Avrupa’dan, Suriye’de ‘savaş adımı’

Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius, Paris ve Londra’nın Suriye muhalefetini silahlandıracağını söyledi. Karar, ÖSO tarafından memnuniyetle karşılandı. Suriye yönetimi ise Fransa ve İngiltere’den gelen açıklamaları, uluslararası hukukun açık bir ihlali olarak değerlendirdi.

El-Arabiya TV’de yer alan habere göre; Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius, Avrupa Birliği’nden Suriye muhalefetine uygulanan ambargonun kaldırılması için toplantı zamanının belirlenmesini isteyeceğini, toplantının gerçekleşmemesi halinde Paris ve Londra’nın Suriye muhalefetini silahlandıracağını söyledi.

Suriye halkının kendisini savunma hakkının olduğunu öne süren Fabius, Ulusal Koalisyon ve Özgür Suriye Ordusu’nun mümkün olan tüm yollarla desteklenmesi gerektiğini ifade etti.

Fabius, “AB’de müttefiklerimizi ikna etmemiz gerekiyor. Koalisyon için silah ambargosunu kaldırmamız dışında başka bir seçenek yok” dedi.

İngiltere Başbakanı David Cameron da, ambargonun kaldırılmaması halinde İngiltere olarak AB’nin silah ambargosunu dikkate almayacaklarını, Beşşar Esad yönetiminin devrilmesi için Suriye muhalefetini silahlandıracaklarını söylemişti.

İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague de Suriye muhalefetinin silahlandırılması hususunda tüm seçeneklerin açık olduğunu söylemişti.

AB’nin Suriye’ye uyguladığı ambargonun delinerek, muhalefetin silahlandırılmasına karşı çıkan Almanya, silahlandırma halinde bölge ülkelerindeki istikrarın da bozulacağını düşünüyor.

 

SUK MURADINA ERDİ

Suriye Ulusal Koalisyonu, Fransa ve İngiltere’nin Özgür Suriye Ordusu’nu silahlandırma kararının, doğru yönde atılmış bir adım olarak gördüğünü açıkladı.

Örgütün sözcüleinden Velid Bunni, Fransa Dışişleri Bakanı Fabius’un Paris ve Londra’nın Suriye muhalefetini silahlandıracağına dair açıklaması üzerine Fransız haber ajansına verdiği demecinde Fransa’nın İngiltere ile birlikte silahlı grupları desteklemesinin doğru bir adım olacağını söyledi.

Velid Bunni, “Doğru yönde atılmış bir adım. Amerika ve AB, muhalefeti silahlandırmayarak, Beşşar Esad’a ‘savaşına devam et’ mesajını vermiş oluyorlar. Beşşar Esed, kendisini devirecek silahlı bir gücün varlığını görmedikçe siyasi çözümü kabul etmeyecektir. Suriye yönetimi, İran ve Rusya’dan destek aldığı sürece, zafer kazanacağı kanaatini koruyacaktır” dedi.

Yurt Gazetesi, 14 Mart 2013

ABD muhalifleri Esad’la masaya oturmaya çağırdı

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Suriye’de geçici hükümetin oluşturulması için muhalifler ve Beşar Esad’ın görüşmelere başlaması gerektiğini söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Norveçli mevkidaşı Espen Barth Eide’yle Washington’da düzenlediği basın açıklamasında Suriye’de akan kanın durmasını istediklerini söyledi.

Suriye’de dağınık halde bulunan muhalif gruplara birleşme çağrısında bulunan Kerry, geçici hükümetin oluşturulabilmesi için de Beşar Esad ve muhaliflerin masaya oturmaları gerektiğini ifade etti.

“ABD ve Dünya Suriye’de ölümlerin durmasını istiyor” diyen Dışişleri Bakanı, “Biz, Esad ve Suriye muhalefetini, geçiş hükümetinin oluşturulması konusunda her iki tarafın da karşılıklı rızasını gerektiren Cenevre sözleşmesi gereğince aynı masada görebilmeyi umuyoruz” dedi.

Suriye’de geçici hükümetin oluşturulabilmesi için muhalefetin de masaya oturması gerektiğinin altını çizen Kerry, “Bu yüzden bastırıyoruz. Bunu yapabilmek için de Beşar Esad’ın sonsuza kadar savaşabileceği yönündeki hesaplarını değiştirmeniz gerekir. Ancak bunun için ayrıca masaya oturacak ve işbirliğine açık bir muhalefete ihtiyacınız var ” ifadelerini kullandı.

Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eideise muhaliflerin silahlandırılmasını destekliyor musunuz sorusuna ise “Biz, en azından şmdilik muhaliflerin aktif bir şekilde silahlandırılmasını istemiyoruz. Bence bizim bu konudaki duruşumuz ABD’nin duruşuna oldukça benzer ” diyerek cevap verdi.

(soL- Dış Haberler) Çarşamba, 13 Mart 2013

***   ***

Salı, 12 Mart 2013

 

Salih Müslim: İmralı süreci bizi de etkiler

Suriye’deki en büyük Kürt partisinin lideri Salih Müslim, Kürtler ile ÖSO arasındaki anlaşmayı değerlendirirken, Abdullah Öcalan’la başlayan görüşmelerin kendilerini de etkileyeceğini söyledi.

Suriye Kürdistanı’ndaki Demokratik Birlik Partisi (PYD) Eşbaşkanı Salih Müslim ANF’ye konuştu.

Bölgedeki Kürt silahlı gücü YPG ile ÖSO arasındaki anlaşmayı “Suriye Ulusal Koalisyonu ve Yüksek Kürt Konseyi anlaşması” olarak nitelendiren Müslim, Türkiye’de Abdullah Öcalan’la devlet arasında başlayan görüşmelerin kendilerini de etkileyeceğini söyledi.

Röportajın satır başları şöyle:

Peki Arap köylerinin olduğu bölgelerde, özellikle Cizir bölgesinde nasıl bir işleyiş veya yönetim şekli var? O tür bölgelere nasıl bir yaklaşımınız söz konusu?

Şimdi bu konu bizim için stratejik bir konu. Çok stratejik bir durum. Biz Kürt Arap çatışmasına zemin oluşturulmasını müsaade etmiyoruz. Bazı güçler, Suriye içinde ve dışındaki bazı güçler olası bir Kürt Arap çatışmasının meydana gelmesi için çok çabaladı ancak biz buna zemin sunmadık. Çok hassas yaklaşıyoruz. Bazı bölgelere kaygılı yaklaşımlarımız oluyor. Çünkü yıllardır hassasiyet oluşturulmuş. Biz bu tür bölgelere de diyalog yöntemiyle yaklaşıp sorunları bu şekilde çözüme kavuşturmaya gayret gösteriyoruz.

Serêkaniyê’de durum ne, son olarak orada YPG ve ÖSO arasında bir anlaşma yapıldı. Gerekleri yerine getiriliyor mu ve bu anlaşma söz konusu güçlerle ilişkilerinizin seyrini nasıl etkiledi, etkiliyor?

Şimdi anlaşma başta YPG ve Suriye ÖSO’su tarafından yapıldı. Ancak bu anlaşma daha sonra Yüksek Kürt Konseyi ve Suriye ulusal Koalisyonu tarafından da onaylanıp imzalandı. Bu şekliyle siyasi bir karakter kazandı. Zaten işleyiş gereği YPG’nin anlaşmasını Yüksek Kürt Konseyi’nin onaylaması gerekiyordu ve onayladık.

‘SURİYE ULUSAL KOALİSYONU İLE ANLAŞTIK’

Bu, Suriye Ulusal Koalisyonu ve Yüksek Kürt Konseyi anlaşması anlamına mı geliyor?

Evet, her iki siyasi muhatap anlaşmayı imzaladı. Şimdi yürürlükte. Bazılarının tahmininden de öte anlaşmanın gerekleri yerine getiriliyor. Bu anlaşma tarafların birbirini daha iyi anlamasına vesile oldu. Diğer taraf başta, biz kendi başımıza karar alamıyoruz vb. şeyler dile getiriyordu. Türk hükümeti bizimle ilgili onlara yanlış bilgi enjekte etmişti bu diyaloglarla bu durum biraz aşıldı.

Ama siz bu grupların Suriye dışından getirilen çete gruplar olduğunu söylüyordunuz?

Evet biz Suriye dışından gelenlerle anlaşma imzalamadık. Bizim muhatap alıp imzaladığımız güçler Suriye’nin içindeki güçlerdir. Dışarıdan gelen çeteci gruplar bu anlaşmayla zaten ofsayda düştüler ve YPG’ye karşı yenilip çıkmak durumunda kaldılar. Biz Suriye Özgür Suriye Ordusu ile anlaşma imzaladık. Türkiye’nin gönderdiği, Afganistan’dan şuradan buradan da gelen çetelerle değil. Onlar aradan çıktı artık.

Yani bu gruplar tasfiye mi edildi?

