Perdeyi Aralayınca Görülen Gerçekler

Amerika, Ortadoğu’da işbirliği içinde olduğu devletlerle birlikte besleyip büyüttüğü IŞİD’e karşı eyleme geçme kararı aldı. Bu dinci terör örgütünün, Suriye yönetiminden yana olanların kafalarını kesmesine, ciğerlerini yemesine destek veren ABD, IŞİD’in son aylarda Irak’a yönelmesinden sonra kaydettiği ilerlemeden rahatsız olmaya başladığı ortaya çıktı. Dün besleyerek büyüttüğü, Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan gibi müttefiklerinin doğrudan veya dolaylı biçimde ekonomik, askeri, lojistik destek verdikleri bu örgüte karşı neden şimdi harekete geçme kararı verildi?

1-IŞİD, Irak’ta Musul’u almasıyla birlikte büyük bir stratejik üstünlük elde etti.
2-Irak’ın içlerine doğru, Almanların İkinci Paylaşım Savaşında yaptılarını andırır bir şekilde, hızla ilerlemeye başladı.
3-İşgal ettiği bölgelerde Şii erkekleri kesmesi, kadınlarını köle gibi satarak cariyeleştirmesi, çocuklara el koyması Batı kamuoyunun “vicdanını” rahatsız etti. Bu arada Arap olmayan Türkmen ve Ezidi gibi etnik kesimler ya aynı sonuçlarla karşılaştılar ya da yerlerinden, yurtlarından kaçmak zorunda kaldılar.

Suriye yönetimine karşı Batılıların desteklediği, dünyanın gözü önünde ortaçağ da bile az görülecek türden katliamlar yapan

IŞİD, yönünü Bağdat’a çevirmiş süratle ilerlerken sesini çıkarmayan ABD, bu kanlı örgütün;
A)Petrol kuyularını ve petrol taşıma yollarını ele geçirmeye ve ele geçirdikleri petrolü satmaya başlaması,
B)Örgütün saldırı hedefine BOP çerçevesi içinde kurdurulan Kuzey Irak Kürt Devleti’nin de girmesi ve bu devletin geleceğinin tehlikeye düşmesi,
C) Maliki yönetiminin yerine Irak’ta yeni bir hükümetin kurulmasının gerçekleştirilmesinin hemen ardından ABD, IŞİD’e karşı harekete geçme kararı verdi.

Bu kararın etkili bir biçimde uygulanabilmesi için aralarında AKP hükümetinin de olduğu bölgedeki Sünni yönetimleri kuracağı koalisyona girmeleri konusunda zorlamaya başladı. Bu hükümetler, ABD’nin kurduğu koalisyona mecburen girecekler ve düne kadar bu devletin desteğiyle kucaklarında büyüttükleri IŞİD’e yapılacak askeri harekâta şu veya bu ölçüde destek verecekler.

Bu harekât, kendilerine yönelmediği sürece İran ve Suriye’nin de işine gelecek gibi görünüyor. Onlar açısından, en azından bir süre için, düşman cepheyi parçalayan bir hareket olacak. Ama bu harekât sonuçta bölgede ABD’nin tek belirleyici güç olduğu algısını güçlendireceği için Rusya gibi büyük güçleri rahatsız edecektir. Ukrayna‘daki durum da göz önüne alınınca bu gelişmeyle birlikte bölgenin suları daha da ısınabilir, yarının ne getireceği belli olmaz.

ABD’nin girişeceği bu harekâttan en fazla yararlanacak olanların başında Kürt güçleri yer almaktadır. Çünkü IŞİD saldırısı karşısında ciddi bir varlık gösteremeyen bu kesim, ancak Irak ordusunun devreye girmeye başlaması ve ABD bombardımanıyla birlikte ayakta kalabildi. Yıllardır ABD tarafından desteklenen Kürt hareketleri dünyanın dört bir tarafından toplanılarak oluşturulmuş derleme bir güç karşısında tutunamadılar. Her zorda kaldıklarında Amerika tarafından kurtarılan bir “devlet” nasıl gerçek bir devlet olacak?

IŞİD saldırısı karşısında bozguna uğrayan Kürt hareketlerinin sözcüleri, “Türkiye’nin sınırını koruyoruz, biz olmasak IŞİD Adana’ya kadar gelirdi” gibi övünmeleri bıraksınlar, en önce “çözüm” görüşmeleri yaptıkları AKP iktidarının ikili oyununu görsünler. AKP, başından beri ikili oynuyor. Bir yandan PKK ile görüşerek “çözüm süreci” kurguluyor, diğer yandan IŞİD ve benzeri dinci örgütleri destekleyerek bu örgütlerin Suriye ve son olarak da Irak’ta Kürtleri ezmesini sağlayarak elini güçlendirmeye çalışıyor. AKP, kendine muhtaç bıraktırdığı bir güçle çözüm yapıyor görünüyor. Bu sürecin halktan ve muhalefetten gizlenmesinin nedenlerinden birisi PKK ile görüşmenin taşıdığı siyasi risk ise diğeri de bu ikili oyunun açığa çıkmasının önüne geçmektir. Osmanlı’da oyun çoksa yeni-Osmanlı’da yeni oyun da çoktur.

