Solda Yeni Adet: İstemem Ama Evet- Mehmet Ali Yılmaz

7 Haziran seçimlerinde HDP’nin milletvekili aday listesine girerek bu partiye eklemlenen bazı eski Devrimci Yolcu arkadaşların bu tavrı devrimci geleneğimizle uyuşmaz. Türkiye sosyalist hareketini yok etmeyi ve iktidara ortak olarak “üçüncü göz”ün koordinatörlüğünde Yeni Türkiye’yi oluşturmayı amaçlayan bir planın parçası haline gelenlere oy vermeyeceğiz.

Öncelikle HDP, Batılı emperyalist devletlerin temsilcilerinin de katıldığı Oslo görüşmelerinden itibaren AKP tarafından legalleştirilen PKK’nın yeni siyaset dönemindeki partisidir. Bu partinin ömrü daha öncekilerde olduğu gibi PKK siyasetindeki değişmelere göre belirlenecektir.

PKK’nın stratejik hedefiyle ABD’nin Ortadoğu’da uygulamakta olduğu proje uyum içinde olduğu için politikaları ister istemez çakışmaktadır. Amaçlarında, çıkarlarında farklılıklar olabilir ama Sovyetler Birliği yıkıldıktan sonra PKK, ABD emperyalizminin politikalarına doğru dümen kırarak varlığını korumuş ve geleceğini bu devletin Ortadoğu projesinin parçası olmakta görmüştür. Kuzey Irak’taki Kürt devletini kuran ABD ve müttefikleri en son Suriye’nin kuzeyinde izledikleri politikayla PKK-PYD çizgisiyle birlikteliklerini pratikte ortaya koydular.

Emperyalizm Kürt hareketleriyle bölgesel düzeyde yarattığı bu iklimi Türkiye’ye 7 Haziran seçimleri bağlamında yansıtmaya çalışmaktadır; bu politikanın hayata geçirilmesi anlamında son zamanlarda HDP’ye büyük medya, bazı aydınlar ve kitle örgütleri ile bir kısım siyasilerin desteklerinin önünü açmaktadır. Desteğin giderek yoğunlaşması için çok boyutlu faaliyetlerin kampanya şeklinde yürütüldüğünü gözlemlemekteyiz. Bu faaliyetlerin yeni biçimlerine ve yaratacağı sonuçlara önümüzdeki günlerde tanık olacağız.

Öte yandan HDP’ye verilen desteklerin en dikkat çekeni ise Türkiye sosyalist hareketinden verilenlerdi. Bunlardan ikisi ilginçti. Birincisi Haziran Hareketi adı altında daha yeni bir araya gelen güçlerin bazı yöneticilerinin HDP ile “dayanışma” içinde olduklarını açıklamaları ve çağrı metnine imza koymalarıydı. Madem Haziran Hareketi’ni küçümseyen bir parti ile dayanışma yapacaktınız neden insanları farklı bir proje yapıyor gibi yeni bir hareket içinde toplamaya kalkıştınız? Bu kişilerin yaptıkları yeni bir siyasi örgütlenme miydi yoksa HDP’ye Türkiye sosyalist hareketi içinde yeni bir alan açma işi miydi?

Türkiye sosyalistlerinin en son tanıklık ettikleri gelişme ise yazının başında belirtildiği gibi HDP’nin seçim listesinde bazı arkadaşların da yer almasıdır. Biz Devrimci Yol geleneğinden gelenler, farklı düşünsek de, hatta farklı yerlerde olsak da her şeye rağmen belli kalın çizgilerin dışına çıkmamak gerektiğini düşünürüz. Bu kalın çizgiler Mahir’in tarif ettiği anti-emperyalist, bağımsızlıkçı, devrimci yurtseverlik temelinde sosyalizmi esas alan bir çerçeve oluşturur. İşçi sınıfının önderliğini benimseyen bu genel çerçevenin dışına çıkanlar olmadı mı? Açıkça çıkanlar da oldu, içeride kalıyormuş gibi yaparak çıkanlar da. Ama her şeye karşın bu çerçevenin bizim için aynı zamanda bir ahlak sorunu ve sorumluluğu olduğunu düşünürüz. Fakat gördük ki “kaderde” bu sorumluluğu duymayanlar arasında milletvekilliğinin cazibesine kapılanları görmek de varmış!

