Mega Kentlerin Ekonomi Politiği

Mega kentler giderek dünya nüfusunun daha büyük bir kısmını barındırıyor. Ülkemiz nüfusunun beşte biri mega kent İstanbul’da yaşıyor. Gezegende, nüfusu yarım milyondan fazla olan kentlerin sayısı bini aşalı neredeyse on yıl oluyor. Nüfusu on milyonu aşan kentlerin sayısı da kırka yakın. Çevresiyle birleşerek büyüyen kentlerin durumu çok net bir sayı vermeyi tanıma bağlı kılıyor. Nüve bölgesi on milyonun üzerindekiler şimdilik 27 tane ama örneğin Çin’de Chongquing isimli bir kent banliyöleriyle birleşerek yakında 30 milyonluk bir dev olarak ortaya çıkmak üzere hızla büyüyor. Ya da daha bir nesil önce bir balıkçı köyü iken şimdi on milyonluk nüfusa sahip Shenzen kenti var. Geçmişi olmayan kent diyorlar. O da birkaç yıla kadar Quangzhou ve 6 diğer kentle birleşerek 42 milyon, sonra daha da genişleterek 100 milyonluk bir canavara dönüşecek.

 

Bambaşka bir dünya ve yepyeni sorunlarla karşı karşıya bulunuyoruz. Bu, sosyal alanda olduğu gibi siyaset alanında da eski biçimleri köklü bir şekilde değiştiriyor. Aile yapısı ve sosyal ilişkiler farklılaşıyor, yeni siyaset biçimleri geleneksel olanların yerini alıyor. Sorunlara kısaca bir göz atarsak…

 

(1)Geçen yüzyılda kırların arasına serpiştirilmiş irili ufaklı yerleşimler şimdi kırları hızla yutuyor. 1905 yılında dünya nüfusunun sadece % 10’u kentlerde yaşıyordu. Şimdi yarıyı çok geçti. Eskiden hiç değilse geçimlik üretimle karnını doyuran kitleler, kentlerde her türlü uğursuz faaliyet ve örgüt için kolay birer yem oluyor. Bu yeni insanların son derece farklı zihniyetleri anlaşılabiliyor mudur dersiniz? Ya da, acaba Türkiye’de bunları anlayan ve en iyi diyalog kuran partinin AKP olduğu söylenebilir mi?

 

(2)Kentlerde oluşan rant birçok durumda değer olarak üretimin çok üzerine çıkıyor. Örneğin İstanbul’da gayrı-menkullerin yıllık değer artışının Türkiye bütçesinden fazla olduğu ifade edilir ki muhtemelen doğrudur. Bu muazzam ranta hakim olan AKP siyasi iktidarı elinde tutmayı başarıyor. Ve unutulmasın ki bu partinin iktidar yolu belediyelerden, öncelikle de İstanbul belediyelerinden başlamıştı. Rant paylaşımına giremeyen hiçbir siyasi parti kitlesel manada siyaset yapamıyor. Metropol kentlerle ilgili olarak uygulamaya koyduğu programların bu rantın denetlenmesi ve kendi istedikleri kanallara aktarılması olduğu yeterince açık değil midir?

 

(3) Kentlerin birçoğu yükselen denizlerin kıyısında. Birkaç on yıl içinde bunları su basınca yüz milyonlarca insan iç bölgelere akacak, daha doğrusu hücum edecek, çünkü dünyanın verimli topraklarının da büyük bölümü burada. En büyük örmek Bangladeş. Verimli toprakları sulara karışıp gidiyor. Bazı ülkeler bu durum için şimdiden planlama yapıyor, bunların yerleştirilmesi ve ihtiyaçlarının nasıl çözüleceğini düşünüyor.

