Rand Corporation

Rand Corporation

Haluk Başçıl

ABD politika yapıcıları-stratejistleri ile siyasal karar mekanizmaları, 1980’in ikinci yarısında, SSCB’nin çöküşe doğru gittiğini belirlerler. Bu tespitle yetinilmez. Bu gelişmeden nasıl yararlanılacağı, ABD hegemonyasının dünyanın her yerinde nasıl egemen kılınacağı üzerine bir çalışma başlatılır. RAND Corporation bu çalışmanın merkezinde yer alır. Dünyanın değişen jeopolitiği içinde değişimin en yoğun olarak yaşanacağı: Balkanlar, Kafkaslar-Orta Asya ve Orta Doğu ayrı bir yer tutar. Bu bölgelerin keşişme noktasında bulunan Türkiye’nin jeopolitiği, değişeni dünyada yeniden tanımlanır. ABD, çıkarları doğrultusunda Türkiye’nin bu bölgelerde üstleneceği rol ve işlevi belirlerken, Türkiye üzerine yoğun bir inceleme ve tartışmalar yürütülür. Türkiye üzerine inceleme ve araştırma çalışmaları RAND’ın belirlediği çerceveye uygun olarak çeşitli düşünce kuruluşları, vakıflar, tintank vb kuruluşlarlada RAND’ın koordinasyonu altında sürdürülür.

randcilarRAND Corporation’un Avrupa-Türkiye ve Orta Doğu uzmanı politika yapıcıları-stratejistleri, Pentagon, Dışişleri Bakanlığı vb kuruluşlar için Türkiye üzerine çeşitli raporlar hazırlarlar. Bu inceleme araştırma metinlerinin, raporlarının bir kısmı kitaplaştırılarak ülkemizde de yayınlanır. Yayınlanan bu incele-araştırma raporları ile raporun orjinali arasında bir farklılık olabileceği açıktır. Yine de kitaplaştırılan bu raporlar ABD’nin bölgemizdeki genel yönelimine ve politikalarına ışık tutan önemli belgelerdir.

Anafikir olarak, ABD’nin bölgemizdeki politikalarını araştırmaya-incelemek için ABD’nin bölge uzmanı politika yapıcılarının ülkemizde yayınlanan kitaplarından yararlandık. Hazırladığımız bu inceleme araştırma dosyamız, ABD’li uzmanların metodolojisine uygun olarak çeşitli alt başlıklardan oluyor.

ABD’nin Avrupa-Orta Doğu strateji uzmanları ile politika yapıcıları çalışmalarını ağırlıkla RAND Corporation içinde yürüttükleri için ‘Türkiye’nin Yeni Jeopolitiği’ üzerine yaptığım bu inceleme-araştırma yazısı sitemizde parçalar halinde yayınlanacaktır.

Yazı dizimiz RAND Corporation’un hazırladığı politika belge ve raporlarına dayandığından, ilk yazıda RAND Corporation’u kısaca tanımak yararlı olacaktır.

 

RAND Corporation

Türkiye dış politikası dahil olmak üzere ekonomisi, (dini, etnik ve mezhep yapısı,… vb) ve kültürel özellikleri konularında araştırmalar yapan, belgeleriyle politika raporlar hazırlayan RAND Corporation ABD’nin önemli bir kuruluşudur. RAND’ın Avrupa, Orta Doğu ve Türkiye üzerine çalışmalar yapan uzmanlardan politika belirleyen, strateji üreten bazı tanınmış şahsiyetler ülkemizde de bilinmektedir: Graham E. Fuller, Paul B. Henze, F. Stephen Larrabe, Ian O. Lesser, Henri J. Barkey, Morton Abramowitz, Philip H. Gordon, Zalmay Khalilzad, Alan Makovsky, J. F. Brown vb. Bu kişilerin Türkiye ile ilgili hazırladıkları raporlar, politika belgeleri vb, ABD’nin Türkiye politikalarına yön vermektedir.

Kurumsal web sitesine göre, RAND Corporation “nitelik” ve “nesnellik” temelinde özgürce araştırma ve analize dayalı politikaların oluşturulmasını, geliştirilmesini ve hedeflerin elde edilmesini, her hangi bir gelir elde etme amacı gütmeksizin sağlamak amacıyla kurulur. Douglas Aircraft Company tarafından oluşturulan bu ‘Proje RAND’, ikinci Dünya Savaşı sonrasında, ABD Hava Kuvvetlerine araştırmalar ve analizler yapmak amacıyla 1945 yılında faaliyete başlar.