HDP kritik siyasal dönem ve gelişmelerden yararlanarak, içinde yer alan eski solcuların üretimine katkı koyduğu ustalık eseri taktiklerle Türkiye sosyalist hareketini yutmayı, bütün devrimci hareketleri içine almayı ve böylece Türkiye devrimini Kürt ulusalcılığına indirgemeyi önüne koymuş bulunmakta. Bu nedenle Türkiye sosyalistleri, özellikle Türkiye solundan koparak HDP çizgisine savrulanların bütün eski-yeni devrimcileri kendileri gibi davranmaya zorlayan tavırlarıyla karşı karşıyalar. Bütün solcuların siyaseten onlar gibi davranması gerektiğini kabul ettirebilmek için abese varan fikirler savunup tavırlar içine girebiliyorlar. Ve hatta son olarak 7 Haziran’da HDP listesinden seçime katılacak olanlardan bazıları bu partinin çağrılarına uyarak bütün sosyalist hareketlere çağrılar yapmaya başladı. Sosyalist hareketlerin kendilerini fesh ederek HDP içinde yer almalarını sağlamaya dönük olan bu çağrılar her şeyden önce ahlaki değil. İdeolojik ve örgütsel kökleri, mazileri ve gelecek tahayyülleri çok farklı partilerin bu özelliklerini yok sayarak, sırf seçim barajını aşabilmek adına bu partilerin kitleselleşememiş olmalarını gerekçe göstererek, ilkesiz bir yaklaşımla bu partileri HDP’ye eklemlemeye çalışmak hiçbir etik değerle izah edilemez.

Diğer yandan yüzde 10 seçim barajının yıkılmasını istedikleri için HDP’yi desteklediklerini söyleyenler, otuz küsur senedir var olan seçim barajına karşı HDP ve selefi olduğu partilerin bugüne kadar neden aktif karşı çıkışlar örgütlemediklerini düşünmüyorlar mı? İstedikleri zaman kitlelerini sokağa dökebilen HDP veya BDP’nin son dört yılda bu konuyla ilgili AKP iktidarıyla ciddi bir mücadele içine girmediğine hep beraber tanıklık etmedik mi? Aksine Gezi sürecinde önderlerinin ifadesiyle AKP’yi Haziran eylemcilerinden kurtararak iktidarda kalmasını sağladılar. Bu zihniyeti hala sol saymak ahmaklık değilse bile bile lades demektir. Seçim kapıya dayanınca akıllarına gelen barajı yıkmanın yolu Türkiye sosyalist hareketlerini dağıtmaktan, yutmaktan geçmemeli ve bizim arkadaşlar da bu plana alet olmamalıydı. Yetmez ama evet’çilerle aynı konuma düşerek sonuçta istemem ama evet’çi olmaları en azından rahatsız edici.

Sonuç olarak, HDP’nin desteklenmemesi gerekir. Çünkü bu partinin amacı AKP ile koalisyon kurarak ABD projesi doğrultusunda Yeni Türkiye’nin kurulmasını sağlayacak şekilde Anayasa ve yasalarda değişiklikler yapılmasını gerçekleştirmektir. Türkiye’nin ve emekçi halkın aleyhine olacak olan bu değişikliklerin yapılmasına katkı koyanlar yetmez ama evetçi’lerden çok daha ağır sorumluluk altına girmiş olacaklardır.

Yapılması gereken Türkiye devrimci hareketinin her çeşit yok etme, çevreleme ve hegemonya kurma girişimine karşın anti-emperyalist, devrimci yurtsever ve sosyalist çizgisinde varlığını sürdürmesini sağlamaktır. Türkiye’nin devrimcileri her çeşit baskıya, yıpratma ve teslim alma operasyonlarına rağmen; var olduklarını ortaya koymalı ve bütün Türkiye halkını kucaklayarak bağımsız-devrimci mücadelesini geçmişinden aldığı kararlılıkla dosta düşmana karşı sürdürmelidir.

Bu yönde çaba göstereceklerin birbirine güç verecek bir tutum içinde olmaları önemlidir.

Mehmet Ali Yılmaz

Benzer yazılar

10 Yorum

  1. orhan karakuş

    hdp pkk siyasetinin meşrulaştırılması ötesi yazıda vurgu yapıldığı gibi emperyalizmin bölge politikalarının da bir siyasi aracı konumundadır… Türkiyede etnisite ve mezhep kuyrukçusu malum aydınlar zevatı “projekt ve koftidir”.. Tarihsel iz ve izan ile buluşma kabiliyetleri iğdiş edililerk devşirilmişlerdir…İlimunete hipotez hdp( çürükçül çarıklı erkanı ile “prosrat devrimi” yapmış akillileri eklersin) aşar…medya ile algı yönetmek ve işid vb. karşı safta pyd v.b bu safta simülsüne “kobani zaferi1 gerçeklenir… bölgede devrim mi yapılacak yoksa kolağalığına mı soyunulacak.?.. Oh ne ala yakında hologramik ayaklanmalar ile sosyal-kültürel ve ekonomik yaşam da değişir…Nasredin hoca fıkrası daha gerçekçi: Bu kedi(Akp) ve bu ciğer (Hdp) ketenperesi ile emperyalizmin dirlik ve sulh yolundaki Türkiye toplumcu haraketini kedi ciğeri yedi meselesi gibi yutmasıdır.. Tabii olarak er ve hatun kişi bunu ne kadar yerse… baki selamlar…

