Devrimciler Sömürü Malzemesi Değildir ve Olamaz

Geçtiğimiz günlerde S. Demirtaş grup toplantısı sırasında hükümetle pazarlık yapmadıklarını, başkanlık sistemi tartışmalarının tekrar ısıtılıp gündeme getirildiği bir siyasal konjonktürde tekraren ifade etti. Eder, etmelidir, hakkıdır da… Ama bunu yaparken, televizyon başında tüylerimizi diken diken eden şu sözleri de sarf etti (mealen); bizim geçmişimizde kirli pazarlıklar, tezgahlar yok. Kaypakkaya pazarlık yaptı mı, Mahirler, Denizler pazarlık yaptı mı?

Doğrusu ben, önce kulaklarıma inanamadım. Hani bir cisim size aniden çarpar da, ilk saniyelerde olayın sıcağıyla anlayamazsınız ya… Sonra da içimi derin bir öfke ve çaresizlik duygusunun kapladığını hissettim.

Herkese cevap yetiştirecek halimiz yok. Elbette, isteyen istediğini düşünmekte, söylemekte özgürdür. Ancak, eğer durum, geçmişle irtibat kurmayı gerektiriyorsa, HDP’nin kendi geçmişini Mahir’lere, Deniz’lere dayandırması, gözümüzün içine baka baka, bu geçmişi bilen insanların aklıyla alay etmek demektir. Bu sığ popülizmi, yaşları müsait olanlar belki “yutabilir”, ancak devrimci hareketimizin geçmişini biraz bilenler, kendilerini az önce tarif ettiğim durumda, olsa olsa sinirli bir çaresizlik içinde hissederler.

Türkiye Devrimci hareketi, yarattığı inanılmaz değerlerle, büyük bedeller ödeyerek, emperyalizme ve faşizme karşı kararlı bir mücadeleyle gelişmiş ve bu koşullarda var olmuştur. Üzerinde yükseldiği değerler, bağımsızlık ve anti-emperyalizm temelinde katıksız bir yurtseverliktir. Mahir Çayan ve arkadaşlarının son sözleri bağımsız bir ülke şiarı olmuştur. Bu uğurda ölüme gittiler. Son nefeslerinde bile, Yankee emperyalizminin NATO’cu subaylarıyla Mehmetçiği birbirinden ayırt ediyorlardı. Pazarlık yapmadılar, doğrudur. Pazarlık yapmadılar ve yaşamlarını halk uğruna “yoğa saydılar” (tırnak içindeki deyim, yakın zamanda yitirdiğimiz, namus timsali büyük bir işçi önderi abimize ait). Yaşamlarını yoğa saydılar ve geride tertemiz bir devrimci miras bıraktılar.

Bu mirası iğdiş etmek, emperyalizmin Ortadoğu politikalarına eklemlenip gizli servislerle açıktan görüşme yapanların haddine değildir. Devrimci hareketimizin bağımsızlıkçı, anti-emperyalist, yurtsever geçmişini bu kadar kolay ağzınıza alamazsınız. Bu ülkede aydınlanmanın ve Cumhuriyetin bağımsızlıkçı çizgisinin üzerinde gelişen, kendilerine ikinci millî kurtuluş savaşçıları diyen, ABD emperyalizmi ve işbirlikçilerine karşı ölümü göze alan devrimci geçmişimize böyle arsızca el uzatamazsınız. ABD uçaklarını alkışlayan, subaylarıyla harita başında planlar kuranlar, hangi hakla Mahir’den, Deniz’den söz edebiliyorlar? Bu ne cüret?

Herkesi aklını başına toplamaya, görevi devrimci hareketin tarihsel geçmişini çarpıtmak ve tasfiye etmek olan siyasi yapılarla aralarına mesafe koymaya davet ediyorum…

Mehmet Kemal Aladağ

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!