İkinci dünya savaşından sonra dış politikada gizliliğin bir çalışma anlayışı haline gelmesinde Ford Vakfı önemli bir rol üstlenir. Hava kuvvetleri bünyesinde oluşturulan RAND, ABD’nin en önemli ve gizli araştırmaları yürüten yapılanması haline gelir. RAND ile Ford, Rockefeller, Carnegie ve diğer birçok vakıf arasında sıkı ve yaygın bir işbirliği vardır. Bu işbirliği iç içeliğe varıncaya kadar uzanır. Mesela 1952’de Ford Vakfının başkanı ile RAND’ın başkanı aynı kişiydi.

RAND, kuruluşundan itibaren, sayısız araştırma yürütmüş ve elde ettiği sonuçları askeri ve sivil alana aktararak ABD hegemonyasının devamına ortam sağlamıştır. Yürüttüğü birçok olağan üstü çalışma birçok nedenden dolayı henüz bilinmemektedir. Dolayısıyla da gözü kapalı savunucuları da, eleştirenleri de RAND’ın sınırsız ilişki ağı ve büyük olanakları nedeniyle onun etrafında bir mistik hava da oluşturmuşlardır. Herkesin üzerinde anlaştığı şey, RAND’ın ikinci dünya savası sonrasında birçok yeni keşfin ve teknolojik gelişmenin sağlanmasında oynadığı merkezi roldür.

RAND’ın araştırmalarının 2/3’ü ABD’nin ulusal güvenlik alanlarına yöneliktir. Bu araştırmalar kendi içinde hava kuvvetleri, Arroya merkezi (ordunun ihtiyaçlarının sağlanması) ve ulusal savunma enstitüsü (savunma bakanlığı, genelkurmay başkanlığı, savunma kuruluşları için araştırma ve analiz) çalışmaları olarak ayrılır. Araştırmalarının kalan 1/3’ü kısmını da sağlık, eğitim, ceza ve asliye hukuk, el emeği, toplum ve ekonomi üzerinedir.[1]

ABD’deki çeşitli düşünce kuruluşları, Vakıflar, think tanklar, RAND Corporation ile birlikte çalışırlar. CİA ve diğer güvenlik kuruluşlarında ( Pentagon, ABD Dış İşleri Bakanlığı, Savunma Bakanlığı, çeşitli üst derecedeki komisyonlar vb ‘nde) çalışan uzman kişiler, stratejistler, politika yapıcılar RAND Corporation’da da çalışmakta ve hazırladıkları raporlarla ABD politikalarına yön vermektedirler. Kısacası RAND Corporation, ABD ordusu bünyesinde analiz ve araştırma temelinde, dünya siyasetine yönelik politikalar üreten bir yapıdır. RAND’ın çalışmaları ABD hükümetinin katkıları ve sağlık endüstrisi de dâhil olmak üzere Amerikan şirketlerinin bağışlarıyla, aynı zamanda üniversitelerin ve bireylerin de yardımlarıyla finanse edilir.

RAND’ın yaklaşık 1.700 çalışanı vardır. Merkezi Kaliforniya’dadır ve buna bağlı, Santa Monica, Washington D.C., Pittsburgh, Pennysylvania (Carnegie Mellon Üniversitesi ve Pittsburgh Üniversitesi’ne bitişik), Cambridge (İngiltere) ve Brüksel (Belçika) de ofisleri bulunmaktadır. ABD’de daha başka küçük ofisleri de aynı tarzda çalışma yapmaktadır. Ayrıca, başta RAND bünyesinde Körfez Ülkeleri Politikaları Enstitüsü (Lousiana’da) ve RAND-Katar Politikaları Enstitüsü (Katar- Doha’da) olmak üzere birçok kuruluş bulunur.

