Venezuella ve Chavez

Venezüella’daki Demokratik Devrimin Marksist Açıdan Siyasi ve Ekonomik Analizi

 

Çeviri:Cem Kızılçeç

Hiroshi Ohnishi

Kyoto Üniversitesi Profesörü -1

Sosyalizme Doğru Yönelmiş Ülkelerin” Savunulması

Toplumların ekonomik formasyonlarının tarihsel değişiminin bir bilimi olarak, toplumsal devrimlere nesnel bir kavrayış getirebilmek Marksizm’in en önemli rolüdür. Bu anlamda, bu makale Venezüella devrimini analiz etmekte ve mevcut rejimi savunma görevimize ışık tutmaya çalışmaktadır.

Ancak, şimdiki devrimci Chavez rejimini savunmayı önermek demek her zaman şimdiki devrimin bir ‘sosyalist devrim’ olarak algılanması anlamına gelmez. Çünkü bir toplumdaki veya toplumlardaki Marksistlerin oynayacakları roller; o ülke tarihinin sürecinin çeşitli aşamalarında farklılıklar gösterir. Örneğin; Çin Komünist Partisi 1949 yılında iktidara geldiğinde o günkü görevini demokratik bir devrim olarak belirlemişti. Japon Komünist partisi ise şu anda hala kendi görevini sosyalist bir devrim olarak değil, anti-emperyalist ve tekelci kapitalizm karşıtı demokratik bir devrim olarak belirlemektedir. Eğer bin yıl önce iktidarı ele geçirebilseydik, köle sahiplerine karşı savaşmak ve feodalistlerin siyasi iktidarını kurmak zorunda kalacaktık. Hiçbir tarihsel çağ aşamasını atlayamayız, çünkü üstyapılar-devlet iktidarı dâhil- kesin bir biçimde kendi üretici güçlerinin gelişme seviyeleri tarafından belirlenmiştir.

Bu anlamda, sosyalizme doğru yönelmiş ülkeler her zaman sosyalist sistemi kurmak zorunda değildir. Örneğin, Vietnam Komünist Partisi bugün, ekonomik sistemini sosyalist sisteme geçiş sürecinde olan bir sistem olarak görmektedir. Bu önerme, ekonomik bakış açısından şimdiki sistemin sosyalist bir sistem olmadığı anlamına gelmektedir ve kanımca aslında, dünyada ekonomik sistem anlamında şu an hala hiç bir ‘sosyalist sistem’in var olduğunu düşünmek doğru olmayacaktır. Bugün iktidarda olan ve; en fazla göze çarpan komünist partisi, Çin Komünist Partisidir ve ekonomik sistemleri kapitalist bir sistem olmasına karşın; iktidarına meşruiyet veren; başarılı ekonomik gelişme sürecine önderlik etmektedir. Veya diğer bir deyişle, tarihsel materyalizm anlamında kapitalist sistem gerekliyse, kapitalizmi uygulamak komünist partinin özel görevi haline gelir.

Tabii ki yukarıda getirdiğim yaklaşım; ölçütü ekonomik sistem ve ekonomik bakış açısı olan bir tanımlama mantığına dayalıdır fakat öte yandan başka bir anlamda, eğer ‘sosyalizm’i sosyalist partilerin önderlik ettiği bir toplumsal sistem olarak tanımlarsak, bugün bütün sosyalizme yönelmiş ülkeleri ‘sosyalist ülkeler’ olarak kabul edebiliriz. Ben bu ikinci tanıma katılıyorum, çünkü bu tanım, bir sonraki adım için düşünülerek tercih edilmiş-kararlaştırılmış- yönelimi ifade edebilir ve yön çok önemlidir. Ancak, bir sonraki adımın ne olması gerektiğini bilmek için de, şimdiki adımın ne olduğunu açıkça bilmeliyiz. İçinde bulunulan aşama doğru anlaşılmazsa, Marksistler ülkelerine önderlik edemez ve onu karşıtlarından koruyamazlar.

Venezüella’da Devrimin Birinci Karakteri: Uluslararası İlişkilerde Devrim

Bu makalede, Venezüella devrimini bir örnek olarak alacağım ve bu sorunu, 2007’nin sonundan yeni yıl 2008 yılbaşına kadar Venezüella’da yaptığım iki haftalık araştırmaya dayanarak tartışacağım. Anti-Emperyalist Bir Devrim olarak Bugünkü Venezüella Devriminin karakteristiklerinden söz etmek için, ilk önce bu devrimin yeni sömürgeciliğe karşı tavrını tartışmak zorundayız ve bu alan aynı zamanda ekonomik strateji ile ilgili bir alandır.

Örnek olarak, doğal kaynak sömürgeciliğine darbe vuran petrol endüstrisinin ‘millileştirilmesi’ kritik önemdedir ve bu millileştirme süreci 2007’de bitmiştir.