    Yanıt
  2. ahmet aksoy

    liselilerin futbol maçlarından sonra yenik düstüklerinde kendi aralarında yaptıkları yorumlardan farksız sizin yorumlarınız ve yazınız teselli teselli yenik düşürt tüğünüz devrimci hareketi teselli etmeyi bırakın artık

    Yanıt
  3. Yusuf

    Ahmet aksoy sizi tanimiyorum ama sosyalizm ve bagimsizlik onemli degilmi .Yenilgiye gelince ,1971 hareketi.1980 hareketi.vede bolsevik devrimi vb hepsi ayri ayri degerlendirilecek konular,hareketimiz yenildi diye devrimciligi savunmayacakmiyiz ,sen hdp eklemlene bilirsin ama karsi durus koyanlari teselli vb gibi luzumsuz kelimelerle ihtama gerek yok . M.A.Yilmazin yukaridaki yazisini tartisana ,tartismiyorsun ,tartismayi kapatmaya calisiyorsun bu siyasi kurnazliktir kimsede yutmaz

    Yanıt
  4. M.Halim Bel

    Türk solu jakoben bakış açısı ile olaylara ve sorunlara bakmaktan kurtulduğu andan itibaren, doğru yolu bulacaktır…Kürt soruna bakışları da böyledir…Ezen ulus kompleksi ile bakıyorlar…….Emperyalizme karşı mücadele………Ama nasıl ve hangi dünya görüşü ile…..Marksizm-Leninizm ile oluyorsa, bu dünya görüşünün Kurt sorununa bakışı ve bu sorunun çözümü nasıl olaca?????
    Ulusların Kendi Kaderlerini Tayın etme hakkından bahsederken Türk solunun tüyleri diken diken oluyor…..Şimdiye kadar, Kürtlerin 30 Hak arayışı ayaklanması olmuştur….Türk Solu, bunlara nasıl yaklaşmıştır??? Bu gün de, geçmişte ne yapıyorsa, şimdi de aynısını yapıyor….Sorunun özü budur…

    Yanıt
  5. Anonim

    Orta Doğu”da ABD Emperyalizmi’nin programıyla yürütülen kurulmak istenilen Federasyon yada devletin adını bilmeyen kaldımı ki? Bu yönetim Kürt Federe ya da devleti. Oslo ‘da yapılan görüşmelerde ne alınıp verildiğinin halka açıklanmadığı güzelim ülkemizin maceraya sürüklendiğinin hızlanması değildir de nedir? “Yeni Türkiye” adı altında Türkiye Halklarına dayatılan Federasyon-Başkanlık cenderesi içinde yürütülen seçim atmosferinde barajı aşmak için adaylığa zorlanan Devrimci-Demokratların tavırlarını doğru bulmuyorum. Geçmişlerinde karanlık dehlizlerden yüz akıyla çıkan saygın siyasi hareketin üst yönetimine yükselmiş şahsiyetlerin evet demememesi gerektiğini düşünenlerdenim. Yaşasın Doğunun Türkleri Yaşasın Batının Kürtleri!!

    Yanıt
  6. ceyda

    Ben de Kürt veya Ermeni olsam “somut durumun somut durumuna” göre HDP’yi desteklerim… Türklerin canına okumak için… Ama eğer Türkiyenin devrimcisiysem tam bağımsız Türkiye şiarıyla emperyalizme karşı tek ve bütün bir Türkiye devrimini savunurum…

    Yanıt
  7. Mehmet Kemal Aladağ

    Sayın Halim Bel. Yorumunuzda Jakoben bakış açısı gibi bir ifade kullandığınız için birkaç şey yazmak gereğini hissettim. Bildiğim kadarıyla Jakobenler (önce Anayasa Dostları Derneği, sonradan Özgürlük ve Eşitliğin Dostları Derneği) Fransız Devrimi’nin devrimcileridir. Devrimi durdurmak isteyen büyük burjuvazi ve ruhbana karşı, küçük mülkiyet sahipleri ve emekçi sınıflarla birlikte devrimi derinleştirmek için mücadele etmişler, Fransa’yı kralcı Avusturya işgalinden kurtarmışlardır. Jakobenlerle ilgili tavrınız tam bir secaat-sirkat meselesine yol açmış. Jakoben yöntemler diyorsunuz. İyi de, isyancı Paris halkı ve Komün, küçük burjuva San’s Culotte (baldırıçıplaklar) Jakobenlerin en sadık müttefiki ve monarşiye karşı destekleyicisidir. Siz Jakobenlere karşı AKP söylemini burada yeniden üreterek hangi görüşü savunduğunuzu düşünüyorsunuz ki? İşte bizim sorunumuz hep bu oldu zaten. Kulaktan dolma, tuhaf tuhaf laflarla devrimciliği ayağa düşürdünüz. Yazık, memleket namına üzülüyorum…

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!