Alevilerin aklı başında adamları, kadınları şu işe bir el atsa artık…

ALEVİLER ARASINDA KAFA KARIŞIKLIĞI GİDEREK ARTIYOR

Tanju Akad

Her toplumsal grup kendi varlığını daha serbest bir şekilde ortaya koymaya başladığı aşamada abarttıkça abartıyor. Bu hastalıktan geçmemiş toplum yoktur. Alevilerin bu hastalığa yakalanmayacağı düşünülemez ama en azından hafif atlatabilirler sanmıştım. Yanılmışım.

Şimdi somut örneklerden gidelim.

Aleviliğin din olmadığını savunan bir görüş gelişiyor. Evet. Bu tartışılabilir. Ama aynı görüşü savunan bir sitede Ali’nin “ben beş yıl halifelik yaptım” sözü onun temsili resmiyle birlikte yayınlanıyor. Ne perhiz, ne lahana turşusu.

Dikkat ettiniz mi, Hz. Ali resimleri giderek Hz. İsa tasvirlerine benzemeye başladı.

Bir başka zat Aleviliğin geçmişini 15.000 yıl öncesine götürmüş. Maaşallah. Tam buz çağının içine oturtmuş (bitmesine daha birkaç bin yıl var). Zahmet etmeseydin can, ben sana 30.000 yıllık tarih yazıvereydim. Ve Aleviliği ortak mülkiyetin olmadığı bir toplumla bağdaştırmış. Uçuyor da uçuyor. Keza “Alevilik bilimsellikle iç içe geçmiştir” diyor. Bravo. Ya da bre yani. Atılır da bu kadar usturupsuz atılmaz. Uç baba uç. Çekip çekip yazsa insan bu kadar uçamaz.

Bu nedenle Alevi toplumunun aklı başında insanlarından ricam bunların biraz gazını alsınlar. Ben herhangi bir mezhepten değilim gerçi ama “sonsuz insan sevgisi” içerisinde “yezit” der geçerler. Ters etki yapar. O nedenle siz söyleyin lütfen. Akla davet edin. Sünnilerle yarışa girmesinler. Bu onların varlık nedenlerinin inkârı olur. Sünnilerin aynadaki imajı olmak için mi tüm bunlar. Sonra da cemaat sayısına göre devletten eşit pay istersiniz. Olur biter. Kendi aranızdan da dışlayacaklarınız olursa da, eh ne yapacaksınız, olacak o kadar.

Aleviliği sistemli bir inanç halinde yenilemeye çalışırsanız onu inkâr etmiş olursunuz. Alevilik resmen kurumsallaşır ve ritüellerini geliştirirse diğer dinler gibi dışlayıcı ve bağnaz bir inanç haline gelir. Bu çok kötü sonuçlar doğurur. Geliştirecekse bu “öteki olmayı resmileştirme” şeklinde değil, insancıl yaklaşımını geliştirme şeklinde olursa tüm topluma yararı dokunur. Önce bir karar verin, din mi, değil mi? Ona göre devam edin. İnsanı merkeze alıyorsanız şayet, bunun üzerinde çalışmak daha iyi olmaz mı?

Bizden dostça bir öneridir. Muhtemelen fazla kaale alan olmayacaktır ama biz gene de söylemiş olalım, bulunsun. Dikenleri kaldıran da olur, dost eli tanıyan da.

Benzer yazılar

3 Yorum

  1. orhan karakuş

    Din meselesine ruhani atmosferde “arı suyun buza kestiği alanda” Zerduştçe bir yanıt bulunmalı? …” Maliki yevmeddin” DİN’i sahibinden başkası nasıl bilecek? insanlar inanış spektrumunu idrak eder ve kendi kalbi gözü ile inanır? mutlak kalbi göze kim malik olabilir?… HZ.ALİ ve imamaet makamını şuurla idrak edip kalp gözü ile açıklayan mı var? köken ve ser ile “vaiyattayız”… Tanju dost sen bilgin bir insan olarak konuş ve COŞ naçizane HZ.Ali’ye yakın olanlardansın… baki selamlar..

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!