RAND Corporation, Dünya’da yaşanan sorunların pratikte öne çıkan boyutlarını üzerine analizcileriyle doktora öğrencileri birlikte çalışırlar. Santa Monica kampüsü RAND ‘ın araştırma merkezidir. RAND’ın Parde Okulu akademik örgün eğitimde dünya politik analizine ilişkin en gelişmiş programına sahiptir. Eğitimin bir parçasını da kamu politikaları felsefesi oluşturur. Diğer üniversitelerden farklı olarak tüm öğrencilerin her türlü eğitim giderleri karşılanır, burs verilir. Böylelikle öğrencilerin tüm zamanlarını araştırma ve geliştirmeye vermeleri sağlanır. RAND projelerine ve araştırmalarına katılmaları için belli sayıda yabancı öğrencinin staj yapmasına ve burs programına katılmasına olanak sağlanmaktadır. Bu projelerin çoğu kısa vadeli ve bağımsız çalışmalar olup, RAND personelinin danışmanlığında yürütülür.

RAND Corporation, ekonomi alanında hakemli bir dergi yayınlamaktadır. Son 60 yılda ekonomi ve pozitif bilimlerde Nobel ödülü almış 32 Bilim adamı, Uzman, Stratejist Politikacı vs kariyerlerinin belli bir aşamasında RAND’ın bir projesinde çalışmış ya da birlikte bir çalışma yürütmüştür.

RAND, sosyal ve pozitif bilimlerin farklı alanlara uygulanmasında karşılaşılan sorunların çözümlenmesinde, uygulamalı bilim ve yöneylem araştırmalarını farklı uzmanlık alanlarının ortak çalışmasıyla, çözümlemeye çalışır.

 

RAND’a katkı sağlayan bazı isimler[2]