(4) Mega kentlerde sağlık, beslenme, getto ve gecekondulaşma, kaçak işçiler, serserilik, suç artışı, uyuşturucu, çeteleşme, işsizlik, köle işçilik, kaçak çalışma, kirlilik ve daha nice sorun başa çıkılmaz boyutlara tırmanıyor. Bunlar sadece yönetimlerin değil, yönetime aday olan herkesin çözüm üretmesi gereken çok çetrefil sorunlar. Sosyal güvenlik kurumları bu sorunlar karşısında çökme tehlikesi içerisinde bulunuyor. Gerçek anlamda üretken olmayan milyarlarca nüfus, mega kentlerde geçimlik yiyeceğini de üretemeyeceği için gelecekteki krizler çok vahim durumlara yol açabilir. Karaçi’de daha şimdiden yılda 30 bin kişinin kirli su nedeniyle hayatını yitirdiği söyleniyor. Birçok kentte musluklardan zehirli sular akıyor. Büyük uluslararası şirketler Meksika ve Hindistan’da içme suyu işi yürütüyor ve dünyadaki temiz su kaynakları giderek özelleştiriliyor. Adım adım cehennem yaratılıyor. Bu cehennemde içme suyu da bir silah olarak kullanılacak ki bu en temel yaşam hakkının ihlali demektir.

 

(5) Mega kentlerde ortaya çıkan siyaset ağalarının güç elde etme ve sürdürme biçimleri her türlü meşru mücadeleyi adeta çıkmaza sokuyor. Büyük suç örgütleri siyasetçileri ve yerel yönetimleri, basını ve sendikalar kontrol altına alacak şekilde para ve güç kazanıyor. Bu durum demokrasileri tamamen göstermelik hale sokuyor, çünkü çıkar gruplarının hizmetine giren hukuk, demokrasi için gerekli olan kuralları (birçok yerde seçimler dahil) göstermelik hale getiriyor.

 

(6) Güvenlik güçleri ve ordular kent savaşları yapmak üzere eğitiliyor. Bu savaşlar gerçekleşirse kentlerin nasıl besleneceği, ısıtılacağı, su ve elektrik verileceği bilinmiyor. Kamu düzeni bozulduğu zaman bu kentlerin çetelerin elinde parçalanacağını gösteren örnekler var. Mesela Asya ve Latin Amerika’da bazı mega kentlerde su sıkıntısı had safhaya çıkınca çeteler isale hatlarını ele geçirerek bunun dağıtımından servet kazanmaya başlamışlar. Ya da Bağdat ve Halep gibi iç savaşlara sahne olan kentlerdeki yıkımlara bakın. Bunlar gelecekte çok büyük ölçeklerde tekrarlanacak.

 

Kısacası,

Mega kentler yepyeni bir dünya manzarası ortaya çıkarmaya başladı. Bunun siyaseti de son derece farklı olacak. Bu konularda kafa patlatmayanların siyasette yeri olmayacak. Daha şimdiden, bu kentlerde yaşayanların çok azı klasik anlamda proletarya sayılabilir. Üretken olmayan, ancak bir kısmı rant sağlayan veya irili ufaklı servet sahibi olan ve hiçbir şeyi olmayan yığınlarla yapılacak olan siyasetin mahiyeti ne olabilir? Bu kadar farklı kesimlerin ortak talepleri nasıl belirlenebilir? Üretken olan kesimin tanımına gelirsek, maddi üretim yapanlar da hizmet sektöründe çalışanların çok gerisine düşüyor. Ve tüm bunlar son derece büyük gelir ve servet eşitsizliklerinin olduğu bir kent ortamında gerçekleşiyor. Rant dağıtımını kontrol edenler politikanın ve basının yanında spor kulüplerini bile kontrol ederken bunlara nasıl muhalefet yapılacak?

 

Yeni toplumcu hareketlerin bunlara yanıt vermesi şarttır. Aksi halde kent sahnesindeki figüranlardan birisi olarak kalmaya mahkûmdur. Önceden düşünmezseniz, sorunlar aniden önünüze çıkınca çok üzülürsünüz.

 

Mehmet Tanju Akad

Benzer yazılar

1 Yorum

  1. orhan karakuş

    Mega kentte varlık olabilmek ve yarınıımız için…yaşama dokunmayan ve onun değişimine katkı koyman “şakşakçı sol gevezeler “ile bir yere varılmaz… sokakaçı söylem enerjiyi heder eder ve gençleri pejmürdeleştirir…toplumcu çevreler kendilerinin dahil olduğu mahalle ve semtlerde yeni ilişki yapıları üretmelidir… yaşamı koordine eden ve birlikte sosyal yaşamı dönüştürenve kalıcı yapılandıran yeni tip önderlik gerekli…baki selamlar…

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!