Genel olarak ‘Millileştirme’ dünyada yabancı şirketlerin varlıklarının ve ayrıcalıklarının bazen küçük bir bedel ile veya verilen bazı küçük tavizlerle kamulaştırılması olarak gelişmiştir ve benzer bir durum Venezüella’da da geçerlidir. Bu yüzden, kamulaştırılmış varlıklar ve yabancı şirketlerin son verilen ayrıcalıkları bütün millete ait olmalıydı ve bunun en doğal yolu da bunların devlet mülkiyeti altına alınmasıydı. Bu anlamda, bu diğer bir anlamda ayrıca üretim ilişkilerinde gerçekleştirilen bir dönüşümdür.

Ancak, yapılan bu dönüşümün sonucunda ortaya çıkan devlet işletmelerinin özel işletmelere kıyasla üretkenliği arttırmış olduğu anlamına gelmediğini veya böyle bir sonuç doğurduğu anlamına gelmediğine dikkat çekmeliyiz, çünkü burada bugün sadece dış güçlerin etkisine karşı durmak için yola çıkılmıştır. Temel olarak üretim ilişkilerindeki bu reform yurt içi bir reform değil, uluslar arası ilişkiler alanını ilgilendiren devrimci bir dönüşümdür. Venezüella devriminin diğer bir başka uluslar arası ilişkiler stratejisi, anti-emperyalist ülkelerle yakın ilişkiler kurmak ve geliştirmektir. Örneğin ziyaret ettiğim tekstil malları üreten bir kooperatif tipi işletme, ürünlerini Bolivya ve Küba’ya ihraç ediyor. Tarımsal bir kooperatif tipi işletmeye Venezüella hükümeti tarafından ithal edilmiş İran ve Çin traktörleri dağıtılmıştır. Vietnam ile çok yönlü ticari ve ortak projeler anlaşması imzalanmıştır. Bu ülkeler ile yakın bağlantılar, ABD’ye ticari bağımlılığın ortadan kalkması için çok önemlidir. Şimdi, Venezüella, Amerika Serbest Ticaret Bölgesi Anlaşması örgütünü eleştiriyor ( FTTA bu örgüt; ABD liderliği altındadır) ve ABD karşıtı olan ve–Venezüella Bolivarcı Alternatif (ALBA) adı verilen uluslar arası Latin Amerika Ticaret örgütü için çaba sarfediyor. Ancak, tekrar dikkat çekmek isterim ki dış ticaret politikasındaki dönüşüm; başlıbaşına mevcut içsel ekonomik sistemin reformu değildir; bunun uluslararası ilişkiler alanının konusu olduğunu belirtmeliyim. Bu noktaya önem vermemin nedeni, Venezüella devriminin tam anlamıyla dünya güç dengesinin değişim sürecinin bir parçası olmasını ortaya koymak, yani ABD’nin gücünün inişine katkıda bulunmasını açıklamaktır. ABD’nin gücü azalıyor ve birçok ülke bağımsız hale geliyor.

Bu anlamda, ABD karşıtı devrim=(eşittir ) anti-emperyalist devrim, Venezüella devriminin birinci karakteridir.

İkinci Karakter: Yoksullar için Yoksullar tarafından yapılan Venezüella Devrimi

Yukarıda değinilmiş uluslar arası ilişkiler alanıyla ilgili karakterinin yanında, Venezüella devrimi ayrıca iç sistemin kapitalist-toprak sahipleri egemenliğindeki (ÇN devletin sınıfsal karakterindeki değişim kastediliyor ) toplumdan; yoksul insanların iktidarındaki topluma doğru değiştiriyor. Caracas gibi büyük Venezüella şehirlerinin, ülkenin toplam nüfusunun yarısını oluşturan fakirlik sınırının altında yaşadığı ‘rancho’ adı verilen büyük yoksul mahallelerle çevrili olduğu bilinmektedir. Bu, Batı Yarımküre’nin en büyük petrol üreten ülkesinin diğer yüzüdür. Bir yanda bir kaç tane son derece lüks konakların yer aldığı semtler ve diğer yanda çok sayıda yoksul halk. Bu varlıklı sosyal sınıflar devrimden önce Venezüella’yı yönetmekteydi, ancak şimdi yukarıda ikinci olarak bahsettiğim halk tabakaları, devrim sonrasında yönetici sınıf konumuna geldi

Burada, halkın “iktidarının” anlamı halkın en temel (başlangıç) düzeyindeki insan haklarının onun temsilcileri tarafından gerçekleştirilmesi anlamına gelir. Daha somut ifade etmek gerekirse, temel eğitim ve tıbbi tedavi hakları Chavez hükümeti tarafından onlara verilmiştir. Bu gerçekten devrimcidir ve halkın toplumun gerçek efendisi olacağı gelecek adımın toplumunu gerçekleştirmek yolunda ilerleyebilmek için devrim bugün bu en temel zemini sağlamak zorundadır. Venezüella’da kırsal bir kesime gidip bir Chavez karşıtı bayan ile tartıştığım zaman, o dahi Chavez’in genel eğitim hakkı alanındaki başarısını yadsımadı.

