Silivri Mahkemesi’nin önü Gözyaşı kan olmuş akıyor…

 

 

 

 

Silivri Mahkemesi’nin önü

Gözyaşı kan olmuş akıyor…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Çağlayan Mahkemesi’nin önü

Avukatlara tekme tokat saldırıyorlar…

AKP “yeni Anayasa ve  Barış” getiriyor…

 ************************************

AKP’nin ‘demokrat kalemi’ Nazlı Ilıcak’ın evinde bir kontrgerilla!…

Ergenekon davasında tutuklu bulunan gazetesi Tuncay Özkan oldukça önemli bir iddiayı gündeme getirdi. Özkan, birçok “faili meçhul” cinayete imza atan İbrahim Şahin’in Susurluk sürecinde Nazlı Ilıcak’ın evinde saklandığını söyledi.

AKP’nin “yılmaz demokratlarından” Nazlı Ilıcak’ın, evinde kontrgerilla sakladığı ortaya çıktı. O isim birçok “faili meçhul” cinayete imza atan İbrahim Şahin…

CHP’nin cezaevi komisyonu üyesi milletvekilleri Ergenekon davası dolayısıyla tutuklu bulunan bazı isimlerle görüştü. Görüşmeler sonunda ortaya önemli açıklamalar çıkarken, en dikkat çekici sözler gazeteci Tuncay Özkan’dan geldi.

Özkan, CHP’li heyete Nazlı Ilıcak ile ilgili şu önemli bilgiyi verdi:

İbrahim Şahin ile aynı davadan yargılanıyorum. Şahin, Susurluk sürecinde Nazlı Ilıcak’ın evinde saklanırken, benden hesap soracağını söylüyor. Şahin’le, Veli Küçük’le ilgili yazılar yazan benim. Şimdi aynı davadayız. Yeşil konusunu ben ortaya çıkardım, Şimdi, Yeşil’in kimlik bilgileri Tuncay Özkan’ın arşivinden çıktı diye yazdılar. En çok Eyüp Can’a kızgınım. O haberleri ben Radikal’de yazdım. Arşive baksa, bunu görürdü. Nagehan Alçı’yı işe ben aldım. Vicdanı olmayanı yok sayıyorum ve Nagehan’ı günah olarak görmüyorum, kendisi günaha girdi.  

AKP demokratı yandaş gazeteci…

AKP iktidarında “demokrat” gazeteci rolüyle her gün ekranlara çıkan, köşesinden demokrasi çağrıları yaparak AKP’nin siyasi operasyonlarını destekleyen ve “derin devlet tavsiye ediliyor” söylemini her fırsatta yineleyen Ilıcak’ın, derin devletin ve kontrgerillanın en karanlık isimlerinden birisini evinde saklamasını nasıl açıklayacağı merak konusu.

Yargılanmıyor, öldürülüyoruz

Heyetin görüştüğü Malatya Üniversitesi eski rektörü Fatih Hilmioğlu ise hayati risk taşıyan hastalıklarına karşı cezaevinde tutulmasına ilişkin şöyle konuştu:

“En temel insan hakkı olan yaşam hakkım göz ardı ediliyor. Ölümüne yargılanıyoruz. 8 yıldan beri kullandığım ilaçlar kronik böbrek hastalığına yol açtı. Şeker ve prostat büyümesi de eklendi. Eskiden beri karaciğer sirozum var. Adli Tıp Genel Kurulu, 2 ayda bir tedavisi gerekir derken, beni üniversite yerine devlet hastanesine gönderiyorlar. Burada biz yargılanmıyoruz öldürülüyoruz.” (…)

 (soL – Haber Merkezi); Pazartesi, 18 Şubat 2013

****

‘Özgürlük Mücadelesi’ne işte böyle devam ediyorlar; Kuzeyden Türkiye, güneyden İsrail…

İsrail-Suriye sınırında askerden arındırılmış bölgede konuşlanan Suriyeli muhalifler buradan Suriye’deki askeri noktalara saldırı düzenliyor. İsrail Ordusu saldırıda yaralanan muhalifleri İsrail’de bulunan hastanelere gönderiyor. Muhalifler kuzeyde Türkiye, güneyde İsrail’in gözetiminde saldırmaya devam ediyorlar.

İsrail gazetesi Haaretz’in haberine göre, İsrail Ordusu, Suriye ordusuyla girdiği çatışmalar sırasında İsrail-Suriye sınırında yaralanan 5 Suriyeli muhalife ilk yardım müdahalesinde bulunduktan sonra, İsrail’de bulunan bir hastaneye gönderdi.

