OTUZBEŞ BOMBA

Türkler ve özellikle de Kürtler birlikte emperyalizmin bu tezgâhından

kurtulmanın yolunu bulmalıdırlar. Hem de AKP iktidarına rağmen.

Irak’tan Türkiye’ye geçmeye çalışan 35 yoksul Kürt köylüsü AKP iktidarının emrindeki Hava Kuvvetleri tarafından bombalanarak katledilmiştir.

İktidar mensupları ve yandaşları son zamanlarda güvenlik güçleri ve istihbarat kuruluşları arasında büyük bir koordinasyon oluşturulduğunu ve bu nedenle PKK’ye karşı etkili sonuçlar aldıklarını ileriye sürüyorlardı.

En son, 24 Aralık’ta Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, “Bütün kurumlarımız, bütün bakanlıklarımız hepsi tek vücut, yekvücut, herkes verilen görevini en iyi şekilde yapıyor…” demişti. ABD’deki güvenlik sistemine benzer şekilde örgütlemeye çalışılan Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı’nın bağlı olduğu Bakan Atalay konuşmasının devamında, “TSK’da yeni komuta kademesinin değişmesi, istihbarat teşkilatındaki yaklaşım, hepsi bu koordinasyonu kolaylaştıran unsurlardır. Bugün o verimi biz alıyoruz” demişti. Bu son olaydan sonra adama sormazlar mı, sizin “koordinasyon” dediğiniz, “verim” dediğiniz bu mu? 35 fukara Kürt çocuğunu katlederek hangi “verimi” aldınız? Bu katliamla Van depreminden sonra, kısmen de olsa, kurulmaya çalışılan kardeşlik köprülerini berhava etmek mi istiyorsunuz?

Bu katliam ve daha sonra yetkililerin yaptıkları açıklamalar bir kez daha ortaya çıkarmıştır ki; AKP iktidarının gözünde işçinin, köylünün, yoksulun hiçbir değeri yoktur. Onlar fakir halka değil; sermayedara, siyaset erbabına, şeyhe ve ağaya değer verirler. Onlar için asıl olan ABD emperyalizminin bölge politikalarına hizmet etmek ve böylece iktidarlarını sürdürmektir. Emperyalizm ve onun taşeronları halkların kardeşçe, bir arada yaşamalarını istemezler. Onlar bölerler, birbirine düşürürler ki ülkeleri rahatça elde etsinler ve yönetsinler. Yüzyıllardır egemen sınıfların çıkarı barışta değil kan ve gözyaşındadır. Ne emekçiyi ne Kürdü ne de Aleviyi düşünürler. Onları ve en kutsal değerlerini istismar ederek, iktidarlarını sürdürmeyi; onların haklarını gasbederek, çarklarını çevirmeyi esas alırlar.

***

Yukarıdaki genel değerlendirmenin yanı sıra bölgede meydana gelen olayları Türkiye’nin sınırdaş olduğu İran, Irak ve Suriye’deki son gelişmelerle birlikte değerlendirmek jeopolitik açıdan daha gerçekçi olur. ABD’nin Irak’tan çekilmesiyle birlikte Türkiye’ye verilen yeni görev, Büyük Ortadoğu Projesi’nin bu üç ülkede hayata geçirilmesinde daha aktif olmasıdır. Bir yandan güneyde Suudi Arabistan sürekli silahlandırılırken, Türkiye’nin vurucu gücünün, anlık istihbaratla ne kadar etkin olduğu da bölge ülkelerine göstermek ihtiyacı duyuluyor olabilir. İran, Hürmüz Boğazında güç gösterisi anlamına gelen büyük bir tatbikat yaparken; ABD savaş gemileri bölgede hareketleniyor ve müttefiki Türkiye’de nokta vuruşları ile havadaki gücünü kanıtlıyor ve meydanı boş bırakmayacağını ortaya koyuyor. Olamaz mı? Şüphesiz sınırdaki bu son olayı bu şekilde değerlendirebilmek için elimizde somut bir veri yok. Ama birilerinin Türkiye’yi karanlık bir sürece doğru itmeye çalıştığını tahmin etmek zor değil. Son zamanlardaki gelişmelerle sürekli Ortadoğu’da yaratılan kargaşaya doğru çekilmeye çalışıldığımız bir gerçek. Bu son bombalama olayı bir hatadan kaynaklanıyor olsa bile yaratacağı siyasi sonuçları itibariyle içerde karmaşayı artıracağı gibi Türkiye’yi Ortadoğu bataklığına bir adım daha yaklaştıracaktır. Bu katliamın yaratacağı sonuçların Büyük Ortadoğu Projesi’nin Türkiye yönünden işlemesini hızlandıracak düzeyde bir etki yaratacağını söyleyebiliriz. Sonuç olarak, nasıl yapılmış olursa olsun bu katliam, ABD’nin bölge politikalarına hizmet edecek bir gelişmedir.

Türkler ve özellikle de Kürtler birlikte emperyalizmin bu tezgâhından kurtulmanın yolunu bulmalıdırlar. Hem de AKP iktidarına rağmen.

 

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!