Günümüz Gerçekliğinde Nasıl Bir Cumhurbaşkanı Adayı?

Kamuoyu oluşturucuları tarafından getirildiğimiz noktada, ideal olan Cumhurbaşkanı adayı ile kazanma şansına sahip Cumhurbaşkanı adayı arasına sıkıştırılmış gibi görünüyoruz. Bu sıkıştırmanın amacının ne olduğu da belli. Halkı istedikleri adaya doğru yönlendirmek, mecbur bırakmak.

Siyaset denilen şeyin bir çelişkiler, inişler-çıkışlar ve hatta açmazlar, alacakaranlıklar içinde hedefe doğru ilerleme sanatı olduğunu bilenler için bu operasyon sürpriz sayılmaz. Düz bir yolda, sorunsuz ortamlarda, yönlendirme ve algı operasyonları olmadan bu ülkede politika yapmanın imkânı var mı? Hele de emperyalizmin ülkemizin her işinin içinde olduğu; bütün siyasi, ekonomik, askeri ve toplumsal sorunlarına el attığı bu ortamda, at izi ile it izinin birbirine karıştırıldığı günümüz koşullarında doğru yolu, devrimci ve geleceği olan yolu bulmanın ne kadar zor olduğu besbelli. Marifet böyle durumlarda da lafı eğip bükmeden açık konuşmaktır. Düşüncesini açıkça söylemek yerine gargara yapmayı tercih eden adamdan devrimci olmayacağını bu toprakların insanları bilirler.

Cumhurbaşkanlığı konusundaki tavrımızı da bu temel anlayıştan hareketle ortaya koymalıyız. Öncelikle hiçbir dinsel, mezhepsel, etnik ve kültürel etki altında kalmadan, soruna halkın ve ülkenin geleceği açısından yaklaşarak, cumhurbaşkanında olmasını istediğimiz özellikleri sıralayalım:

1-Emperyalizmin hegemonyasına ve politikalarına karşı ülkenin ve halkın çıkarlarını savunabilecek birisi olmalıdır.
2-Gerçek anlamda laik, demokrat ve aydınlanmacı olmalıdır.
3-Ülkede gerçek demokrasinin kurulması, Cumhuriyet değerlerinin geliştirilmesi, özgür ve eşit bir toplum hayatının inşası için var gücüyle çalışacak bir insan evladı Cumhurbaşkanı olmalıdır.
4-Ezilenlerin sorunlarına sahip çıkacak, işçinin, köylünün, işsizin ve dar gelirlinin yanında yer alacak, kadın haklarını savunacak ve gençliğin sorunlarına sahip çıkacak birisi olmalıdır.
5-Özelleştirilmelere, taşeronlaştırmaya karşı çıkmalı ve halkın çıkarlarını savunmalıdır.
6-Emperyalist güçlerin ve işbirlikçilerinin Türkiye’de ve çevresindeki ülkelerde yürüttükleri bütün oyunlara, demokrasi, insan hakları ya da özgürlük görünümü verilmiş sahte gerekçelerle yeni sömürgeciliği uygulamaya sokmak amaçlı iç savaşlar çıkarma ve bu ülkeleri parçalama girişimlerine açıkça karşı çıkabilecek birisi cumhurbaşkanı olmalıdır.

Elbette ki bu koşullar ideal bir cumhurbaşkanı adayında aranır. Ama bugünkü siyasi koşullarda da en azından ilk iki maddeyi karşılayacak birisinin cumhurbaşkanı olması gerekir. AKP’nin adayına karşı çıkarılacak adayda bu iki özellik mutlaka aranmalıdır. Bu iki özelliği taşımayan birisine bu ülkenin yurtseverleri ve halkının yarınlarını düşünenler neden oy verecekler ki? Sırf RTE kazanmasın da kim kazanırsa kazansın ya da Kılıçdaroğlu ile Bahçeli aday gösterdi diye kim ya da nasıl olursa olsun o kişiyi destekleyelim mi denilecek? Elbette ki hayır.

