Amerikan Bayrağı Altında Kurtuluş Olmaz…Mehmet Ali Yılmaz

Suriye’nin kuzeyinde Kürt koridoru görüntüsü altında bir “ABD Mandası” oluşturuluyor. Birinci Paylaşım Savaşı’nın sonunda ABD Başkanı Wilson Türkiye’yi mandalaştırmayı başaramamıştı ama şimdi Suriye’nin kuzeyinde PKK-PYD vasıtasıyla başarmak üzereler.

PKK’nın Suriye kolu PYD, Menbiç’in kuzeyinde dünya halklarının baş düşmanı emperyalist ABD’nin bayrağını asarak bu devletin kara gücü olduklarını açıkça ortaya koydular.

Türkiye’nin Fırat Kalkanı operasyonuna karşı kalkan olarak ABD bayrağı astıkları gibi bir görüntü yaratılmış olsa da gerçek olan, Suriye’nin kuzeyinde Kürt koridoru kılıfına sarılmış bir “ABD mandası”nın yaratılmakta oluşudur. PKK-PYD örgütünün “Biji Serok Obama” sloganından sonra Amerikan bayrağı asması bu devletin hegemonyası altına olduklarının açık delilidir.

Diğer yandan, Menbiç’in kuzeyinde, Türk tanklarının karşısına Amerikan Özel Kuvvetleri askerlerinin konuşlandırıldığı bilgisi PKK-PYD’nin ABD ordusu tarafından koruma altına alındığının göstergesidir.

ABD’nin yaptığı korumanın nedeni bu ülkenin, Doğu Akdeniz-Ortadoğu-Kafkasya politikalarının oluşturulacak bir PKK-PYD devleti kullanılarak hayata geçirilebileceğinin düşünülmesidir. Kurulacak bir bağımlı PKK-PYD devleti vasıtasıyla bu geniş coğrafyada BOP’un uygulamaya sokulması daha kolaylaşacak böylece enerji yataklarının kontrolü sağlanacak, enerji yolları “güvenlik” altına alınacak ve bu bölgedeki önemli su kaynakları ele geçirilecek. Bunun sonucunda İsrail bu coğrafyanın merkezi olacak ve hem güvenlik hem de su ihtiyacı bakımından rahatlatılacak. PKK-PYD güçleri aslında bu ana plana hizmet ediyorlar. Bunun için ABD, PKK-PYD örgütünü askeri, siyasi ve diplomatik olarak kanatları altına alıyor.

ABD Ucuz Askeri Sever

PKK-PYD kara gücü ABD’ye ucuza mal olmasaydı sonunun ne olacağını tam olarak kestiremediği bu maceraya kolay kolay girmezdi. ABD’nin bu türden hesapları, 1950’li yıllarda “Sovyet tehlikesi”ne karşı Karadeniz kıyısına diktiği Türk askeri için de yaptığını biliyoruz. Oral Sander, “Türk –Amerikan İlişkileri” adlı kitabında ABD’nin askeri yardımlardaki ana politikasının amaçlarının “en ucuz” biçimde gerçekleştirilmesi olduğunu yazar ve Türkiye için harcanan “her dolar karşılığında ABD’nin üç dolarlık güvenlik” sağladığını belirtir. Oral Sander, Amerikan Dışişleri Bakanı Dulles ile Senatör Wiley arasında Senatoda geçen konuşmayı aktarır ve bu konuşmada Türk askerinin bu orandan da ucuza gittiğini ortaya koyar. İşte o konuşma:

“Senatör Wiley: Bir Türk askerinin yıllık maliyeti 200 dolar mıdır?

Dışişleri Bakanı Dulles: Evet, bu civarda.

Wiley: Bizim silahaltında tuttuğumuz her Amerikan askerinin maliyetinin yılda 6.000 dolardan fazla olduğu doğru mu?

Dulles: Evet, öyle olsa gerek.

Wiley: Öyleyse, ekonomi açısından yanımızda savaşan bir Türk bulundurmak iyi bir iş oluyor.

Dulles: Evet.”     (Oral Sander, s.95, A.Ü. SBF Yayınları, 1979)

BOP’nin gerçekleşmesi ve İsrail’in güvenliğinin sağlanması amaçlarıyla kullanılan PKK-PYD güçlerinin ABD’ye çok daha ucuza mal olduğunu söylemek kâhinlik olmasa gerek. Bu günlerde ABD yanında YPG’yi bulundurarak ekonomik açıdan kazançlı çıkıyor.  ABD’nin Afganistan ve özellikle de Irak’taki işgalleri çok yüksek ekonomik maliyetlere ve asker kayıplarına yol açtı. Bu durum ABD’de çok ciddi ekonomik, siyasi ve toplumsal sorunlar yarattı. Vietnam sendromunu da aşan bu sorunları bir daha yaşamak istemeyen ABD, ele geçirdiği “kara gücü”yle bölge politikalarını maliyeti en düşük biçimde yürütmeye çalışıyor ve bu yeni gücünü (PKK-PYD’yi, Sovyetlerin yıkılmasından sonra sorun çıkaran –son Amerikancı darbe girişimine de büyük ölçüde katılmayan- Soğuk Savaş yorgunu ordusu nedeniyle “eski müttefiki” Türkiye’ye tercih ediyor.

