Enteresan Açıklamalar-Yurttaş Sever

Halkımız kendi dertleriyle boğuşurken ülkemizi doğrudan ilgilendiren konularda ilginç açıklamalar yapıldı. Bunlardan önemli olanlara göz atalım:

Çavuşoğlu ABD İle Menbiç Konusunda Gizli Anlaşma Yaptıklarını Söyledi (Mi?)

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Fransız Le Monde gazetesinin internet sürümüne yaptığı açıklamada AKP’nin kırmızı çizgi ilan ettiği Fırat’ın batısındaki 98 km’lik bölgede yer alan, Menbiç’le ilgili ABD ile “gizli anlaşma” yaptıklarını söylediği bazı gazetelerde yer aldı.

5 Temmuz 2016’da Hürriyet gazetesinde yayınlanan bu açıklamaya göre, Çavuşoğlu Türkiye’nin aynı anda IŞİD ve PKK ile mücadele etmesinden başka seçeneği olmadığını belirttikten sonra, “PKK ile niye barış sürecine geri dönülmediğiyle’ ilgili olarak “Yeniden (saldırıya) başlayan biz değiliz. Terörden vazgeçer ve silah bırakırsa çözüm sürecine yeniden başlayabiliriz. Avrupalılar ve Amerikalılar neden PKK’dan terör eylemlerine son vermesini istemiyorlar” dedi.

Çavuşoğlu’nun bu açıklamasının en dikkat çekici yanı ise ABD ile Menbiç konusunda gizli bir anlaşma yaptıklarını belirtmesiydi. ABD’nin Menbiç ile ilgili varılan anlaşmaya uyduğunu belirten Dışişleri Bakanı “Menbiç’in geleceği konusunda nasıl bir anlaşmaya vardınız” diye sorulması üzerine, “Bu gizli bir askeri anlaşma, bunun hakkında konuşmak istemiyorum” yanıtını verdiği iddia edildi (abç).

Tam da “böylece 1947’de ABD ile yapılmaya başlanan İkili Gizli Anlaşmalara bir yenisi daha eklenmiş oldu” derken Dışişleri Bakanlığı Sözcüsünden yalanlama geldi. Zaten hep böyle yaparlar. Ya gazeteciler yanlış yorumlar, ya da maksatlarını aşarlar vs…

Bu açıklamanın gazetelerden yer almasından sonra Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tanju Bilgiç, Bakan Mevlüt Çavuşoğlu’nun Le Monde gazetesiyle yaptığı söyleşide, “Münbiç konusunda ABD ile gizli askeri bir anlaşmaya varıldı” şeklinde bir ifade kullanmadığını belirterek yukarıdaki haberin bu kısmını yalanladı.

6 Temmuz 2016 tarihinde Hürriyet.com.tr’de belirtildiğine göre, Çavuşoğlu Le Monde gazetesi muhabirinin “Türkiye’nin Menbiç konusunda ABD ile nasıl bir anlaşmaya vardığı” sorusuna, “Bu konunun iki ülkenin askeri makamları arasında bir iş birliği konusu olduğu ve askeri iş birliğinin detayları hakkında bilgi veremeyeceği” yanıtını vermiş. Sözcünün belirttiğine göre, “Sayın Bakan mülakatında ‘Münbiç konusunda ABD ile gizli askeri bir anlaşmaya varıldı’ şeklinde bir ifade kullanmamış” (abç). Bu son açıklamaya göre, “gizli anlaşma” değil “iş birliği” yapmışlar. Sonuçta ne fark edecekse! Hedefe varmak için –Suriye’nin kuzeyini bu ülkeden koparmak için- birlikte davranıyorlarmış…

Bilindiği gibi Suriye’nin kuzeyindeki Menbiç şehri, halen IŞİD’in elinde. YPG liderliğindeki ittifak güçleri ABD’nin yönlendiriciliğinde Menbiç’i ele geçirmeye çalışıyorlar. Türkiye, ABD ile vardığı “Menbiç Anlaşması” gereği bu ilerleyişe müdahale etmeyerek daha önce ilan ettiği “kırmızı çizgi”yi sildi.

Bu arada Çavuşoğlu Le Monde’a yaptığı açıklamanın bir başka bölümünde (ki bu kısım Dışişleri tarafından yalanlanmadı) Ankara’nın bu anlaşmaya uyduğunu ve ABD ile sorun yaşanmadığını belirtmişti.

“Hükümet Kürt Meselesine Barışçı Çözüm Bulup Sadece IŞİD’e Odaklanmalı”

Bu başlık 4 Temmuz 2016’da Amerika’nın Sesi’nde yer aldı. Yukarıdaki sözün sahibi Obama’ya yakınlığıyla bilinen Amerikan İlerleme Merkezi’nden Türkiye uzmanı Michael Werz.

Atatürk Hava Limanı’na yapılan saldırıdan sonra Mehmet Toroğlu’na konuşan Werz, “saldırıdan siyasi bir netice de çıkarabiliriz” diyor ve şöyle devam ediyor: “o da şu; Türk hükümetinin Kürt meselesinde barışçıl çözüm bulması ve böylece IŞİD ve terörle mücadeleye özellikle odaklanması gerekiyor. Bu hem Türkiye hem Avrupa Birliği hem de ABD-Türkiye ortaklığı için zorunlu.”

  1. Werz katliamdan bu siyasi sonucu çıkarmış. Peki, Obama’ya yakın Türkiye uzmanının bu konuşmasından şöyle bir siyasi sonuç çıkarılamaz mı? Saldırı, Türkiye’yi PKK ile görüşmeye, “barışçı çözüme” zorlamak için yapılmış olabilir. Bu durumda insanın aklına şu soru da geliyor: Geçen aylarda Kilis’e atılan füzelerle de benzer bir zorlama yapılmak istenmiş olabilir mi?

