At Üsküdar’ı Geçemedi

16 Nisan referandumunun gerçek sonuçları:

16 Nisan halk oylamasında AKP ve Erdoğan kazanmadı, Hayır diyenler de kaybetmedi. Bu referandumun asıl kaybedeni adalet ve hukuk oldu.

Erdoğan ve AKP iktidarı hem halkın gözünde hem de hukuksal açıdan meşruiyetini kaybetti. El çabukluğuyla referandum sonuçlarını ilan ettirerek çok şaibeli bir sonuç yattılar. Seçim anında ve sayım sonrasında yapılan yasa dışı işler yıllarca AKP’nin üstünden çıkmayacak ağır lekelerdir.

-Seçim kanununa göre seçim sonuçları saat 21.00’den önce açıklanamayacağı halde, resmi haber ajansı ve seçim sonuçlarının tek kaynağı olan Anadolu Ajansı seçimler biter bitmez, daha sandıkların çoğu yeni açılırken sonuçları açıklamaya başladı. Hem de Evet’i yüzde 67 şeklinde göstererek!

Sonuçlardan çıkan gerçek de gösterdi ki, Anadolu Ajansı ilk ilan ettiği sonuçlarla algı operasyonu yapmaya çalıştı. Amaçları, Hayır’cıların umutsuzluğa kapılması ve sandık başlarını terk etmesini sağlamaktı.

Tv’lerde Evet’ler başlarda çok önde (yüzde 67’lerde) gösterilirken, zaman ilerledikçe Anadolu Ajansı üzerinden yapılan resmi açıklamalar adım adım düştü ve yüzde 51’e kadar indi.

Yüzde 67’den yüzde 51’e düşüşün hiçbir bilimsel açıklaması yoktur ve yüzde 67’nin algı operasyonu için uydurulduğu ortadadır. Halkın vergileriyle faaliyet yürüten AA’nın yöneticileri bu yaptıkları operasyonun hesabını vermelidirler.

-Anadolu Ajansı açılan sandık sayısını yüzde doksanların sonlarında verdiğinde, YSK’nin girdiği açılan sandık sayısı rakamının çok daha aşağıda olduğu anlaşıldı. Bu durum açıklığa kavuşturulmalıdır.

-YSK partilere sonuçları geçmeyi 45 dakika kesmesinin nedenini ikna edici biçimde açıklamalıdır. Bu 45 dakika içinde YSK ile AA sonuçları yakınlaştırılmaya mı çalışıldı?

-YSK’nın sandıklar açılmaya başlanırken (saat 17. 05’de) mühürsüz oy pusulalarını kabul ettiğini açıklaması Seçim Kanuna aykırıdır. YSK Başkanı bu mühürsüz oy pusulalarını AKP’li temsilcinin talebiyle kabul ettiklerini açıklaması da ayrı bir şüphe konusudur. Aradaki farkın bu kadar küçük olduğu bir seçimde, bu yasa dışı karar seçimin yönünü değiştirecek sonuçlar yaratmış olabilir. Bu karar referanduma ciddi gölge düşürmüştür.

-CHP sözcüsü bir milyon oyun iptal edildiğini açıkladı. Böylesine basit bir seçimde bu kadar çok iptal olması üzerinde durulması gereken bir durumdur.

-Sonuçlar resmen açıklanmadan, gayri resmi sonucun bile belli olmadığı koşullarda önce Başbakan ve Cumhurbaşkanı’nın çıkıp sanki resmi sonuç açıklanmış gibi konuşma yapmaları, maniple edilen sonucu kamuoyuna benimsetme işidir. Yani bu konuşmalar da algı operasyonunun parçalarıdır.

-Hayır oyalarına sahip çıkması gereken muhalefet liderlerinin, bu oldu bittiye karşı ön alamamaları üzerinde durulması gereken bir konudur. CHP lideri seçim sonuçlarını neden parti merkezinde değil de evinden takip eder. Gelişmelere müdahale etmek için örgütünün başında olması gerekmez mi? Diğer muhalefet önderlerini ise (Özdağ hariç) gören olmadı. Bu durum şaibeli sonucu kabullenme anlamına gelmez mi?

-Bu sonuçlara göre Anayasa değişikliği halk tarafından tam olarak benimsenmemiştir. Erdoğan da istediği gibi “tek adam” olamamıştır.

-Rejim veya sistem değişikliği, anayasa değişikliği toplumsal uzlaşma gerektirir ve o uzlaşmanın matematiksel ifadesi en az 3’te 2’dir, bunun yüzdelik ifadesi yüzde 67’dir. Yüzde 51’le rejim değiştirilemez. Yüzde 49’un karşı çıktığı bir rejim ya da sistem, en baştan sorunludur. 50 milyon insanın 25 milyon +1’i ile rejim değişikliği olmaz.

%51’le değiştirilen bir anayasaya dayanılarak yapılan her işlem tartışma konusu olacaktır.

