Amerika’nın Suriye’ye Saldırısı Karşısında Saflar Netleşiyor

Ortadoğu’nun zengin petrolüne, doğal gazına ve su kaynaklarına tamamen hâkim olmak isteyen Amerika’nın bölge ülkelerini kaosa, içsavaşa ve sonuçta parçalanmaya sürükleyecek politikalar izlediği bilinen bir şey. Suriye de ABD’nin bu politikaları doğrultusunda parçalamaya çalıştığı önemli bölge ülkelerinden biri. En son bu ülkenin İdlip kentinde patlatılan kimyasal silahı bahane ederek Suriye’nin önemli bir hava üssünü ABD’nin bombalaması da izlediği genel siyasetin etkinliğini artırmaya ve yeni başkan Trump’ın iktidar olduğunu göstermeye dönük bir saldırıdır.

Son dönemlerde ABD’nin bölge siyasası zaafa uğramaya başlamıştı. Özellikle Astana süreci ABD’nin Suriye’nin kaderini çizmesi ihtimalini zayıflatan bir sonuç yaratmaya başlamıştı. Bu gelişme ABD’nin Suriye’nin yeniden yapılandırılmasında etkisini yitirmesine ve İsrail’in tarihsel hedefine hizmet eden stratejinin gerçekleşme ihtimalinin zayıflamasına yol açabilecekti. Astana süreciyle ABD’nin stratejik rakibi Rusya ve bölge ülkeleri öne çıkıyordu. Bu son saldırıyla ABD aleyhine gelişen süreci bozmak ve gücünü göstermek istedi. ABD derin devleti ve iktidar olmak için olmadık işlere kalkışan Trump “Ortadoğu benden sorulur” demek istiyor. Yoksa bombayı şu patlatmış, bu patlatmış, şu kadar insan ölmüş ABD için hiç önemli değil. Irak işgalinde bir milyondan fazla insan öldürmüş, ülkeyi yakıp-yıkmış, Saddam’ı asmış; Libya’da devleti yok etmiş, üçe bölmüş, Kaddafi’yi kazığa oturtmuş dünyanın en emperyalist, en zalim, en sömürgeci devletten söz ediyoruz.

Türkiye’nin hükümeti ise halkı aldatmak için kullandığı “Eyy” diye başlayan nutuklarına hemen son vererek, 2003’te Irak İşgalinde işbirliği yapmak istediği (TBMM bu işbirliğini engellemişti) ABD’nin Suriye saldırısını hiç duraksamadan destekleyerek gerçek yerinin Amerikan emperyalizminin yanı olduğunu tıpkı Libya saldırısındaki gibi bir kez daha ortaya koydu.

ABD’nin bu saldırısından sonra ülkelerin safları belirmeye başladı.

Bu saflaşmada görünürde en hızlı dönüşü AKP hükümeti yaptı. Astana sürecinin önemli bir figürü olan AKP iktidarı saldırıdan hemen sonra ABD’nin yanında yer almakla kalmadı, daha fazla saldırılmasını istedi. Böylece bütün o Batı karşıtlığı, “Haçlı ittifakı” retoriklerinin referandum şovu olduğu ortaya çıkmış oldu. (*)

İsrail, Almanya, Fransa, İngiltere, Hollanda, Polonya, Avustralya, Suudi Arabistan ve Katar gibi ülkeler de ABD’nin saldırısını desteklediler.

Amerika’nın saldırısına ilk destek İsrail’den geldi. İsrail Başbakanı Netanyahu ABD’nin Suriye’ye karşı gerçekleştirdiği füze saldırısını desteklediğini açıkladı.

Fransa Cumhurbaşkanı Hollande ve Almanya Başbakanı Angela Merkel ortak bir açıklama yaptılar. Açıklamada ‘Suriye karşıtı yaptırımları destekleyecekleri’ belirtildi.

İngiliz hükümeti, ABD’nin Suriye’ye ait hava üssüne yaptığı füze saldırısına “tam destek” verdiğini açıkladı.

Avrupa Birliği tarafından yapılan açıklamada, “Suriye’deki zulmü sona erdirmek için ABD ile çalışacağız” denildi. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Amerika’nın saldırısını “Barış için yürütülen uluslararası çaba” olarak değerlendirdi, “Bu gelişmenin sorumlusu Suriye rejimidir” ifadelerini kullandı.

Japonya da ABD’nin Suriye’ye yönelik saldırısını desteklediğini duyurdu.

PYD Eş Başkanı Salih Müslim ve Barzani hükümeti de ABD’nin Suriye’ye saldırısını desteklediler.

Bu destek açıklamalarına karşın Rusya ve İran ise Amerika’nın saldırısına karşı çıktılar.

Kremlin’nden yapılan açıklamada, Rus Lider Putin’in saldırıyı “egemen devlete saldırganlık olarak gördüğü” belirtildi.

