, aklımız öyle esnek ki tüm evreni içine alabilecek kadar genişleyebildiği gibi, en küçükleri; bakterileri, virüsleri, atomları ve atom-altı parçacıkları “görebilecek” kadar da büzülebiliyor.

Dahası var… Aklınızın büyüklüğünü görebilmek için, sadece geceleyin gökyüzüne değil dile de bakınız. Aklınız, dil üzerinden ne kadar çok akılla temas halindedir? Dil üzerinden, çağdaşınız olan bütün akıllar ile temas halinde olduğunuz gibi, sizden binlerce yıl önce yaşamış insanlar ile de temas halindesiniz. Dil ile aklınız “toplumsal akıl” denilen; herkesin herkesle eklemlendiği,  devasa bir akıl örgüsünün parçası oluyor. Diliniz sayesinde, gelmiş geçmiş milyarlarca insanın akıllarıyla edinip, dil hazinesine ekleyerek sonsuza aktardıkları bütün bilgileri aklınızın içine alıp, onlardan derdinize derman, sıkıntılarınıza çıkış yolu bulabilirsiniz. Siz de dil hazinesine bilgiler ekleyip, çağdaşlarınızın ve gelecek kuşakların dertlerine derman, sıkıntılarına çare olabilirsiniz. Dil üzerinden, bütün akıllara bağlanmakla, sizin aklınız, toplumsal aklın bir parçası oluyor.  Yine dil üzerinden, dil hazinesindeki bilgi birikimini aklınızın içine almakla, siz toplumsal aklı aklınızın içine almış oluyorsunuz. Kısaca aklınız toplumsal aklın içinde, toplumsal akıl da aklınızın içinde.

Sizin aklınız işte böyle bir şey…

Günlük yaşamın koşuşturmaları, hayhuyları,  hengâmeleri içinde fırsat buldukça,  gece uykuya dalmazdan önce, özellikle de sıkıntılı zamanlarınızda, çizdiğimiz bu akıl tablosunu gözünüzün önüne getirip, bu yüceler yücesi dağa sırtınızı güvenle yaslayın. Dertlerinize derman, sıkıntılarınıza çıkış yolu ararken, o yüceler yücesi sistem sizin emrinizdedir. O sizin sorunlarınızı çözmek için hemen çalışmaya başlar. Sorununuzun büyüklüğüne göre, çözüm bulması biraz zaman alabilir. Duygularınızın kışkırtmasına kapılıp, onu hemen çözüm bulması için sıkıştırmayın. Ona zaman tanıyıp, kendi haline bırakın. Emin olun ki o sizin sadık hizmetkârınızdır ve makul sürede çalışıp çabalayıp, ölçüp biçip, en uygun çözümü bulup sizin önünüze koyacaktır.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!