-Belki de en önemlisi, bu sonuç geçerli hale gelirse Erdoğan, “Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan da olacak”tır. Bu referandum süreci gösterdi ki, 2019’da yapılacak seçimde Erdoğan’ın başkan olması ihtimali düşüktür. O çantadan keklik yerine başka şeyler çıkabilir.

16 Nisan’da istediği gibi “tek adam” olamayan Erdoğan, 2019’da da başkan olamayabilir. Çünkü seçime daha iki buçuk sene var ve bu süre içinde ekonominin iyileşeceğine dair bir işaret yok.  Aksine daha da olumsuz noktalara gideceğine dair çok işaret var. Uluslararası ilişkiler yönünden bu iktidarın önü karanlık, ülkeyi daha kötü maceralara sürükleme ihtimali yüksek. ABD’nin Ortadoğu politikalarına daha fazla teslimiyet olasılığı yüksek görünüyor. Bu kapsamda İran, Irak ve Suriye ile olan sorunlar daha da karmaşık hale gelebilir. Bu yöndeki gelişmeler Rusya ile yeni sorunlar yaratır. AB ülkeleriyle arayı düzeltebilmeleri ancak yeni tavizlerle mümkün olur. Kısacası önümüzdeki dönem dış politika yönünden çok sorunlu geçeceğe benziyor. 2019’a giderken bu iktidarın eli hem ekonomik, hem de uluslararası ilişkiler yönünden zayıf olacak. Bunlara güvenliği de ekleyebiliriz. Bu durumda Erdoğan için başkanlık çok zor!

-Bu anayasa değişikliğiyle Erdoğan toplumu tam ortadan ikiye bölmeyi başararak ülkenin başına en büyük sorunu açtı. Artık toplumun yarısını tam manasıyla kendine karşı cepheleştirdi. Bu oran giderek ekonomik ve siyasal sorunların derinleşmesiyle daha da artacaktır. Bu gelişme aslında ülkenin yumuşak karnı olması bakımından çok kritiktir.

-Bir başka önemli konu da bu referandumda Erdoğan’ın umduğu dağlara kar yağmış olmasıdır. Yıllardır çok güvendikleri İstanbul ve Ankara’yı kaybettiler. Her iki ilde de Hayır’ların çoğunluk olması AKP ve Erdoğan için sonun başlangıcı anlamında kritik eşiğin aşıldığını göstermektedir.  İzmir ise artık muhalefetin kalesi olmuştur. Dahası var; Antalya, Adana, Mersin, Hatay, Diyarbakır, Van, Mardin, Denizli, Aydın, Muğla, Manisa, Balıkesir, Eskişehir, Tekirdağ gibi büyükşehirler de çoğunlukla Hayır demiştir. 1 Kasım seçimlerinde Evet cephesini oluşturanların oy oranları %62’ydi,  Hayır diyenlerin oy oranı ise %38’di. Evet’çilerin oylarında %10’dan fazla bir düşüş var. Bu sonucu kutlamak için havai fişek atmak, AB’ye giriyoruz diye Kızılay’da gündüz havai fişek patlatmak kadar abestir.

Bu rakamların, önümüzdeki günlerde siyaseti daha doğrudan biçimde de etkimesini beklemeliyiz.

Referandumun hiç tartışmasız en büyük kaybedeni Bahçeli’dir. Erdoğan’ın desteğiyle elinde tuttuğu Genel Başkanlığı bırakmayacağını 16 Nisan akşamı yaptığı açıklamayla ortaya koymuştur. Ancak yaptırılmayan kurultaydaki rakipleri Meral Akşener, Ümit Özdağ ve Sinan Ogan’ın bu referandumda MHP tabanının desteğini aldıkları da somut olarak ortaya çıkmıştır.

Bu rakamlara göre, sadece Erdoğan’ın başkanlığı tehlikeye girmemiştir, Melih Gökçek ile Kadir Topbaş da kaybettiler. Antalya’lı Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Menderes Türel de kaybedenler arasındalar.  Denizli’nin Bakanı Nihat Zeybekçi de kaybedenlerin başında gelenlerden.

-Kaybedenler arasında; Havuz medyası, Saraycı troller ve Adil Gür ve benzeri kamuoyu şirketleri de var. (İşlerini dürüst şekilde yapan kamuoyu araştırmacılarına lafımız yok.) Halk oylamasından önce algı operasyonunu başlatan bu çevre ve kişileri artık kimse ciddiye almayacaktır.

Sonuç olarak, 16 Nisan’da yapılan halk oylamasını Erdoğan ve AKP kazanmadı, Hayır diyenler de kaybetmedi. Bu referandumun asıl kaybedeni ülke oldu. Bu referandum sonucuyla iktidar, Türkiye’yi çok zorlu bir ekonomik ve siyasi sürece soktu. Bu sorunlu süreçten çıkış; akılcı, bilimsel, ilerici bir çizgide en geniş halk kitleleriyle buluşmakla mümkündür.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!