Türkiye’nin başı belada, bir bela da ben açayım diyen koşuyor…

TEKMİLİ BİRDEN, OTUZ İKİ TARİHİ HESAPLAŞMA

 

Şimdi, iyi bilinmeli ki, mesele ne sadece laikler ile teokrasi peşindekiler arasında, ne de Türkler-Kürtler. Sınıflar arası mücadeleyi bir kenara geçin. Şimdilik sadece bir potansiyel. Olursa onu da ekleriz. İslam ülkelerinde çok nadir görülür… Laiklik bu açıdan sınıf mücadelesinin de olmazsa olmazı.

 

Günümüzde eski defterler bir bir açılıyor, geçmişten birikmiş sıra sıra hesaplar masaya konulmaya çalışılıyor. Bu düğüm ancak İskender’in kılıcıyla açılır, yoksa felaketin azametini hayal dahi edemeyiz. İş uzlaşmayla, demokrasiyle filan aşılacak düzeyi çoktan aştı, geçmiş olsun.

 

Bir bakalım…

 

(1) Sünnilerle Şiiler arasındaki tarihi hesaplaşma alttan alta sürüyor. Alp Arslan Suriye’de Şii Fatimiler ile savaşmaya giderken Bizans ordusunun yola çıktığını duyup Urfa civarından geri dönmüştü. Şimdi “bizim çocuklar” hala Şam’daki Şii rejimiyle hesaplaşmaya gidiyorlar.

 

(2) Sünniler ile Anadolu rafiziliği arasındaki hesaplaşma. Babailer’den, Şah İsmail’in kızıl börklü dervişlerine uzanan, oradan da günümüze miras bir hadise.

 

(3) Devlet ile Anadolu ahalisi arasındaki bin yıllık husumet yeni biçimler alıyor. Bir kısım ahali “nihayet devleti ele geçirdik” diyor. Bu diğer kesimleri çok fena huzursuz ediyor.

 

(4) Bürokrasi ile egemenler arasındaki güç dengesi yeni varlık ve iktidar hiyerarşisine uyumlu hale getirilirken komplikasyonlar ülkenin ateşini yükseltiyor.

 

(5) Eski ve yeni sermaye grupları arasında yeniden paylaşım. Tabii bazıları her durumda gemisini yürütüyor.

 

(6) Tasfiye edilen Anadolu Hıristiyanların intikamcı ve irredentalist girişimleri belaların artışına paralel olarak alevlendi.

 

(7) Modern hayatı benimseyenler ile geleneksel hayata sarılanlar arasındaki gerilim. Bu ailelerin içerisinde bile oluyor bazen.

 

(8) Eski topraklarımızdan göçenlerle Anadolu’nun yerlileri arasındaki sürtüşme, nihayet açıkça ifade ediliyor.

 

(9) Dünya İslam Devleti’ne tabi olanlar ile olmayanlar arasındaki hesaplaşma gelecekte sadece bizde değil, bütün dünyada daha büyük bir sorun haline gelecek.

 

(10) Yaygın yağmacılık ile bunu sınırlamak isteyenler arasındaki çatışma. Bu hukuk devletinin yıkılması anlamına geliyor bir diğer tarafıyla.

 

(11) Yağma hiyerarşisini değiştirmek isteyenlerin kendi aralarındaki iç çatışmalar.

 

(12) Kıyı bölgeleriyle iç bölgeler arasında tali görünen ama yukarıdaki unsurların hemen hepsini içeren örtülü çatışma.

 

(13) İslami kesim arasında, şimdilik paralel devlet meselesiyle öne çıkan çatışmalar. Bu gelecekte başka şekillerde tezahür edecek.

 

(14) Türklerin ve Kürtlerin kendi aralarındaki ve birbirleriyle hesaplaşmaları.

 

(15) Sağcıların ve solcuların kendi aralarındaki ve birbirleriyle hesaplaşmaları.

 

(16) Doğayı korumak isteyenler ile yıkıma götürmek isteyenler arasındaki çatışma.

 

Efendiimmm!

 

Bu çatışmaların her birisine yabancıların karışması söz konusu olduğu için ikiyle çarpın. İşte size otuz iki. Emperyalizm faktörü Türkiye’de belirleyicidir.

 

İsteyen daha başka çelişkiler de ekleyebilir. Bunları göz ardı ederek kör değneğini bellemiş gibi “sınıf”tan halas bekleyenler, daha çook bekler.

Mehmet Tanju Akad

 

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!