Bu gruplar artık bizim bölgemizde yoklar ve bu anlaşmanın bir parçası, muhatabı değiller. Onlar darbelerini alıp gittiler.

Bu gelişmeyle birlikte sizin Suriye Ulusal Koalisyonu’yla ilişkileriniz de biraz pekişti sanırım. En son Muaz El Hatip ile Kahire’de bir görüşme yaptınız. Görüşmeleriniz devam ediyor mu?

Şimdi bu koalisyon ilk kurulduğunda Yüksek Kürt Konseyi’ni muhatap olarak tanımadı. Bu, Türkiye’nin yönlendirmesiyle oluyordu tabii ki. Onlar bazı Kürt partileri ve şahsiyetleri esas alıp bizi içten parçalamayı esas aldılar. Kendilerine göre yönlendirmek istediler. Biz o zaman onlara haber gönderdik ve dedik ki; Yüksek Kürt Konseyi dışında hiç kimse Kürtleri temsil etmiyor dedik. Kürt partilerine de, siz Kürtleri temsil etmiyorsunuz Kürtlerin temsilcisi Yüksek Kürt Konseyi’dir dedik. Bazıları gidip bazı toplantılarda konuştular ve sadece onunla yetindiler.

Daha sonra özellikle Serêkaniyê’deki gelişmelerden sonra biz diyalogun devam etmesi için bir komite oluşturduk ancak olmadı diyalogumuz sürmedi.

‘İMRALI SÜRECİ BİZİ ETKİLER, TÜRKİYE İLE YENİ BİR SAYFA AÇARIZ’

Şimdi Türkiye’de yeni bir süreç başladı. İmralı süreci. Görüşmeler var. Bu süreç başarıya ulaşırsa Suriye ve Batı Kürdistan’a nasıl bir etkide bulunacak?

Eskiden Suriye Rejimi ve Türk hükümeti dostken biz bunu bedelini ödüyorduk. İşkence, zulüm görüyorduk. Türk ve Suriye rejiminin anlaşması gereği tesadüfen Suriye’den geçen her hangi bir Apocu bile anında Türkiye’ye iade ediliyordu veya infaz ediliyordu. Yani bedelini yine biz ödüyorduk. Şimdi durum değişti bu defa Türk hükümeti muhaliflerle dost ve tüm hesaplarını yine bizim tanınmamız üzerine kurgulamış. Yani yeni Suriye’de de bize bedel ödetmek istiyor. Hem kendisi Kürtlerin haklarını ve varlığını kabul etmiyor hem de başkalarının da Kürtleri kabul etmesini istemiyor. Eğer Türkiye’de Kürtlerin hakları tanınırsa o zaman Suriye’deki bu politika da çöker. O zaman herkes madem sen Kürtleri tanıdın niye bizim tanımamızı engelliyorsun diyecek. Bu bizim oradaki statümüzü doğrudan etkileyecek. Türkiye ile anlaşma olursa bizim Araplarla anlaşmamız konusunda sorun kalmaz.

Bir de tabii ki bizim, yani batı Kürdistan’daki Kürtlerin Türklerle ilişkileri yeni bir mecraya girecek. Yani bizim Türklere ne zararımız olmuş ki. Bizim onlarla bir sorunumuz yok. Biz sorunların aşılmasını, sınırların açılmasını ve ilişkilerimizin normal seyrine girmesini arzuluyoruz.

Türkiye ile bu sorunlar aşılırsa Suriye muhalefetiyle ilişkilerinizde yeni bir sayfa açılacak anlamına mı geliyor?

Elbette. Ama Arap muhalefetiyle, Araplarla bir sorunumuz yok zaten. Türkiye’nin yönlendirmesiyle hareket eden güçlerden bahsediyoruz. Türkiye’nin 100 milyon dolar bütçe ayırdığı Dicle Fırat güçlerinden bahsediyoruz. Türkiye bu yatırımı bize karşı yaptı. Eğer parası çoksa 100 milyon dolarını kendi halkına hizmet olarak sunsun.

Ankara’dan davet alırsanız gider misiniz?

Muaz El Hatip bu konuyu kendileriyle görüşüp bize dönecekti yanıt bekliyoruz.

Yani bir çeşit arabuluculuk mu yapacak?

Eğer isterse yapabilir tabii ki. Türk yetkililerin de kendisine bizimle görüşmeye hayır demediklerini duydum. Son iki gündür görüşmedik. Eğer Ankara görüşmeye hazırsa biz hazırız.

Sol Portal

 

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!