Sıradanlığı İçselleştiren Bir Devrim Neferi

DEVRİMCİ MİRASIN SEMBOL İSİMLERİNDEN NASUH MİTAP’A DAİR

“SIRADANLIĞI İÇSELLEŞTİREN BİR DEVRİM NEFERİ”

                                                                                                        Hakkı ZABCI

 

nasuh3

Nasuh,

kortejle, flama ve Dev-Yol bayrakları ile geldiğin Kırklareli’nde seni büyük bir halk kalabalığı bekliyordu; flamasız, bayraksız, slogansız. Seni bağırlarına bastılar. Sıradan, bizden biri dediler. Devirdim dediğin otobüs onarılmış, yolcularını bekliyor. Başardın, halkının kalbine girmeyi. Ne mutlu sana Kardeşim…

 

YIL 1992. Mevsimlerden yaz. Bana çok emeği geçen, gelişimimde büyük payı olan, beni bıkmadan usanmadan eğiten büyük ustamı, siyaset hocamı kaybettim. Gözyaşlarıma hakim olamıyorum. İlk defa karşılaştığım kız kardeşi, “Ne ağlıyorsun be, kes ağlamayı, ağabeyin sana elini vermiş, sen de elini layık olan bir başkasına ver” demişti. Ustama “Ağabey” demiştim, “Yaşadıkların, deneyimlerin, dünyaya bedel bir hazine, ne diye bunları yazmıyorsun?” “Sen varsın ya, o var ya, yazarsınız” diye yanıtlamıştı. O dönem, farkına varmadan, yazdıklarımın çoğunda onun izleri vardı.

Büyük bir devrimci ve komünist olan ustamı becerebilirsem ve gücüm yeterse, ileride tanıtmayı ve yazmayı deneyeceğim.

Neden böyle bir giriş yaptım?

Bu kasım ayı başında buna benzer bir olay yaşadık. Devrimci mirasın sembol isimlerinden Nasuh Mitap arkasında sayfaları boş bir defter bırakarak “Elveda dostlarım” dedi. Eli elimizde, yaşamı yüreğimizde terk etti bizi. Elini tutanlar çok şey biliyorlar o’na dair. O çok şey anlattı onlara, yaşama dair, siyasete dair… Onlar, bu defteri dolduracaklar er ya da geç. Dolduramazlarsa şayet, önüne gelen konuşacak, yazacak, kendi zaviyelerinden kimi onu Haziran Hareketi ile özdeşleştirecek, kimi İttihatçı yapacak, kimi de nedensel bağlarını kurmadan sözlerini çarpıtarak kafa karıştıracak, “Avrupa Birliği’ne sıcak bakıyor, CHP’yi destekliyor” diye…

Beni Nasuh’un geçmişinden ziyade geleceğe bakışı ilgilendiriyor. Nasuh’un geleceğe bakışını içeren “Nasuh’un Gerçekleşemeyen Devrimci Hamlesi” başlıklı bir yazıyı daha sonra yazacağım. Yakındır.

Nasuh’un geçmişini bilmiyor değilim. Aynı Fakülte’de okuduk. Benden iki sene sonra Siyasal’a girmişti. O, Dev-Genç’in, THKP-C’nin ve sonrasında Devrimci-Yol’un kararlı, gözü kara bir devrimci militanı olarak bilinir. Hatta onun için devrimci şiddeti örgütleyen adam denir. Bu tanımlama, onun, kavgada, çatışmada, her türlü eylemde ön safta olduğu izlenimini verir. Doğrudur. Ama eksiktir. O, aynı zamanda solun, devrimci anlamda, toplumsallaşmasının da ustasıdır. Bu yanı fazla bilinmez. Ben, burada, bu yönünü vermeye çalışacağım. Bugüne örnek olur düşüncesiyle.

1970 yılı başları… 29 Nisan’da CIA’ye bağlı Amerikan Yardım Teşkilatının (AID) Balgat’ta bulunan binası devrimciler tarafından yakıldı. Olayın SBF öğrencileri tarafından yapıldığının tespit edilmesinden sonra jandarmanın da yardımıyla SBF yurdu basıldı, tarumar edildi. Direnen öğrencilerden birçoğu gözaltına alındı. Her iki olay da ülkede büyük yankı uyandırdı. Anti-emperyalist eylemlerin en önde geleni olarak vurgulandı. Failler arasında gösterilen Hüseyin Cevahir hakkında yakalama emri çıkarıldı. Cevahir’in bu kaçak durumu olmasaydı, Dev-Genç başkanlığına o seçilecekti. Bundan dolayı yerine Ertuğrul Kürkçü seçildi. Cevahir Ankara’da kalamaz oldu. Daha korunaklı olduğu düşüncesi ile Nasuh ile birlikte Karadeniz’e fındık üreticilerini örgütlemeye gönderildi.

Yirmi dört yaşındaki Cevahir ve yirmi iki yaşındaki Nasuh, Karadeniz yollarındadır artık.