Fırat Kalkanına Karşı Bayrak Kalkanı Mı?

Son olarak Pentagon yetkilileri, PKK-PYD örgütünün Suriye’nin kuzeyinde Menbiç civarında ABD bayrakları çektiklerinden haberdar olduklarını belirttiler. Bu hareketin merkez yayın organlarında yazıldığı gibi basit bir “Türkiye saldırısını savuşturma” olmadığının altını bir kez daha çizmeliyiz. Pentagon, bu bayrak çekme olayıyla ilgili her hangi bir inceleme açılmadığını, açmayı da düşünmediklerini bildirerek burayı ABD toprağı gibi dünyaya takdim eden davranışın arkasında durduğunu kabullenmiş oldu. PKK-PYD sayesinde ABD Türkiye’nin yeni güney komşusu oldu.

Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunduğunu belirten, bu ülke üzerinde en etkili güç olan Rusya’nın bu gelişmenin üzerinde durup durmayacağını ve Suriye hakkında ABD ile hangi görüşmelerin içinde olduğunu bilmiyoruz. Şu gerçeği hiç unutmayalım, büyük güçler daima zayıf ülkeleri kendi çıkarları için kullanırlar ve onlardan yararlanmaya çalışırlar.

Son olarak, ABD bayrağına sarılanların yanında yer alan solcular bu gelişme üzerine tavırlarını gözden geçirirler mi?

 

Benzer yazılar

1 Yorum

  1. hasan kara

    Yeni Ortadoğu Haritasını Amerikan Derin Devleti Çizmiş…
    Serdar Turgut Habertürk gazetesinde 2 Eylül 2016’da “Kürt koridorunun gizli ve derin tarihi” başlıklı yazısında “PKK-PYD devleti” projesinin eskilere dayandığını kendi gözlemlerine dayanarak yazdı.
    Bu yazıdan benim çıkardığım ana sonuç; ABD derin devleti İsrail’in beka sorununa göre Türkiye’ye karşı politika geliştirmekte ve PKK-PYD devletini de bu yaklaşıma göre öne sürmektedir.
    Serdar Turgut bu konuda şöyle diyor:
    “Amerikan derin devletinin ana kadrosunu oluşturan Neo-Con’lar güçlerinin zirvesinde oldukları 1980’li yılların sonuna doğru bir “devlet projesi” başlattılar.
    Projenin hedefi, bölgemizde İsrail’in güvenli yaşamasını ve geleceğini tayin eden bir yapının oluşturulmasıydı.” (…)
    “O dönemde İsrail’i koruma ve kollama hedefinin A planında Türkiye vardı.”
    Turgut, Türkiye bu planın dışına çıkınca B planının devreye sokulduğunu anlatmaktadır:
    “Türkiye’yle ilişkilerin beklenmedik yönlere gitmesi durumunda A planının alternatifi olacak B planı da oluşturulmaya başlandı.
    Devletin her birimi bu B planı doğrultusunda çalışmaya başladı.
    Ben Hürriyet temsilcisi olarak atandığım Washington’da bu planın son aşamalarına yetiştim.
    Bu B planında İsrail için Türkiye’nin devreden çıkması durumunda onun yerini doldurabilecek bir başka oluşuma ihtiyaç vardı.
    Amerikan derin devleti o aşamada bu oluşumun ‘bağımsız bir Kürt devleti’ olmasına karar verdi.
    Şimdi tartıştığımız şu meşhur koridoru da içeren büyük Kürdistan haritası o yıllarda çizilmeye başlandı.
    Daha o yıllarda başlanarak Kürt liderliğiyle oluşturulmaya başlanan gizli ve derin bağlantılar ile geleceğe yönelik destek vaatleri -bugün hangi oluşumu ele alırsanız alın, bu ister PKK ister YPG olsun- işte o günlerin ürünüdür.
    Şu anda Amerikan yönetiminin Kürtlere duyduğu güvenin temelinde de bu gizli plan vardır.”
    Bu anlatılanlardan çıkarılacak sonuç, bugün adım adım inşa edilmeye çalışılan PKK-PYD koridor devletinin altında ABD derin devletinin planının olduğudur ve o meşhur yeni Ortadoğu haritalarının da bu merkezde çizildiği anlaşılmaktadır.
    Hasan Kara

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!