Daha önce de İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, Suriyeli muhaliflerin İsrail ve Suriye sınırındaki askerden arındırılmış bölgeden ilerleyerek bir askeri kontrol noktasına saldırdığını ve silahlarla beraber bir tankı ele geçirdiğini açıklamıştı.

Habere göre bu bir hafta içerisinde İsrail-Suriye sınırında gerçekleşen ikinci olay oldu. Bir kaç gün önce İsrail ordusunun sınıra yaklaşan bir kişiyi ateş açarak yaraladığı açıklanmıştı. Yaralanan kişi BM kuvvetleri tarafından Suriyeli topraklarına götürüldü.

Haber’de ayrıca Hizbullah’ın Al-Manar televizyonuna dayandırılan, “cumartesi günü muhaliflerle birlikte savaşan dört Türk subayının Halep’teki çatışmalarda öldürüldüğü” iddiası gündeme getirilirken, Suriye rejiminin çatışmanın başından beri Türkiye’yi muhaliflere yardım etmekle suçladığı hatırlatıldı.

(soL-Dış Haberler), 17 Şubat 2013

 

Suriye Kürdistan’ı için önemli gelişme; YPG ve ÖSO arasında anlaşma imzalandı

Serêkaniyê’de YPG ve Özgür Suriye Ordusu arasında barış anlaşması imzalandı. 11 maddeden oluşan anlaşmaya göre silahlı gruplar kenti terk edecek ve bütün güçlerin katılımıyla bir şehir yönetimi kurulacak.

ANF’nin haberine göre Serêkaniyê (Resulayn) kentinde Halk Savunma Birlikleri (YPG) ve Özgür Suriye Ordusu arasında yaşanan şiddetli çatışmaların ardından bugün iki taraf arasında barış anlaşması imzalandı. 11 maddeden oluşan anlaşmaya göre silahlı gruplar kenti terk edecek ve bütün güçlerin katılımıyla bir şehir yönetimi kurulucak.

8 Kasım 2012’de silahlı çete gruplarının Türkiye’den Serêkaniyê’ye girmesiyle YPG ile çatışmalar başlamıştı. Kısa süreli yapılan anlaşmalar birkaç kez bozulurken, silahlı çeteler Türkiye’den bölgeye gelen tankların desteğiyle 16 Ocak’ta yeniden saldırıya geçmişlerdi.

Çatışmalarda şimdiye kadar yüzden fazla çete üyesi öldürülürken, YPG ve Suriye muhalif güçleri arasında görüşmelere başladı.

İki taraf arasında süren görüşmelerin sonucunda bugün YPG ve Özgür Suriye Ordusu arasında 11 maddeden oluşan bir anlaşma imzalandı. Herkesin “Suriye, Suriyelilerindir” sloganıyla hareket etmesi gerektiği belirtilen anlaşma metninde imzalanan maddeler şunlar:

1- Silahlı grupların kentten tamamen çekilmesi

2- Kentin yönetimi için kentteki tüm etnik yapıların temsil edileceği sivil bir meclisin kurulması

3- Sınır kapısının meclisin denetimine verilmesi

4- Kentin yönetimini üstlenen meclisin askeri müdahaleleri yasaklaması

5- Kentin girişlerinde Halk Savunma Birlikleri (YPG) ile Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) tarafından ortak kontrol noktalarının oluşturulması

6- Her iki tarafın (YPG ve ÖSO) kontrol noktalarında birbirlerine kolaylık sağlaması, devriyelerin ve yiyecek maddelerinin geçişlerine izin verilmesi

7- Rejimin denetimindeki kentlerin kurtuluşu için YPG ve ÖSO’nun ortak hareket etmesi

8- Baas rejiminin denetiminden çıkarılan Til Temir, Dirbêsiyê, Amûdê, Girkê Legê ve Dêrik kentlerinin kurtarılmış kentler olarak kabul edilmesine ilişkin iki taraf arasında antlaşma imzalanması

9- Her iki tarafın basın yoluyla birbirlerine karşı saldırılardan vazgeçmesi

10- Antlaşmanın giriş bölümünün, antlaşmanın bir maddesi olarak kabul edilmesi.

11- Meclis kuruluncaya kadar antlaşmanın gereklerinin yerine getirilmesini denetlemekle görevli olacak olan ve her iki tarafça oluşturulacak olan bir komisyonun kurulması

  soL-Dış Haberler; Pazar, 17 Şubat 2013

 

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!