Şiir yaşatıyor: Arif DAMAR (Barikat)

                           (1925-20 Ekim 2010)

Yenilik nasıl konuda değilse, toplumculuk, bireycilik de konuda değildir,

‘görüşte’, bakıştadır.

                                                                           (Pazar Postası, 26 Eylül 1959)

“Arif Damar ezilen, çile çeken, horlanan, toplumsal bunalımlarla yoğrulan insanın şairi… Halkımızın deyişlerinden yararlanan, estetik bir durulukla umutlu yarınları yansıtmakta.”

                                                                                 Seyit Kemal Karaalioğlu

Hayatı:                 

Arif Damar’ı babası Hacı Hüsnü Efendi’den otuz yaş daha genç olan annesi Mükerrem Hanım 1925 yılının Ocak ayında Gelibolu’nun Karainebeyli köyünde (Damar bugünü sonraları 23 Temmuz olarak saptayacaktır) günün gündüzünde dünyaya getirdi.

   Şiir yazmaya ilkokulda başladı (Yeteneği toprağın diplerine de gömsen, günü gelir fışkırır /S.Y.).

    Bu yetenek1940’ta öğretmeni Hasan Tanrıkut’un ilgisini çekti. Kültürlü öğretmen Arif Damar’a düzenli olarak felsefe dersleri verdi.

    Nazilerin Trakya sınırına dayanması üzerine Arif damar da kendisi gibi antifaşist gençlerle birlikte dağa çıkacak, işgalci ordulara karşı düzenlenecek gerilla savaşı içinde yerini alacaktır.

    Bu arada Arif Damar’ın ‘Harp Tebliğinden Uzak’ şiiri Yeni Ses’te, ‘Gecenin İçinde’ şiiri İnsan dergisinde Arif Barikat adıyla yayımlanır.

    1943 yılında Prof. Hilmi Ziya Ülken ile tanışır. Ülken, Nurullah Ataç’tan çok daha önce Arif Damar’ın yeteneğine değer verir, onun ünlü şairlerin arasına katılmasında önayak olur.

    1945’te Sefer Aytekin’le Enver Gökçe’nin de içinde bulunduğu genç şair ve yazarlardan oluşan Ant dergisinin yazı kuruluna katılır.

    Şair, 1945’te ilk kitabını ekonomik yetersizlikten dolayı çıkaramaz. Oysa Ant ve Cumartesi (Aziz Nesin’in) dergilerinde ‘Dost’un çıkacağı duyurulmuştur. Aşiret Han’da kimi işsiz arkadaşlarıyla birlikte dayanışma içinde yaşamaktadır. Parayı kitabın basımına ayırmak bu yoklukta bağlandığı ilkelere aykırı gelir. Ayrıca Ant dergisine parasal destekte de bulunmaktadır.

    Ekim 1947’de askere gider. Üç yıl süren askerliğini sürgün alaylarında geçirir.

1950’de İstanbul’a döner. İş arar, bulamaz. 5 Aralık 1951’de yani TKP davasından tutuklanana kadar Mahmutpaşa’da işportacılık yapar (seyyar satıcılık değil).1953 sonunda cezaevinden çıkar. Kanıt yetersizliğinden beraat etmiştir.

1969’da Yeryüzü Kitabevi’ni açar, yönetir. 1984’te kitabevini kapatır. Kendini bütünüyle yazın çalışmalarına, şiire verir. 1958-1959’da Ulus gazetesinde Ece Ovalı takma adıyla yazılar yazar. Vatan, Tanin gibi gazetelerde daha sonra Demokrasi’de kendi adıyla yazılar da yazmıştır. 12 Eylül 80 Darbesi’den önce çıkan Demokrat gazetesinde yine kendi adıyla sanat ve edebiyatla ilgili yazılar kaleme alır. Varlık, Adam Sanat gibi edebiyat dergilerinde yazıları yayımlanmıştır.

                                                          ***

 Onunla Behiç Aşçı açlık grevindeyken ziyaretine gittiğimizde tanışmıştım. Dönüşte Kadıköy’e kadar kendisine eşlik etmiştim., Trafikte araçların arasından geçerken bastonunu adeta bir savunma silahı gibi kullandığını gördüm. Eşiyle cep telefonunda konuşurken ise ne kadar da içten ve nazikti. Bu kuşaktan insanlardan ve hemen akabinkilerden örnek almamız gereken vasıflar var. Hafızamızı yoklayalım ve birbirimize aktaralım. Zaman hızla akıp gidiyor ve bu da azımsanmayacak bir çaba!

                                                   ***

Araştırmacılar onu 200’e yakın sanık içinde çözülmeyen, dayatılan suçu kabullenmeyen çok küçük bir azınlık olan ‘direngenler’ arasında saymaktadır. (Yalçın Küçük: İtirafçıların İtirafları- TKP Pişmanları, 1988, Tekin Yayınevi)

Yapıtları:

Günden Güne, 1956; İstanbul Bulutu, 1958; (Cemal Süreya’nın Üvercinka’sı ile 1959 Yeditepe Şiir Ödülü); Kedi Aklı, 1959; Saat Sekizi Geç Vurdu,1962; Alıcı Kuş, 1966; Seslerin Ayak Sesleri, 1975; Alıcı Kuşu Kardeşliğin, 1976 (İlk beş kitap bir arada); Ölüm Yok ki, 1980; Ay Ayakta Değildi, 1984; Acı Ertelenirken, 1985 (Seçme Şiirler); Yoksulduk Dünyayı Sevdik, 1988; Alıcı Kuşu Kardeşliğin, 1990 (Genişletilmiş ilk beş kitap); Ay Kar Toplamaz ki, 1980 (Son dört kitap birlikte); Eski Yağmurları Dinliyordum, 1995 (Seçme şiirler,yazılar, söyleşiler).

GİTME KAL

Nice nice acıları aklına getir

Bunca yoksulluğu aklına getir

Gözyaşlarını aklına getir

“GİTME KAL” var yok dinlemez bir çocuk isteğidir

Gitme aklına getir

Kıraç mı kıraç toprakların üstüne

Güneşler açar yağmurlar kesilince

Çırılçıplak kayada yeşerir incir ağacı

Dağların kuytusunda bir uslu çiçek

Dağıtır mavisini kendi kendine

Gitme beraberlik içinde

Nasıl sevinirdik aklına getir

Her şeyi her şeyi aklına getir

Gece yarılarını aklına getir

Söylediklerini aklına getir

Sinsi yağmurlar yağıyordu

Soğuktu

Yaktığımız ateşi aklına getir

Nelerden geçiyorsun aklına getir

Gitme dünyamızın her yerinde

Yorgun eller gülleri derleyince

Ellerin sevincini aklına getir

Güllerin sevincini aklına getir

Ne çok severdik seni aklına getir

                                                    Arif DAMAR


Kaynakça:

   Ansiklopedik Edebiyat Sözlüğü, Seyit Kemal Karaalioğlu, 1983, genişletilmiş                        üçüncü basım, İnkılap ve Aka Kitabevleri, s.172, İstanbul

   Arif Damar, Adam Yayınları, Temmuz 1998, Birinci basım, s.15,63,66-70, İstanbul. Derleyen: Arif Damar

Hazırlayan:

Serkan Yaman

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!