Kıbrıs’ta Neler Oluyor?

Kıbrıs’ta ABD’nin başlattığı, BM’in gölgesinde sürdürülen

görüşmeler kamuoyunun gözünden saklanarak sürdürülüyor.

Doğu Akdeniz’de İsrail ile Güney Kıbrıs Rum Devleti ortaklığı tarafından bulunan zengin doğal gaz yatağından sonra Batı emperyalizmi Kıbrıs’ı hatırladı ve Kuzey ile Güney’i birleştirmek için sahaya çıktı. Doğal gaz yataklarının tamamına, sorunsuz bir şekilde hükmedebilmek ve Türkiye’nin bu alanlar üzerinde gelecekte söz söylemesinin önünü almak için harekete geçtiler.Kuzey Kıbrıs Türk Devleti vasıtasıyla Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de geniş alanlarda dogal gaz ve petrol aramasının, aratmasının önünü keserek neredeyse bütün Doğu Akdeniz’e İsrail ile birlikte hükmetmek istiyorlar. Adadaki iki devleti baskı altına alarak istedikleri biçimde birleştirirlerse, Türkiye’nin Akdeniz’deki hareket alanını da kısıtlamış olacaklar. Bu arada iç savaşla parçaladıkları Suriye’nin de kıpırdayacak hali kalmadığı için bu bölgede hak iddia edemeyeceği ortada. Böylece emperyal güçler, Adanın jeostratejinin yanı sıra Doğu Akdeniz’in doğal kaynaklarına rahatça el koyabileceklerini düşünüyorlar.  

BOP ile Kuzey Afrika’dan başlayarak Ortadoğu’daki bütün büyük devletleri parçalayarak kontrol altına almayı amaçlayan ABD emperyalizminin Kıbrıs’ta “birlik”ten yana tavır almasının başka bir izahı da yoktur. Yugoslavya’yı parçalayabilmek için on binlerce insanın ölümüne neden olan, silah dahil her yolu deneyerek bu ülkeyi parçalayan Batılı emperyalistlerin bu yeni Kıbrıs politikasının en önemli amacı, Adaya Doğu Akdeniz havzasındaki doğal zenginlik nedeniyle AB şemsiyesi altında el koymaktır. Bu işi kotarmak için hem Yunanistan hem de Türkiye’de koşullar uygundur. Ekonomik sıkıntısı süren Yunanistan hükümeti, Batı emperyalizmine muhtaçtır. Kaldı ki; sonuçta bu operasyondan Güney Kıbrıs tarafı kazançlı çıkacağı için Yunanistan da kazanan tarafta olacaktır. Oysaki siyasi ve ekonomik olarak bunalım içinde olan AKP iktidarı ise deliğe süpürülmemek için her türlü tavizi vermeye dünden razıdır. AKP “paralel”leri (gayri meşruluk anlamındadır) iktidarlarını sürdürebilmek için, Kuzey Kıbrıs’ı da feda etmekle kalmazlar, kıta sahanlığından ve hatta Ege’den de vazgeçebilirler. Türkiye halkını parça parça etmekten kaçınmayan AKP iktidarının Kıbrıs’ta birlikten yana görünmesi tam bir yutturmacadır. Onların ki emperyalist çıkarlara teslimiyettir, taa Menderes döneminde Kıbrıs’la ilgili elde edilen Türkiye’nin “garantörlük” hakkından vazgeçmektir.

Emperyalizmin Kuzey Kıbrıs’la birlikte bütün Kıbrıs’ı teslim alma operasyonuna Yeni CHP yönetiminin ve devletin başat kurumlarının ses etmemesini anlayabiliyoruz, ama solcu, sosyalist görünen çevrelerin sessizliğini anlamak gerçekten zor. Günümüzde solcu, sosyalist olmanın birinci ölçütünün emperyalist politikaların karşısına dikilmek olduğunu bilmeyenden kaldı mı?

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!