İran, ABD’nin Suriye’deki Şayrat Hava Üssü’ne düzenlediği füze saldırısını şiddetle kınayarak, saldırının uluslararası hukuka aykırı tehlikeli bir hareket olduğunu belirtti. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımi, “Böyle bir hamlenin Amerika’dan gelmiş olması saldırının (İdlip’e yapılan kimyasal saldırıyı kastediyor bn.) failini gösteriyor.” dedi.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hua Chunying, “Durumun daha kötüleşmesini engellemek ivedilik arz etmektedir” dedi. Sözcü, ilgili tüm tarafların siyasi çözüme sadık kalmasını umduklarını söyledi.

Endonezya ise ‘tek taraflı eylemlerden’ endişeli olduklarını belirtti. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi olmayan üyesi Bolivya da Amerika’nın saldırısına karşı Güvenlik Konseyi’nin acilen toplanmasını istedi.

BM’nin Suriye Özel Temsilcisi Steffan de Mistura’nın ofisinden yapılan açıklamada Mistura’nın konuyu muhataplarıyla görüştüğü belirtildi.

Amerika’nın Suriye karşı giriştiği bu saldırının sonuçlarından en fazla etkilenecek ülkelerden biri Türkiye’dir. Tam da Rusya ile ilişkiler düzeltilmeye çalışılırken Trump’ın bu kendini ispat etme ve Ortadoğu’nun hâkimi olduğunu gösterme eyleminin peşine takılmak hem ekonomik-ticari hem de siyasi-askeri açılardan sorunlu bir alana girmek anlamına gelmektedir. Burada asıl terslik AKP iktidarının Rusya ile iyi ilişkiler kurmaya yönelmesindeydi. Çünkü bu yönelim AKP’nin ABD yolundan kısmen bile olsa sapması anlamına geliyordu. AKP’nin ABD çizgisinden sapması eşyanın tabiatına aykırıydı ve bu partinin ABD emperyalizmine göbeğinden bağımlı olduğu bilinen bir gerçektir. AKP’nin kurulması, iktidara getirilmesi, Başkanının Eş Başkan yapılması, Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerinin istikrarsızlaştırılmasında oynadığı roller hepsi de ABD’nin etkisi ve yönlendirmesiyle meydana gelen şeylerdir. En son Tek Adam rejimine gidiş için atılan adımlar da ABD’nin Türkiye ile ilgili büyük planının önemli bir aşamasıdır. Kurmak istedikleri Tek adam rejimiyle Türkiye’yi bölge siyasasının bir parçası olarak istedikleri gibi oynatacaklarını düşünüyorlar. ABD’nin bu planını bozmak için HAYIR demek şimdi çok daha önemli hale geldi.

16 Nisan’da HAYIR demek bir yurtseverlik görevidir.

 

(*) Şimdi merak edilen bir başka konu var: “Haçlılar”ın lider ülkesinin Başkanı olduğunu ispatlamaya çalışan Trump Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’ni korkutmak için savaş gemilerini Pasifik’e gönderiyor. Acaba AKP hükümeti, 1950’de DP’nin yaptığı gibi, uzak doğuda da Amerikan’ın dünya jandarması rolünün, Çin’le çatışma ihtimali yaratacak bu saldırgan tavrının da yanında yer alacak mı? Tek Adam rejimini kurmayı başarırlarsa, NATO’yla “nikâh tazelemek” amacıyla Kuzey Kore’ye karşı da “Eyy” diye başlayan yüksek perdeden sesler duyabiliriz…

Benzer yazılar

1 Yorum

  1. Altay Karaca

    Aşağıda 9 Nisan 2017’de Hürriyet ‘te çıkan haber, “Eyy”lerin nasıl “Şeyy”lere dönüştüğünü gösteriyor…

    “İdlib teşekkürü: Yıldırım, Pence ile telefonda görüştü

    BAŞBAKAN Binali Yıldırım, ABD Başkan Yardımcısı Michael Pence ile telefonla görüşmesinde, Suriye rejiminin İdlib’deki kimyasal saldırıyla işlediği insanlık suçuna ABD tarafından verilen karşılığın insanlık vicdanına ve dünya kamuoyunun hislerine tercüman olduğunu söyledi. Yıldırım, ABD’den Suriye meselesine daha fazla ağırlık koymasını beklediklerini ve bu yolda her türlü desteği vermeye hazır olduklarını da bildirdi.

    Başbakanlık Basın Merkezinden yapılan açıklamada, Yıldırım, önceki gece yapılan görüşmede, bu gelişmeler ışığında Türkiye’ye doğru bir göç hareketi ihtimalini de göz önünde bulundurarak Suriye’de güvenli bölge tesis edilmesi seçeneği üzerinde daha fazla durulması gerektiğini de vurguladı. Pence ise Türkiye’nin ABD’ye verdiği destek için teşekkür etti. Türkiye ile diyalog ve iş birliğine önem verdiklerini vurgulayan Pence, Suriye’deki sınamalar karşısında iş birliğinin gelecek dönem daha da geliştirilmesini arzu ettiklerini ve Suriye’deki insani krizi de göz önünde bulunduracaklarını söyledi. Pence, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ABD Başkanı Trump’ın ve kendisinin selam ve iyi dileklerinin iletilmesini de rica etti.”

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!