Açıkça soralım: Kılıçdaroğlu, kendisi gibi emperyalizmle uzlaşabilecek liberal eğilimli, ABD-AB destekli birisini aday gösterirse ne olacak? Bu durumda CHP’nin demokrat, aydınlanmacı milletvekilleri; halka, ülkeye ve hatta bölge ülkelerinin halklarına karşı ağır bir sorumlulukla karşı karşıya kalacaklarının bilincinde olmalıdırlar. Böyle bir gelişme karşısında, bu milletvekilleri, yukarıdaki iki temel özelliği taşıyan, ilerici-demokrat ve yurtsever bir kişiyi tereddütsüz cumhurbaşkanlığına aday göstermelidirler. Bu özellikleri taşıyan bir adayın ikinci tura kalma şansı, Kılıçdaroğlu’nun Batı işbirlikçisi ya da Bahçeli’nin yeşil kuşakçı adayından daha fazla olacaktır. Ve son turda bu demokrat-ilerici, yurtsever aday ile RTE yarışacaktır. Bu yarış, kimin ne olduğunu tarih sayfalarına bir daha silinmemecesine kaydedecektir. Kim ilerici-kim gerici, kim devrimci-kim karşı devrimci, kim ülkesinden ve halkından yana-kim emperyalizmin işbirlikçisi apaçık ortaya çıkacaktır. O kritik geçitten sonra politika da, ittifaklar da, mücadelenin biçimi de, örgütlenme de yeniden şekillenecektir. Genel seçime de bu yeni şekillenme üzerinden gidilecektir. Unutmayalım ki, bugünün yarını da var.

Çünkü bu gelişmeden sonra, demokratların-yurtseverlerin bu adayı seçimi alamasa dahi yeni döneme muhalefetin lideri olarak girecektir. Bütün bağımsızlıkçıların, aydınlanmacıların, laiklerin desteğini arkasına alarak ilerici kesimin içine sızdırılmış olan işbirlikçiler siyaset arenasından temizlenecektir. Kararlı, mücadeleci, daha önceki siyaset oyunları içinde yıpranmamış ve halkı için yaptığı politikayı bilen birisinin tahminlerin ötesinde bir güç elde edeceğinden kimsenin şüphesi olmamalı. Koşullar büyük bir sıçrama yapmaya uygundur. Önümüzdeki günler, aylar gerçekten devrimci mücadeleye zemin oluşturmaya uygun düşmektedir. Bölgemizde yaşanan büyük krizden ülkemizdeki gericilik önemli bir darbe yiyerek çıkacak. AKP iktidarının da içinde yer aldığı Ortadoğu’daki gerici cephe dünyanın önünde daha fazla rezil olacak. Soma katliamının üstüne gelen yeni özelleştirmeler ve yeni ekonomik sorunlar AKP işbirlikçilerini daha fazla zora sokacak. Bunların üstüne, AKP içindeki iktidar kavgalarının çok fazla şiddetlenmesi tuz-biber olacak. Bu nedenlerle önümüzdeki dönemde kitleler, emperyalist hegemonyaya kafa tutacak, bağımsızlığı, demokrasi ve laikliği savunacak bir liderliğe kuvvetle ihtiyaç duyacaktır. Mevcut sistemin bütün gerici unsurlarına karşı ilerici-aydınlanmacı bir çıkış yapacak, halka güven verebilecek bir liderlik yeni bir umut olarak parlama şansına sahiptir. Bu şans bugünlerde dünden daha fazla vardır.

Bu durumun yaratılmasının ön koşulu, 20 demokrat CHP milletvekili ve yukarıdaki koşullara sahip bir adaydır. Gerekli olan cesaret, kararlılık ve siyasal ufuk sahibi olmaktır. Arkası gelecektir. Bugünü düşündüğümüz kadar yarını da düşünmeliyiz.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!