Teslim Alamayacaklar…

Emperyalizmin Türkiye’yi tamamen teslim almak için taşeronlarına yaptırdığı katliamlarla ulaşmaya çalıştığı sonuçlara devrimci halk güçleri olarak kararlılıkla karşı durmak her şeyden önce insanlık görevidir.

 kandil

Emperyalist sermayenin çıkarları için dünyanın birçok yerinde ve Türkiye’de insanların bombalarla katledilmesi umurunda mı?

 

ABD Ortadoğu politikalarını kendi çıkarlarının yanı sıra İsrail’in hesaplarını da kollayarak belirler ve uygulamaya sokar. ABD’nin politikalarını etkileyen İsrail’in önde gelen yöneticileri bölgede bir Kürt devletinin kurulması gerektiğine sürekli vurgu yapıyorlar.

İsrail Başbakanı Netanyahu geçen yıl haziran ayında yaptığı açıklamada “Kürtlerin kendi devletlerine sahip olmayı hak ettiklerini” söyledi.

İsrail’in ırkçı Adalet Bakanı Ayelet Şaked 2016 Ocağında “Bu yeni devletin (Kürt devleti) Türkiye ve İran arasında yer alması gerektiğini” savundu.

Diğer yandan ABD’nin İsrail büyükelçisi Ron Dermer, Kürtlerle Yahudilerin ilişkilerinin iyi olduğunu belirttiği açıklamasında “Kürt halkı ve Yahudiler arasında, İsrail ile Kürdistan arasında çok yakın bağlar olduğunu hissediyoruz” diyerek Kürtleri İsrail politikaları doğrultusunda yönlendirmeye çalışmaktan geri durmadı.

Yukarıdaki türden açıklamalara paralel olarak ABD ve AB ülkeleri Türkiye üzerinde “Açılım sürecine dönün” baskısını devreye soktular. Bu baskıların yoğunlaştığı bir anda ülkemizde bombalar patlatılmaya başlandı. Ankara ve İstanbul’daki patlamaları gerçekleştiren örgütler (PKK ve IŞİD) farklı olsa da sonuçta aynı politikaya hizmet eden işler yapıyorlar. Bu gibi durumlarda bombayı kimin patlattığından çok bu patlamanın hangi politikaya hizmet ettiği daha önemli olur.

kandil1

Ankara-Kızılay katliamından bir hafta, İstanbul-İstiklal Caddesi katliamından iki gün sonra Diyarbakır’da yapılan Nevruz Bayramı kutlamasında silahların önünde “Barış” çağrıları yapıldı…

 

Emperyalist devletler, Ortadoğu politikalarıyla, Türkiye’nin parçalanmaya doğru gitmesini sağlamaya çalışırlarken; Suriye’den uzak durmasını temin etmeyi de amaçlıyorlar. Zayıf düşürülen Türkiye’nin tamamen içine dönmesini ve Batı’nın dayatmalarına razı olmasını istiyorlar. Bu dayatmaları bir kez daha hatırlayalım:

Emperyalist devletler; Türkiye’nin NATO, AB gibi emperyal amaçlı kuruluşların her istediğini yerine getiren tamamen kukla, etnik esaslara göre bölünmüş federatif devletçiklerden oluşan gevşek bir yapıdan oluşmasını ve bu devletçiklerin Batı’nın açık pazarı haline getirilmesini istiyorlar.

Türkiye’yi kuşatmaları altına alan emperyalist güçlerin bu isteklerini her şeye hâkim durumda olmayan AKP iktidarı vasıtasıyla gerçekleştirmeleri zor görünüyor. Emperyalizmin politikalarına rıza göstermeyen kesimleri, özellikle de bürokrasiyi “ikna” etmek gerektiğini düşünüyorlar. Bu “ikna” işini algı operasyonları ve bir birine karşıt gibi görünen PKK ve IŞİD gibi taşeronları vasıtasıyla verdirdikleri mesajlarla yapmaya çalışıyorlar. Bu mesajlar; hendek, barikat, sınır ötesinden tacizler, Suriye’nin kuzeyinde oluşturulan koridor biçiminde olabileceği gibi büyük şehirlerin en merkezi yerlerinde intihar saldırıları şeklinde de olmaktadır. Ankara’da iki kez kitle katliamı yaptırılan PKK kamuoyu önünde sıkışınca bu örgütü kurtarmak için İstanbul’da hemen IŞİD’i devreye soktular. Suriye’de acımasız eylemleriyle PYD’nın yayılmacılığını meşrulaştırdıkları IŞİD’i Türkiye’de de PKK’nın kitle katliamlarının üstünü örtmek için görevlendirdiler. İstanbul katliamından sonra PKK’nın Kızılay katliamı neredeyse unutturuldu. Güdümlü medya da bu operasyonun bir parçası olduğunu ortaya koydu.

PKK ve IŞİD’in saldırılarının amaçlarının aynı olduğuna kuşku yok. Bu iki örgüt de emperyal siyasa doğrultusunda Türkiye’nin turizmini, ekonomisini, güvenliğini ve sosyo-psikolojik yapısını çökertmeye çalışıyorlar. Böylece emperyalistler açılım masasına oturtacakları gardı düşmüş Türkiye’den istediklerini kolaylıkla alacaklarını hesaplıyorlar.

Bu arada Batı, Brüksel saldırılarına karşı sert tepki gösterirken Türkiye’deki saldırılara, özelikle de Ankara’daki saldırılara karşı büyük ölçüde sessiz kaldı. Bu iki yüzlü tavrın altında yatan neden yukarıda anlatmaya çalıştığımız politikalardır. Batılıların Brüksel saldırılarına karşı gösterdikleri hassasiyeti Ankara saldırılarına göstermediklerini İngilizlerin Independent gazetesi de yazmak durumunda kaldı.

İngiltere’nin önemli gazetelerinden Independent’ta, Belçika’nın başkenti Brüksel’de gerçekleştirilen terör saldırıları için gösterilen hassasiyetin Ankara saldırıları için gösterilmediğini vurgulayan bir yazı yer aldı. Yasmin Ahmed imzasıyla yayınlanan yazıda “Downing Street, Ankara’daki vahşetten sonra neden Türk bayrağı asmadı” diye sorduktan sonra bu sorunun cevabı şöyle veriliyor:

“Türkiye’deki saldırıların arkasında yatan etkenler, Brüksel bombalamalarının arkasındakilerden farklı. Bazıları Türk devletine karşı asırlık Kürt bağımsızlık hareketi adına yapılıyor; bazıları Brüksel saldırılarını düzenleyen ile aynı köktenciler -IŞİD- tarafından yapılıyor. Fakat taktikleri aynı: Terör.”

Evet, emperyalistler Türkiye halkıyla yüz yıllık bir hesabı görmek istiyorlar ve bunun için de bir yandan PKK’yı diğer yandan IŞİD’i ülkemize saldırtıyorlar.

Öte yandan ABD sözcüsünün bu saldırılar karşısında takındıkları çifte standartlı tavır konusunda sorulan sorular karşısında kem-kümlü cevaplar vermek durumunda kalması da bu yüzyıllık hesabın günümüzde de sürdürülüyor olmasındandır.

Emperyalizmin Türkiye’yi tamamen teslim almak için taşeronlarına yaptırdığı katliamlarla ulaşmaya çalıştığı sonuçlara devrimci halk güçleri olarak kararlılıkla karşı durmak her şeyden önce insanlık görevidir.

editor

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!