ÖDP ve Yeni Anayasa-Abdullah Damar

Yeni anayasa tartışmaları biraz da Hükümetin frene basmasıyla gündemin dışına düşmüş gibi görünüyor.

 

Zaten Hükümeti ve Devleti oluşturan “İktidar Bloku”, kendisi yeni bir oluşumun eşiğindeyken, O’ndan yeni bir anayasa beklemek biraz olağandışı bir beklenti olur.

Biraz açalım.

AKP’nin Hükümet olmasıyla, AKP nezdinde kendine temsil ve genişleme olanağı bulan Anadolu sermayesi, 2007 yılında başlayan Ergenekon operasyonları ile ulusalcı kampı ve dolayısıyla onlara eklemlenmiş yerleşik sermaye olan Büyükşehir sermayesini, mevcut durumundan biraz gerilere sürükledi. Ergenekon davaları boyunca yaşanan gerilimler sonucunda bugün, her iki sermaye grubunun uzlaşmaya yaklaştığı ve bütünleşme doğrultusunda kimi adımlar attığına şahit oluyoruz.(Bu konu ile ilgili eski yazılarıma bakılabilir.)

Yeni anayasa tartışmalarında yaşanan yavaşlama bu iki sermaye grubunun nasıl bir anayasa da uzlaşabileceklerinin, her iki taraf bakımından da ortaya çıkması içindir. Taraflar birbirlerine hamleler yaparak gelebilecekleri sınırları belirlemek ve karşı tarafa göstermek istemektedirler. Ergenekon ve Balyoz davalarının yandaş medya da dahil olmak üzere geri plana itilmesi, yapılacak yargı reformu çerçevesinde bu davadan tutuklu bulunanları serbest bırakılması ve davalara konu olan bir çok delilin sahte olduğunun ortaya çıkması, aranan uzlaşma çabalarının bir sonucudur.

Her iki sermaye grubu açısından da durum bu kadar nettir.

Peki, sermaye grupları ve onları temsil eden siyasetler ülke gündeminde adeta at oynatırken, emekçiler ve onları temsil ettiğini düşünen sosyalistler ve devrimciler ne yapıyor?

Özellikle de özgürlükçü sosyalizmi temsil eden ÖDP.

Üç yıl önce yaşanan devrimci-liberal ayrışmasıyla bünyesindeki safraları atan ve arınan ÖDP, 6.Kongre ile birim örgütlenmesi temelli yeni bir rotaya girmişti. 9-10 Haziran 2012’de yapılacak olan 7.Kongre ile de bu yönelimini derinleştirmeyi düşünüyor. Dünya ve Türkiye siyasetindeki yaşanan gelişmelerin birçoğu ÖDP’nin 6.Kongre’de ileri sürdüğü argümanları doğrular nitelikte.

Özellikle de AKP’nin, bütün liberallerin pohpohlamasına rağmen, otoriterleşeceği ve gericileşeceğine dair iddia en önemli olanı.

Son dönemde, ben yaptım oldu mantığıyla gündeme getirilen bütün değişiklikler AKP’nin temsil ettiği sermaye grubunun ihtiyaçları doğrultusunda atılan adımlardır ve bu adımların artarak süreceği de görülüyor.

Ülke siyasetine dair birçok öngörüsü doğrulanan ÖDP, bu iddialarını toplumun gündemine kendi sözü ve eylemiyle getirebileceği önemli bir araç olan “Yeni Anayasa” tartışmalarında ortalıkta görünmemektedir.

İlk bakışta bu durumun, ÖDP’nin örgütlülük ve etki düzeyi ile ilgili olduğu düşünülebilir. Bu durum, ÖDP’nin yeni anayasa tartışmalarında neden sesinin çıkmadığının makul bir nedeni olarak da görülebilir.

Ama öyle olmadığı görülüyor.

Yaptığım araştırmalar ve kimi görüşmelerim sonucunda, ÖDP’nin yeni anayasa tartışmalarına, “Yapılacak anayasayı meşrulaştırız” mantığıyla katılmadığını ve bu konuya dair hiçbir söz söylemediğini ortaya çıkardı.

Şaşırdım!

Açık ve yasal bir parti olan, il-ilçe ve belde örgütleri olan, kazanılmış belediye başkanlıkları ve belediye meclis üyelikleri bulunan, sendikalarda, meslek örgütlerinde ve derneklerde faaliyet yürüten, muhtarlık dahil yapılan her türlü seçime katılan, iki dönem mecliste temsil edilen ve halkı örgütleyerek iktidarı emeğin egemen olduğu bir yapıya dönüştürmeyi düşünen ÖDP, ülkenin bütün kurallarının biçimleneceği ve geleceğinin belirleneceği bir tartışmaya katılmıyor ve katılmayı da düşünmüyor.

Bu kadar garip ve çelişkili bir karar olabilir mi?

Yıllarca fiili-meşru bir mücadele hattı yürütmüş, halkın ve emekçilerin bulunduğu her yerde örgütlenmiş, halkın umudu olmuş ve 12 Eylül darbesinin en büyük gerekçesi olmuş “Biz gelmezsek Dev-Yolcular gelecekti.” dedirten bir hareket ve bugünün ÖDP’si, ülkenin geleceğinin belirleneceği önemli bir tartışmada, tartışma dışı kalıyor.

O zaman adama sormazlar mı;

16 yıldan bu yana yaptığınız ve halen de yapmakta olduğunuz yasal siyaset neyin nesi? Bu faaliyetinizle geçmişteki ve mevcut iktidarları meşrulaştırmadınız mı? Eğer ülkenin en önemli konusu olan yeni anayasa konusunda, “iktidarı meşrulaştırırız” mantığıyla söz söylemiyorsanız, yasal parti olarak varlığınızın anlamı ne?

Unutulmasın ki, söylenmesi gereken sözler zamanında söylenmezse bir süre sonra anlamını yitirir.

Yeni anayasa konusunda emekçilerin ve sosyalistlerin söz söylemekte geç kaldığı söylenebilir ama önümüzde önemli bir fırsat da vardır.

9-10 Haziran 2012 tarihinde yapılacak olan büyük kongre, yeni anayasa konusunda ÖDP’nin çıkış yapacağı bir platform olabilir. Bu kongrede ÖDP, kongre kararıyla, özgürlükçü bir anayasa taslağını kamuoyuna sunmalı ve bu talebin taşıyıcısı olduğunu bütün taraflara deklare etmelidir.

Aksi halde, yasal parti serüveni giderek cılızlaşacak ve anlamını yitirecektir.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!