Abram Shulsky: Pentagon özel planlar dairesi eski müdürü
Albert Wohlstetter: Matematikçi ve Soğuk Savaş stratejisti
Allen Newell: Yapay zeka uzmanı
Amrom Harry Katz:
Andrew W. Marshall: askeri stratejist, ABD Savunma Bakanlığı Net Assessment Müdürü
Ann McLaughlin Korologos: Nisan 2004-2009Aspen Enstitüsü, Emekli Yönetim Kurulu Başkanı
Arthur E. Raymond: Douglas Aircraft Company Başmühendisi, RAND kurucusu
Barry Boehm: 1960’larda RAND Corporation ile etkileşimli bilgisayar grafikleri üzerine çalıştı ve bu programın ilk aşamalarında ARPANET ARPANET’in tanımlanmasına katkıda bulundu
Bernard Brodie: Askeri stratejist ve nükleer mimarı
Brian Michael Jenkins: Terörizm uzmanı, RAND Başkanının baş danışmanlarından ve Yenilmez Millet’in yazarı
Bruno Augenstein: V.P.,fizikçi, matematikçi ve uzay bilimci
Cliff Shaw: Liste yaratıcısı, ilk yapay zeka programı oluşturucularından
Condoleezza Rice: Eski mütevelli heyeti üyesi (1991–1997), ABD eski Dış İşleri Bakanı
Daniel Ellsberg: Askeri analist ve karar verme teorisi, Ellsberg paradoksu uzmanı, ABD’nin Vietnam savaşı ile ilgili çok gizli Pentagon çalışmaların yayınladı.
David Galula: Fransız subayı ve bilim adamı (Ayaklanmayı Bastırma Hareketleri isimli kont gerilla kitabının yazarı)
Donald Rumsfeld: 1981-1986 ve   1995-1996 arasında Yönetim kurulu Başkanı ve 1975 ile 2006, 1977 ve 2001 yıllarında Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanı
Donald Wills Douglas, Sr.: RAND kurucusu ve Douglas Aircraft Company’nin de Başkanı
Douglas Merrill: Google’un eski CIO & EMI’nin digital müzik bölümü başkanı
Edmund Phelps: 2006 Nobel ekonomi ödülü sahibi
Francis Fukuyama: Akademisyen, Tarihin Sonu ve Son Adam kitaplarının yazarı
George Dantzig: Matematikçi, doğrusal programlama için simpleks algoritması yaratıcısı
Harold L. Brode: Fizikçi, nükleer silah efekt uzmanı
Harry Markowitz: Nobel ekonomi ödülünü almış ekonomist, finansal portföy teoriyi ortalama sapma analizi ile geliştirdi
Henry H. “Hap” Arnold: ABD Hava Kuvvetlerinde general
Henry Kissinger: Birleşik Devletleri Sekreteri Dışişleri Bakanı (1973-1977); Ulusal Güvenlik Danışmanı (1969-1975); Nobel Barış Ödülü (1973)
Herbert Simon: Siyaset bilimci, psikolog, 1978 Nobel Ekonomi Ödülü sahibi
Herman Kahn: Nükleer savaş teorisyeni ve senaryo planlama yaratıcısı
Horace Rowan Gaither: Yönetim Kurulu Başkanı, 1949–1959, 1960–1961 Gaither Raporları’dan dolayı tanınmaktadır
Hubert Dreyfus: Filozof ve yapay zeka eleştirmeni
Paul Austin: RAND Yönetim Kurulu Başkanı, 1972–1981
James J. Gillogly: Cryptographer ve bilgisayar bilimcisi
James Schlesinger: Eski Savunma Bakanı, eski Enerji Bakanı
James Steinberg: Bill Clinton’un Ulusal Güvenlik Danışman Yardımcısı
James Thomson: 1989 – 31 Ekim 2011 dönemi RAND Başkanı ve CEO’su,
John Forbes Nash, Jr.: Nobel ödüllü matematikçi
John von Neumann Matematikçi, modern sayısal bilgisayarcı
Karen Elliott House: 2009’dan beri Yönetim Kurulu Başkanı, eski editör, The Wall Street Journal; , Dow Jones & Company, Inc. Eski başkan yardımcısı
Kenneth Arrow: Ekonomist, sosyal seçim teorisi imkânsızlık teoremini geliştirdi, Nobel Ekonomi Ödülü’nü kazandı
Kevin N. Lewis:
Konrad Kellen: 1969’da ABD Hükümetine Vietnam’dan çekilmesi için kamuoyuna açık mektup yazarlarından, araştırmacı analiz ve uzman
Leo Rosten: Akademisyen ve mizahçı, RAND’ta sosyal bilimler bölümünün kurulusuna katkı sağladı
Lewis “Scooter” Libby: Birleşik Devletleri Başkan Yardımcısı Dick Cheney’nin eski Genelkurmay Başkanı
Linda Darling-Hammond: Redesign Network okulu ko-direktörü
Lloyd N. Morrisett: 1986–1995 Yönetim Kurulu Başkanı
Lloyd Shapley: Nobel Ekonomi Ödülü sahibi, matematikçi ve oyun kuramcısı
Margaret Mead: ABD’li antropolog
Michael D. Rich: RAND Başkanı ve İcra Kurulu Başkanı 2011
Newton N. Minow: 1970–1972 Yönetim Kurulu Başkanı
Norman Shapiro: Matematikçi, Rice-Shapiro teoreminin yazarlarından, MH-posta ve RAND-Abel ko-tasarımcı
Oliver Williamson: 2009 Nobel ekonomi ödülü sahibi
Paul Baran: İnternet gibi Arpanet’in ve gibi ağlarda kullanılan paket anahtarlama geliştiricisi
Paul O’Neill: 1997–2000 Yönetim Kurulu Başkanı
Paul Samuelson: 2005 Nobel ekonomi ödülü sahibi
Ratan Tata: Tata Sons’un emekli başkanı
Ray Mabus: Eski Büyükelçi, vali
Richard Bellman: Dinamik programlamaya çalışmalarıyla tanınan matematikçi
Robert Aumann: Matematikçi elektronik (Game) oyun teorisyeni ve Nobel ödül sahibi
Robert M. Salter: Manyetik tren kavramının savunucusu
Roberta Wohlstetter: Politika analisti ve askeri tarihçi
Samuel Cohen: 1958’de nötron bombasının yaratıcısı
Stephen H. Dole: Man Yaşanabilir Gezenler’ kitabi yazarı
Walter Cunningham: Astronot
William H. Webster: 1959–1960 Yönetim Kurulu Başkanı
Willis Ware: JOHNNIAC Bilgisayarda özel yasam gizliliği, ortak yaratıcı
Zalmay Khalilzad: ABD’nin BM Büyükelçisi

 

ABD, bilimsel araştırmaların ve deneylerin merkezi olarak kabul edilir. ABD, dünya üzerindeki ekonomik –politik, sosyo-kültürel ve askeri hegemonyasını sürdürebilmek için, pozitif ve sosyal bilimlerdeki her türlü gelişmeden sonuna kadar yararlanır. Kısaca, ABD’nin dünya üzerinde hâkimiyeti, sadece askeri gücünden gelmez.