ABD’nin yeni koalisyon hamlesinin bu ikili oyunu ve oyunun sahibini nasıl etkileyeceğini önümüzdeki günlerde göreceğiz.

Bu arada ABD’nin havadan sürdüreceği savaşın kara unsurlarının kimler olacağını herkes tahmin ediyordur. ABD kara harekâtının tehlikelerini çok iyi bildiği için bu alana kendi askerini sokmuyor. Öyle anlaşılıyor ki kara savaşına Kürtleri sürecek.

Bölgede bu gelişmeler olurken,  taze muhalefet CHP de “çözüm süreci”ne destek vererek oyuna dahil olmaya çalıyor. İyi niyetli (?) CHP yöneticileri böylece Kürtlerle kopan ilişkileri yeniden kurmak istiyor olabilirler. İçlerinde böyle düşünenler varsa onlar dünle bugün arasındaki farkları göremeyecek kadar gerçeklerden kopmuş olduklarını anlayıncaya kadar tabanlarını kandırmaya devam edeceklerdir. Bu yöneticiler, Türkiye uluslaşma sürecini tamamlayamadan, orda bir başka uluslaşma sürecinin iç ve dış destekle yoğunlaştırılmış şekilde sürdürülmekte olduğunu göremiyorlar mı, yoksa niyetleri mi başka? Artık Kürtler, kendi uluslarının partilerine destek olmak varken size niye gelsinler? Şaşkınlık CHP’lilerde, Türkiye’nin uluslaşmasını kurgulayan ve uzun bir süre de yürüten bu parti, yönetimini Kürt uluslaşmasının elemanları olması gereken kişilere teslim etmiş durumda. CHP’nin asıl çelişkisi işte bu noktada.

AKP, Sünnici ve emperyalizmin partisi olduğu için, 12 yıldır var gücüyle Türkiye’nin uluslaşması sürecini bozmaya ve hatta geri çevirmeye çalışmaktadır. Pan-İslamizm anlayışı da yeni-Osmanlıcılık ta bu politikaya hizmet etmektedir. Kürt hareketleri ise kendi uluslaşma sürecini geliştirmeye çalışıyorlar. Kürtlerdeki sorun, bu süreci, emperyalizmin bölge politikalarından yararlanarak gerçekleştirmeyi temel siyaset haline getirmelerindedir.  CHP’deki en önemli sorun ise yönetimi ele geçirenlerin, bu partinin tarihi misyonuna aykırı bir konumlanış içinde olmalarıdır. Bu kişiler, bilinen operasyonlarla oraya sızdırıldılar ve partiyi tarihsel çizgisinin tersi bir istikamete doğru yönlendirmeyi başardılar. Çözüm sürecine hızlı bir biçimde dahil olmak istemelerini bu gelişmeyle birlikte düşünmek gerekir.

CHP’nin ABD operasyonunu peşinen desteklemesinin altında yatan nedenlerden biri Kürtlere çakılmaya çalışılan sinyaldir, diğeri ve daha da önemlisi ise ABD emperyalizminin Ortadoğu politikalarına verilen bu destekle yeni Kılıçdaroğlu yönetimi, 2003 Irak işgali öncesindeki “aykırı” davranışın sorumlusu olmadıklarını ortaya koyarak, ABD’nin Yeni CHP ile AKP’den daha kolay anlaşabileceğini göstermeye çalışmaktadır. Çünkü yeni CHP yönetimi, ancak ABD emperyalizmine bağlanarak iktidar olabileceklerini keşfetmiş durumdadır.

Oluşturulan algı operasyonlarıyla ve politik manevralarla Türkiye’nin ana sorunu ve çözümü başarıyla gizlenmektedir. Bugün yaşadığımız ana sorun emperyalizme bağımlılık ve içerdeki uzantılarıyla birlikte oluşturduğu ekonomik, politik, askeri ve kültürel tahakkümdür. Bu ana sorunun çözümü ise bağımsızlık ve demokrasi mücadelesinin günümüz koşullarında yaratılmasından geçmektedir. İşçi sınıfı ideolojisinin öncülüğünde yürütülmesi halinde kalıcı başarı kazanabilecek olan bu mücadele Türkiye’nin uluslaşma sürecini de tamamlayacak olan tek alternatiftir. Artık CHP yönetiminin karşı güçler tarafından ele geçirildiğini ve bu anlamda tarihi misyonunun tamamen sona ermiş olduğunu görerek, bu parti içinde yer alan devrimci-demokrat, aydınlanmacı insanlar yeni bir siyasi atılımın öncüleri arasında yerlerini almanın şartlarını oluşturmaya başlamalıdırlar.  İhtiyaç olan Yeni CHP değil, yeni devrimci bir mücadele yolunun yaratılmasıdır.

Mao’nun şu sözleri hala altın gibi parlamaktadır, hatırlatmadan geçmeyelim: “Ulusal mücadele, son tahlilde, bir sınıf mücadelesidir.”

Bu gerçeklik günümüzde de geçerlidir.

Mehmet Ali Yılmaz

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!