Türkiye Kuşatma Altında

Emperyalist güçlerin kuşatmalarından, taşeronlarının bombalarından, AKP ve PKK’nın toplumu esaret altına alan baskılarından kurtuluş için bütün yurtseverler ve devrimciler birlik olarak halkın önüne bir kurtuluş umudu ve programı koymak zorundalar.

 

Türkiye bugün yüzyıldır ikinci kez hem içeriden hem dışarıdan yoğun bir kuşatma altında. Ülkenin karşı karşıya bırakıldığı sorunlar o kadar ağır ki tam olarak var olma-yok olma koşulları yaşıyoruz.

Emperyalizmin kontrolü altındaki AKP ve PKK Türkiye halkını iki ateş arasına aldılar. Hangi tarafta yer alınırsa alınsın sonuç değişmez, emperyalizmin kucağına oturulur.

Ülkemiz dışarıdan ise ABD-AB-NATO ile Rusya-İran cepheleri ve bunların ikisiyle de taşeronluk ilişkisi içinde olan PYD-YPG ve IŞİD tarafından kuşatılmış durumda.

Ülkenin dört bir yanında patlatılan bombalar, taranan kahvehaneler, yakılan arabalar vb. bu emperyalist kuşatmayı yapanların ve içerdeki uzantılarının tüm halka vermeyi amaçladıkları gözdağı ve sindirme saldırılarıdır. Bu emperyalist güçler ve işbirlikçileri yürüttükleri ülkeyi teslim alma operasyonuna hiç kimsenin itiraz etmesine, karşı düşünce belirtmesine, Artvin’de olduğu gibi halkın yaşadığı çevreye sahip çıkmasına dahi tahammül edemiyorlar.

En son Ankara’da, Türkiye’nin kalbinde, patlatılan bombanın infilak ettirildiği yere bakınca görülen gerçek; bu saldırı ile bürokrasinin merkezine ve halka “teslim olun, bu saldırılar büyüyerek devam edecek” denmektedir. Bu patlamanın arkasında CIA’nın veya MOSSAD’ın ya da Rus gizli servisinin bulunmasının pek bir önemi yok. Çünkü Ortadoğu’da sürdürülen parçalama-paylaşma savaşının ve Türkiye’de yaratılan kaosun arkasında bu güçlerin hepsi var. Bölgede yaşanan büyük sorunların yaratıcıları olarak sırası geldiğinde hepsi kendi rollerini oynuyorlar.

Türkiye’de patlatılan bu bombalar Ortadoğu’yu yeniden paylaşmayı aklına koyan emperyalist güçler ve onların işbirlikçilerinin eseridir. Irak ve Suriye’yi paylaşmak için bu ülkelerde çıkardıkları içsavaşı iyice kızıştıran emperyalistler sıraya Türkiye’yi koymuş bulunuyorlar. Türkiye ile ilgili yüz yıllık düşlerini gerçekleştirmek istiyorlar. Suriye’nin kuzeyinde oluşturulmaya çalışılan koridor ve Türkiye’nin güneydoğusunda kurulmaya kalkışılan özyönetimler de Türkiye’nin hedef ülke haline getirildiğinin açık göstergeleridir. Bu girişimleri şu veya bu gerekçeyle, dolaylı olarak da olsa desteklemek emperyalizmin politikalarının aleti olmaktan başka bir anlam ifade etmez. Türkiye’yi emperyalist devletlerin yeni Ortadoğu projelerinin gereği olarak parçalamak, paylaşmak maksadıyla kuşattıklarını görmemenin de artık bir mazereti olamaz. Bombalar bunun için patlatılıyor, hendekler bunun için kazılıyor, insanlarımız bunun için katlediliyor.

AKP iktidarının da bu kuşatmanın bir parçası olduğunu, kuşatmaya karşıymış gibi görüntü çizmeye çalıştığını unutmamalıyız. AKP bu konuda da halkı kandırmaya çalışıyor. BOP’un eşbaşkanlığını yapanların, Kürecik radar üssünü kurduranların, en son da İncirlik, Diyarbakır vd. havaalanlarını ABD’ye açanların Türkiye’yi savunacağını kimse düşünmemeli. Türkiye’yi parçalamayı planlayanlara ülkenin topraklarını, havalanlarını ve limanlarını açan AKP iktidarı bu emperyalist operasyonun bir parçasıdır. İsrail ile ilişki geliştirmeye çalışması da bu gerçeğin son halkalarından biridir. Halka karşı samimi olan, dürüst siyaset yapan öncelikle İncirlik üssünden ve diğer üslerden ABD’nin yararlanmasına son verir, NATO’nun tesislerini kapatır. İçi boş “Eyy Amerika” nutuklarıyla ancak reayalar uyutulur. Kaldı ki, AKP iktidarı ABD’ye ve NATO’ya karşı çıkamaz. Her bakımdan onlara bağımlılar, bu partiyi kurduran ve iktidara taşıyan asıl gücün ABD olduğu herkesin malumu.

Peki, Ana muhalefet partisi bu güçlere karşı çıkabilir mi? Mümkün değil. CHP, Amerikancılığı ve AB’ciliği ilericilik diye tabanlarına satmaya çalışan yeni liberallerin partisi olmuş durumda.

Türkiye’nin boğazını sıkan bu operasyonlara açıkça karşı çıkan, doğru politikalara sahip, mücadeleci ne bir muhalefet partisine ne de toplumsal bir harekete sahibiz. Muhalefet partisi görünümlü partiler ve hareketlerin çoğu ülkemizi kuşatanlara su taşımaktan başka bir iş yapmıyorlar. Sürekli politik ortamı bulandırarak, siyasi çarpıtmalar yaparak halkın doğru politikalarla buluşmasına engel çıkarmakla uğraşıyorlar.

Emperyalist güçlerin kuşatmalarından, taşeronlarının bombalarından, AKP ve PKK’nın toplumu esaret altına alan baskılarından kurtuluş için bu saldırganlıkların tamamına karşı bütün yurtseverler ve devrimciler birlik olarak halkın önüne bir kurtuluş umudu ve programı koymak zorundalar. Yoksa çok büyük güçlüklerle ve zorlu mücadelelerle kazanılan bu ülke kaybedilir. Emperyalistler tarafından bir kez daha parçalanır ve paylaşılır. O koşullarda karşı karşıya kalacağımız sonuç ise tam esaret ve kölelikten başka bir şey olamaz.

editor

 

 

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!