AKP’nin Yeni Çukurlarına Düşmeyin!

Anafikir olarak; halkın yanında olması gerektiğini düşündüğümüz çevreleri zaman

zaman ikaz etmeye çalışıyoruz.

Bizim bu iyi niyetli çabalarımızı kimse yanlış anlamamalı. Bizim bunu yapmaktaki amacımız, halkın ve ülkenin çıkarlarını ve toplumsal mücadelenin geleceğini savunmaktır. Halkın partisi olma iddiası ile siyaset yapan CHP’nin yöneticilerinin varlık nedeni halka ve ülke çıkarlarına karşıtlık olan AKP iktidarıyla birlikte Anayasanın 60 maddesini değiştirebileceklerini ilan etmiş olmalarının yanlışlığını vurgulamak istiyoruz, onları ikaz etmek istiyoruz…
AKP iktidarının başındakiler haraç-mezat sattıkları devlet kuruluşlarından,  mülklerinden elde ettiği paralarla, yaptıkları ölçüsüz ve hesapsız dış borçlarla, halktan aldığı haksızlık ve adaletsizlik örneği dolaylı vergilerle yapa yapa kalitesiz duble yollar, onlarca insanın ölümüne neden olan hızlandırılmış trenler yaptılar. İstanbul’a dünyanın bilmem kaçıncı büyüklükte hava alanı yapacaklar, Alevilere inat Yavuz Sultan Selim köprüsünü binlerce ağaç keserek yapmaya devam ediyorlar. Hatta çılgın projeleri de var daha sırada… Ankara’da Atatürk Orman Çiftliği yağmasından sonra ODTÜ ormanlarına ve arazisine kafayı taktılar. Daha sırada Güney Kent projesi dedikleri birilerini daha fazla zengin etme planları da var…

AKP iktidarında her işin altından rant çıkar. İster “dini”, ister “milli”, ister “ecdat” işi olsun, ne olursa olsun altından AVM çıkar, rant çıkar. Bir de ne olursa olsun, nasıl olursa olsun iktidarda kalma hırsları nedeniyle kitlelerin demokratik hak taleplerine karşı cop, gaz ve TOMA’lar çıkar. “Demokrasi” paketleri de, “ileri demokrasi” paketleri de bunlara hizmet eder. Bunların sayısız örneklerini hep birlikte sürekli yaşıyoruz.

AKP iktidarının yapacağı yeni anayasadan da hayırlı bir şey çıkmaz. Hiç kimse daha önce yaptıkları gibi bu diktatörlük heveslileri ile birlik olup “12 Eylül’e karşı olma” teranesiyle yeni anayasacılık abukluğuna soyunmasın. İster toptan ister parça parça olsun, hepsi aynı kapıya çıkar. Buna “demokrasicilik” adına soyunacak olan Kılıçdaroğlu da olsa başka biri de olsa aynı sonla karşı karşıya kalır. 12 Eylül referandumunun “boykotçu”larının ve “yetmez ama evetçi”lerinin durumuna düşerler. Okkanın altına giderler. Bu çevrelerin referandumdaki yanlış tavırlarıyla kurulmasına katkı koydukları AKP diktatörlüğünün payandası olurlar. AKP ile masaya oturarak onun gerici operasyonlarının meşrulaşmasına hizmet edenler kim olursa olsun sonuçta iflah etmezler. Halk kitleleri böylelerini siyaseten asla affetmez.

AKP’yle “demokrasicilik” yapılır diyenlerin kötü niyetli ve işbirlikçi olduklarını hala anlamayan varsa onlara söyleyecek söz kalmadı. Sadece bu da değil, hala AKP ile “barış” yapmaya çalışanların, onlarla iş bitirme peşinde olanların da demokratlığından söz edilemez. Halkı soyanlarla, kul hakkı yiyenlerle, kandıranlarla, hapishanelere dolduranlarla, ölümüne neden olanlarla, göz çıkaranlarla “demokratikleşme” yapmaya kalkışanların halkın yanında olduğu söylenemez. Demokrasi ve özgürlük için mücadeleyi basit oy hesaplarıyla, tüccarlıkla karıştırmamak gerekir.

Somut bir gerçeğin altını bir kez daha çizelim: AKP ile işbirliği yapılmaz, onunla mücadele edilir. Çünkü:
1-AKP, emperyalizmin ülkemizdeki hala asıl temsilcisi olan siyasi organizasyondur,
2-AKP, ideolojik olarak gerici-dinciliğin temsilcisidir,
3-AKP, halkın değil büyük sermayenin ve önde giden yöneticilerinin çıkarlarını esas almaktadır,
4-AKP, ülkeyi demokrasiye doğru değil; diktatörlüğe doğru götürmektedir…

“Emperyalizme karşıyım”, “demokratım” diyen herkes için yalın gerçekler bunlardır.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!