Genç Cevahir ve genç Nasuh, önce bölgeyi kâğıt üzerinde incelerler. Bölge haritası, bölgeye ait istatistikler gözden geçirilir. Ve fındığın üretim merkezi olan Giresun’da en yoksul bölge olarak Bulancak’ı seçerler. Tasarladıkları miting burada yapılacaktır. Bu doğrultuda önce muhtarlar ile ilişki kurarlar. Bununla yetinmezler, anketler düzenlerler.

Fındık üretimiyle ilgili teknik, toplumsal ve ekonomik bilgileri tekrar tekrar gözden geçirirler. FİSKOBİRLİK(taban fiyatı üzerinden fındık alımı yapan Tarım Satış Kooperatifleri Birliği) ve fındık tüccarları ile ihracatçıları hakkında inceleme yaparlar. Bütün bunlardan elde ettikleri bilgiler doğrultusunda fındık üreticileri ile yoğun bir temas kurarlar. Fındıkta sömürüyü anlatırlar.

Mitingi örgütlerler. Yerini ve saatini belirlerler.

Valilik ve kaymakamlık mitingi engellemek ister. Miting günü kalabalık bir üretici kitlesi ilçeye iner. Gelenlerin çoğu, biraz da bölgesel alışkanlıklardan dolayı silahlıdırlar. Jandarmanın da desteği ile ilçede bir güvenlik duvarı oluşturulur. Bu durum karşısında, emniyetçe aranan Cevahir’in burada kalması sakıncalı görülür. Bu nedenle, o, daha örgütlü olan Fatsa’ya gönderilir. Nasuh yalnızdır şimdi. O, bu silahlı kalabalığı güvenlik güçleri ile karşı karşıya getirmemek için onları şehir dışına yönlendirmek ister. Bunu başarmak için, büyük kalabalığı şehirlerarası yola çekerek trafiği kesme eylemini örgütler. Bu eylem Türkiye’de bir ilk’tir. Eylem, sonuç verir, kaymakamlıktan mitinge izin çıkar. Nasuh, kimsenin burnu kanamadan mitingi sonlandırır. Bu eylemi gerçekleştiremeyip de silahlı halk ile güvenlik güçleri karşı karşıya gelseydi kan gövdeyi götürürdü. Genç Nasuh, büyük bir maharetle bunu engellemiş olur.

İş bununla bitmez. Genç Nasuh’u alır bir düşünce. Fındık üreticisi mitingle sorunlarının çözüleceğine inanmış bir kere… Bunun mitingle çözülemeyeceğini, mücadelenin sürekli olması gerektiğini köylüye anlatmak ister. İnandıramaz bir türlü. Devamlılığın yerel kadrolarla çözüleceği gerçeğini kabullenmesine rağmen, örgütleyici adam yokluğundan bir ufak miting için bile Ankara’dan yardım istemiş, oradan gelen arkadaşlarının yardımı ile mitingi kotarmıştır. “Devamlılık” onun için çözüm anahtarı olmuştur. Ama, yerelde yetişkin kadro yoktur.

Nasuh’la ilgili benim önemsediğim ve vermek istediğim olay bu. Başka şeylerle ilgilenenler, Ankara Dev-Genç Davası, THKP-C Davası ve Devrimci Yol Davası’ndaki iddianameleri, savunmaları, tutanakları okuyabilirler. Bunlara ulaşmak da zor değildir.

12 Mart sonrası, tahliyelerden sonraki süreç, Dev-Genç ve Devrimci Yol örgütlenmelerinin ağırlıklı olduğu dönemdir. Bu dönemle ilgili, Mehmet Ali Yılmaz’ın Nasuh’un ilk ve ikinci devrimci hamlelerine yönelik yazdığı iki önemli yazı ANAFİKİR’de kısa zaman önce yayımlandı.

Nasuh’la ilgili ilk yazıyı burada noktalıyorum. İkinci yazıda, 1991’de ki tahliyelerden sonraki dönemi Nasuh açısından irdelemeye çalışacağım. Üçüncü yazı ise, daha önce sözünü ettiğim gibi Nasuh’un geleceğe bakışı ile ilgili olacaktır. Siz buna Nasuh’un gerçekleşemeyen devrimci hamlesi de diyebilirsiniz.

Niye yazıyı üçe böldüm?

Ben genellikle, uzun yazan ve bundan da yüksünmeyen birisiyim. Ancak uzun yazıların çok okunmadığı izlenimini, geç de olsa nihayet edindim. Bir okuyucu, benim “Halka Ulaşmanın Yolları” başlıkla yazı ile ilgili Facebook’da, “Yazı çok uzun, birinci paragrafı ile son paragrafını okudum. Fenaya benzemiyor” deme cesaretini göstermiş. Açık yürekliliğinden dolayı kendisine teşekkür ederim. Böyle kısa yazarak, belki okunur dileğiyle…

 

                                                                                                                           Hakkı ZABCI

Benzer yazılar

1 Yorum

  1. Serhat Karabeyoğlu

    Abi yüreğine sağlık. Aklına sağlık. Kısa kısa olursa pek anlam kazanmıyor. Nasuh Abiyi bizim kuşak uzaktan tanıdık. Keşke sizin kadar yakından tanısaydık. Ama ne büyük onur; “O”nun talebelerinin talebesi olmak onuru.

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!