Hipokrasi ve Hegemonya-Ali Murat Özdemir

bl

Kendi menfaatinizi yalnızca kendi menfaatiniz olarak sunduğunuzda, bu çıkarın korunması sürecinde oluşacak sürtüşmelere sizden başka birilerinin -sizin yanınızda- girmeyeceğini bilirsiniz. Ancak kendi menfaatinizi diğerlerinin de menfaati olarak sunabilirseniz (sunabildiğiniz ölçüde) ortaya çıkabilecek çatışma durumlarında yardım görmeyi umabilirsiniz.

 

Yukarıda sunulan bu ilke büyük siyasal hesaplaşmalar için olduğu kadar –hatta bundan daha da fazla- günlük, sıradan sürtüşmeler için geçerlidir. Otobüste birisi ayağınıza bastı. Şimdi soralım “ah ayağıma bastın, bir özür dile bari” cümlesi mi “bu gençler de böyle oldu, kimse yaşlılara saygı duymuyor artık, bak ayağıma bastı da gidiyor hiçbir şey olmamış gibi” cümlesi mi daha elverişlidir?

 

Bir insana ikinci cümleyi kurdurtan strateji, olumsuz fiziksel bir teması, “toplumsal ölçekli saygı yitimi endişesi” duyan insanlardan oluşan bir seyirci kitlesine dayanarak karşılama imkânı sunduğundan çoğunluğun ikinci cümleyi kullanmaya meyyal olduğunu düşünüyoruz.

 

Ayağınıza basan kimsenin cevabının da benzer mülahazayı içereceğinden şüpheniz olmasın. O da –işte her ne kadar ise- kendi zekâ ve kültür seviyesine uygun olarak savunmasını toplumsallaştırma hevesine kapılacaktır büyük ihtimalle. “Teyzeciğim olayın senin yaşınla bir ilgisi yok, fark etmedim sadece” ifadesi izleyicilere “korkulacak bir şey yok, ben hanım efendinin yakındığı o saygısızlar güruhundan değilim” mesajı içerdiği için hoş bir yanıt olabilecektir.

 

Diyalogu daha fazla uzatmayıp meramımıza gelelim isterseniz. Gayet soldan bir tanıma göre hegemonya kendi menfaatinizi bu çıkarlarla bir ilgisi olmayan –hatta bu çıkarların korunması durumunda kendi çıkarları halel görecek olan- kitlelere, onların menfaati olarak sunabilme (kaktırma) becerinizdir. Dar çıkarı daha geniş bir alanın enerjisini kullanarak, gerçekleştirebilme becerisi hegemonik faaliyetin özüdür öyleyse.

 

Bir başka soru soralım: “Daha geniş bir alanın enerjisini kullanmak bedelsiz midir?” Hegemonya kurma faaliyetinde boncuk arayanlara duyurulur: Bu kullanım karşısında kendi maksadınızın da dönüşeceği, istemeseniz de ettiğiniz laflarla bağlı kalıp (muhtemelen daha hayırlı bir şeylere) dönüşeceğiniz iddiası uyduruk bir entelektüel avuntusudur. Öyleyse sorumuza cevap verelim: “Bedelsizdir, çoğu kez. Bedel ödendiğinde de ödemeyi yapanla vazoyu kıran aynı kişiler olmaz.”

 

Hipokrasi/riyakârlık/ikiyüzlülük dediğimiz şey ise “göründüğün gibi olmama” ya da “olduğun gibi görünmeme” hallerinden birine denk düşen iletişim pratikleri neticesinde karakterimize düşen bir lekedir. Bazen görmezden gelme ediminin uygun adı utanmazlıktır. Bazen bahsi geçen lekeye sınıf iktidarının ezici etkileri karşısında çoğu kez yampiri görünümler edinen duruşumuzu izah etmek, normalleştirmek, bu suretle yaşamı daha katlanılabilir kılmak için bir ölçüde katlanılabilir.

 

Bir cumhuriyet projesini ihya etmek için bir başka cumhuriyet projesine içerden müdahale etmeye yönelik riyakârlık ise katlanılabilir gibi bir şey değildir. Zira bu durumda riyakâr kendi [milli] menfaatini [uyduruk bir kimlik, demokrasi, insan hakları sosuna buladıktan sonra] hepimize yarayacak bir ürün olarak pazarlama işine girişmiştir. Başkalarının yuvalarına kendi yumurtalarını saklayan kuşlar gibi.

 

Ali Murat Özdemir

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!