Toplumsal Kanser…Mehmet Uysal

Ey İnsanoğlu/Kızı;

Tarih boyunca, “toplumsal kanser” ile malul olagelmişsin ne yazık ki…

Değil mi ki canlı yaşamın başlarında, bir miktar proteini zarla çevirip hücre olarak yapılanmışsın, işte o zaman senin aklına “bireysel mülkiyet duygusu” düşmüş.

Bunun yanında, milyarlarca hücrenin bir araya gelip, işbölümü ve işbirliği yapıp, karmaşık organizmalar haline gelerek, daha uzun yaşayabilen karmaşık canlı formları (yaşam birimi) oluşturmasıyla, “kolektif mülkiyet duygusu”na da sahip olmuşsun.

Bedenine bak ve gör ki “bireysel-kolektif mülkiyet” ilişkisi içindeki milyarlarca hücren, birbirini yemeden, aksine birbiriyle dayanışarak, nasıl ahenkle çalışıp seni yaşatıyor.

Bununla birlikte, istisnai olarak bazen, bazı hücrelerin “yoldan çıkıp”, diğerlerini yemeye başlıyor. İşte o zaman ne yazık ki kanser oluyorsun.

Öte yandan, sadece hücreler arası işbölümü ve işbirliği sonucunda organizma haline gelmekle kalmamış, organizma toplulukları haline gelerek toplumsal yaşamı da oluşturmuşsun. Ancak, biyo-organizmanın hücrelerinin birbirini yemesi istisna iken, toplumsal organizmanın hücreleri olan insanların birbirini yemesi tarih boyunca kural olmuş. İlkel toplumlardan modern toplumlara kadar, zenginliklerini talan için birbirlerine canavarca saldıran insanlara bak. Köleleri yiyen efendilere, serfleri yiyen derebeylerine ve işçileri yiyen burjuvalara bak…

Demek ki tarih boyunca insanoğlu hep toplumsal kanser ile malulmüş.

Toplumsal kansere karşı, “insan hakları” ilacını buldun.  Ancak yeterince yaygınlaştıramadığın, toplumsal kanser tam yendiğin zamanlarda insan hakları ilacını kullanmayı bıraktığın için, toplumsal kanserin nüksedip, yaygınlaşmış. Dünya manzarasına bakınca gördüğün gibi, toplumsal kanser ile maluliyetin halen sürüyor ne yazık ki…

Öyleyse, bedenine bak, ibret al ve tıpkı bedenindeki hücreler gibi “bireysel-kolektif mülkiyet” biçimi tasarlayıp, hayata geçir ve toplumsal kanser illetini tarihin çöp tenekesine at…

Yoksa tarih boyunca, açgözlülükle birbirine saldırıp, birbirini yerken çektiğin toplumsal/bireysel travmalar, tarifsiz acılar yetmedi mi?

Yoksa toplumsal kanserin sadizmi yanında bir de toplumsal mazoşizm ile de mi malulsün?

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!