Marks ve Engels tarihsel materyalizmi bilimsel temelde ortaya koymaya çalışmışlardır. Yaşadıkları dönemdeki her türlü bilimsel keşfin açığa çıkardığı toplum ve doğa yasaları ile kapitalist toplumun kurallarını, işleyişini gözler önüne sermişlerdir. Kapitalizmin toplumsal yasalarından yola çıkarak geçmiş ilkel komünal, köleci, feodal toplumlara ve gelecek komünist topluma ulaşmışlardır. Marks ve Engels’in gelecek toplum tahayyülü komünizm, ütopik sosyalistlerin kafalarında oluşturdukları gibi hayali bir toplumsal düzen olmayıp, bilimsel sosyalizmin toplumsal ifadesidir. Dolayısıyla içinde yaşadıkları toplumu-doğayı daha anlaşılır kılan bilimsel her türlü ilerleme ve keşifle yakından ilgilenmişlerdir. Her bir yeni bilgiyi, toplumda var olan sınıflar arasındaki mücadeleyi daha anlaşılır kılmanın ve gelecek topluma ulaşmanın ışığı olarak ele almışlardır. Ardılları da bu yaklaşımı bir süre sürdürmüşlerdir. Ancak, uzun bir süredir sosyalistlerin dünyayı anlama ve değiştirmede bilimsel gelişmelerden uzak düştükleri, daha ideolojik bir söyleme savruldukları söylenebilir. Belki de içine düşünülen krizin önemli nedenlerinden birisi budur.

 

Devam edecek…

Gelecek yazı: RAND Corporation’un Türkiye Uzmanı Bazı Strateji ve Politika Yapıcıları

[1] http://www.sourcewatch.org/index.php/RAND_Corporation

[2] http://en.wikipedia.org/wiki/RAND_Corporation

Benzer yazılar

1 Yorum

  1. Onur Aydemir

    Günümüzde “dış dinamiğin” geri bıraktırılmış ülkeler üzerindeki belirleyici etkisini görmezden gelerek teorik açıklama çerçevesi geliştirilebileceğini düşünmek çok yaygın bir hata olarak karşımıza çıkıyor. Emperyalizm teorisinin dayandığı somut bir sınıf temeli, bununla birlikte siyasal, kültürel ve ideolojik boyutları bulunduğu yadsınamaz. Bu gerçekliği hesaba almadan, dünyada emperyalizm “yokmuş gibi yaparak” uzun vadeli siyasal strateji belirleyebilmek mümkün değildir. Bu nedenle bu yazı dizisini çok değerli buluyorum. Yazarın tarihsel bir çerçeve çizdiği bu ilk bölümüne küçük de olsa bir katkı sunmak isterim. İkinci Dünya Savaşı öncesi ABD, esas olarak akademik birikimi bakımından Kıta Avrupa’sından daha geri bir ülke idi. Hepimizin bildiği üzere, sosyal bilimlerin; felsefe, siyaset bilimi, sosyolojinin beşiği, modern toplumda Avrupa idi. ABD, sürecin gelişme eğilimini görerek, iradî olarak, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Kıta Avrupa’sındaki büyük bilimsel geleneğin taşıyıcıları olan önemli entelektüellere kucak açmış, bunlara ciddi maddi imkânlar yaratmış ve çalışma zemini sunmuştur. Bu çalışmaların bir bölümü, kitle ve toplum psikolojisi, kamuoyu, savaş stratejisi ve istihbarat alanındadır. Yazarın yukarıdaki makalesinde sözünü ettiği bilimsel çığırın gelişmesinde, kitle psikolojisi üzerine yapılan ve deneysel yönü de olan çalışmaların da katkısının olduğunu belirtmeliyim. Frankfurt Okulu başta olmak üzere, Almanya merkezli pek çok sosyal bilimcinin ve askerin (ki bunlar Prusya temelli askerlerdir, askerliği bir sanat olarak görürler) yardımıyla, dünya hâkimiyetine dönük uzun vadeli bir çalışma yürüttüler. Bunları, Kontr-Gerilla yöntemleri, istihbarat savaşları, enerji politikaları, kuşatma stratejileri olmak üzere çok geniş bir skalaya yaydılar. Sonuç: bilgiye hâkim olunmadan gücün niteliği anlaşılamaz. Yazının devamını sabırsızlıkla bekliyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!