Werz açıklamalarının devamında yeni saldırılarından söz ederek aslında korku salmaya çalışıyor:  “Bu, IŞİD’in Türk topraklarını hedef aldığı en az 3 ya da 4’üncü saldırı. (Dikkat; Kilis’e yapılan saldırılardan söz etmiyor. Bn.) Dolayısıyla evet, IŞİD saldırı noktası olarak Türkiye’yi özellikle seçiyor gibi görünüyor. Kolay giriş-çıkış yapabiliyor, Suriye’de savaş alanlarına çok yakın ve tabi ki IŞİD güçlülükten değil zayıflığından bu saldırıları düzenliyor, Irak ve Suriye’de toprak kaybediyor. Dolayısıyla maalesef Avrupa ve Türkiye’nin şehirlerinde vahim saldırıların yenilerini bekleyebiliriz.”

İstanbul Atatürk Havalimanı’nın yılda 60 milyon yolcu çektiğine ve dolayısıyla dünya genelindeki 60 milyon kişinin bu saldırıdan dolaylı biçimde etkilendiğine işaret eden Werz, bunun Türkiye’de istikrar ve güvenliğe büyük bir darbe vurduğunu da belirterek korkunun boyutunu yükseltmeye çalışıyor.

Werz’in kritik, güncel sorun Türkiye-Suriye sınırı ve Menbiç bölgesiyle ilgili görüşlerini de okuyalım:

“Bu çok zorlu bir hedef, herkes bunu biliyor. Sınırda IŞİD’in elindeki son toprak parçası olan 98 kilometrelik Menbiç bölgesine dair atılacak adımlar hakkında istişareler yürütülmeli, görüşmeler olmalı. Şu nokta net ki bu bölgenin kurtarılması ve sınırın kapatılması Amerika’nın da Türkiye’nin de Avrupa’nın da çıkarına. Bu, çok değişken olan bir bölgede istikrarı artıracak ve Türkiye’yi Suriye’deki korkunç iç savaşın etkilerinden bir dereceye kadar koruyacak.”

Kurtarıcı kim olacak? Werz gibilere göre ABD’nin önderliğinde YPG.

Bu zat yukarıda sözü edilen konuşmayı yaptığı sırada Türkiye ile ABD arasında yapılan gizli anlaşmadan (işbirliği mi demek lazım?) haberdar değil anlaşılan! Buradan çıkan sonuç; AKP iktidarının ABD ile işbirliği konusunda Amerikan düşünce kuruluşlarının da önünde gidiyor olmasıdır.

 

Salih Müslim: “Batı Kürdistan’da Üç ABD Üssü Var.”

4 Temmuz 2016 tarihli Hürriyet’te Ferit Aslan’ın bildirdiğine göre, PYD Eş Başkanı Salih Müslim Lübnan gazetesi El Hayat’a verdiği demeçte, Türkiye ve Rusya ilişkilerinin yeniden normalleşmesinin özerk yönetim programına etki etmeyeceğini, Rojava’nın federasyondan vazgeçmeyeceğini, Afrin ve Kobani kantonlarını da birleştireceklerini belirtiyor ve şöyle diyor:

“Batı Kürdistan’da (Suriye’nin kuzeyi) 3 ABD üssü var. ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyon ve Washington’un desteğine güveniyoruz. Dış dünya ile diplomatik ilişkilerin geliştirilmesinin önünü açan ve Kürtlere ait ayrı bir bayrak kabulü de dahil olmak üzere 85 maddeden oluşan bir federal anayasa taslağı hazırlıyoruz.”

Müslim’in sözünü ettiği bu gelişmeleri ABD ile Türkiye’nin yaptığı gizli anlaşmanın ya da iş birliğinin yarattığını kestirmek hiç de zor değil. Yapılanın özeti; ABD uçaklarının gölgesinde, uzmanlarının eğitimi ve AKP iktidarının işbirliğiyle Suriye’nin kuzeyinde bir devlet kuruluyor.

Arap dünyasının bu önemli gazetesi (El Hayat), PYD’ye en büyük desteğin ABD’den geldiğini belirtmekle kalmamakta, Başkan Obama’nın Uluslararası Koalisyon Özel Temsilcisi Bret McGurk’un bu partinin silahlı kanadı YPG’nin en ateşli taraftarı olduğunu da yazarak Suriye’nin kuzeyinde kurulmaya çalışılan devletin arkasındaki asıl güce vurgu yapmaktan geri kalmamaktadır.

Netice

Yukarıdaki üç kişinin açıklamalarının yaptığı temel çağrışım; emperyalizmin Orta Doğu’da yüz yıldır sürdürdüğü sömürgeci politikalarında özde bir değişikliğin olmadığıdır. Emperyalist güçler (bu güçlerin önderliğini yapan ülke zaman içinde değişmiş olsa da) bu bölgenin yer altı ve yerüstü zenginliklerine sahip olabilmek ve stratejik konumundan faydalanabilmek için her türlü askeri, politik vb. yollara başvurmaktadırlar. Amaçlarına ulaşabilmek için her türden ahlak ve insanlık dışı yol-yöntem icat etmekten de geri kalmadıklarını gördük. En acısı da yüz yıldır bu coğrafyada işbirlikçi kurum-kuruluş ve topluluk önderleri bulmakta hiç sıkıntı çekmemeleridir.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!