Ancak, bu çeşit insan hakları ‘sosyalist ’ haklar değildir, ama demokratik haklardır. Çünkü bunlar mevcut üretim ilişkilerinde herhangi bir (köklü) değişikliğe ve dönüşüme gerek olmaksızın gerçekleştirilebilirler ve aslında bu değişimler birçok burjuva-kapitalist ülkede de bunlar bugünden/şimdiden gerçekleştirilmiştir. Başka bir deyişle, bu tedbirler bir çeşit yeniden bölüşüm reformları yürütme politikasıdır.

Bu anlamda, bunun gerçek bir devrim olduğunu ve devlete hakim olan sınıfın değiştiğini söyleyebiliriz, ama bu demokratik bir devrimdir. Düşünceme göre, böylesi bir anlayış, karşıtları zayıflatmak ve siyasi ittifaklarımızı güçlendirmek adına çok önemlidir. Bu yüzden, yeni anayasaya bugün için sosyalizm hedefini koymak için Chavez’in yaptığı deneme, siyasi bağlamda karşıtlarının gücünü hafife almasına dayanan bir hataydı diye düşünüyorum.

Kanımca; şu an hala, Venezüella’da daha güçlü siyasi ittifaklar kurmak ve bu ittifakları pekiştirmek daha önemlidir.

Devrimin Siyasi İstikrarının Sağlanmasının ‘Bedeli’

Aslında, Chavez hükümeti siyasi istikrarı sağlama çabalarına devam ediyor, çünkü karşıtları tarafından birçok kez girişilen siyasi meydan okumalarla karşılaştı. Örnek olarak, 2003’te Başkana görevden el çektirilmesi için yapılan güvenoyu oylaması, 2001 ve 2002’de genel grevler ve ayrıca anayasa değişikliği için yapılan ve o aşamada hükümetin başarısız olduğu referandum gösterilebilir. Bu olgular halkın gücünün siyasi alanda henüz yeterli olmadığını göstermektedir.

Siyasi güç; yetenek ve imkanların eksikliği, toprak reformu alanında da çeşitli sorunlara neden oluyor. Hintli Marksist ekonomi-politikçi Ramachandran’ın (2007) raporuna göre,(ÇN Bu raporun tamamı HKP(M) sitesinde bulabilirsiniz ) çoğu toprak reformu kararları mahkemeler tarafından durdurulmuş ve bazen de toprak reformlarını yürürlüğe koymak isteyen militan aktivistler toprak ağaları tarafından suikasta kurban gitmiştir. Bu demektir ki siyasi güçlerin bazı bölümleri hala eski yönetici sınıfların tarafındadır. Bu anlamda çıkardığım sonuç, Chavez hükümeti için kitle tabanındaki destekçilerini örgütleyerek siyasi gücün tamamını elinde tutmak veya iktidarın tamamını elde etmek için-bu amaçla – uygun ‘bedelleri’ ödemesi gereklidir. (ÇN; ekonomik açıdan yeterince rasyonel ve verimli olmasa da Devrimin kitle desteğini ve siyasi desteğini arttırıcı ekonomik ve siyasi tedbirler alması gereklidir)

Örnek olarak, ‘Bolivya Mücadele Grubu Çevresi’ projesi, devrimi desteklemek için birkaç bin küçük mücadele grubunu örgütlemek için düşünülmüş olan ve uygulanan bir projedir ve her yerel bölgedeki her grupta 7 ile 11 arasında üye bulunmaktadır. Bu projeyle, Chavez’in siyasi partisi bir senatörler örgütü olan eski örgütsel yapısını değiştirmektedir.

Ancak, daha da önemli olan ve yürürlükteki bir proje, ekonomi alanında olan fakat aynı zamanda Chavez’in siyasi desteğini arttırmak işlevi gören ve bu amaca hizmet eden üreticilerin kooperatif tipi işletmelerinin kurulmasıdır. Giysi üretimi için iki yüz civarında işçiye sahip olan böylesi bir kooperatif tipi işletmeyi ziyaret ettim. Ancak her araştırmacının görmek üzere aynı fabrikaya davet edildiğinden kuşkulanıyorum. Venezüella komünist partisinden bir arkadaşımın dediğine göre, böyle kooperatif tipi işletmelerin yarısından fazlası bir yıl içinde başarısızlıkla sonuçlanmış. Bu yüzden, böylesi kooperatif tipi işletmelerin asıl rolünün üretim ve üretkenlik başarısı olmadığını, ama Chavez tarafını güçlendirmek adına siyasi işlevi olduğunu ve anlaşılır olduğunu düşünmeliyiz. (Dipnot 2).

Bir başka örnek olarak da ziyaret ettiğim bir tarımsal kooperatif tipi işletmeyi verebilirim. Maalesef o da üretken gözükmüyordu, çünkü maaş seviyesi, aşağıdaki tabloda gösterildiği gibi en yakın “latifundio”dakinden (geniş ölçekli özel mülkiyet altındaki çiftlik) daha düşüktü. Gerçeği söylemek gerekirse, bazı sonuçlara varmakta dikkatli olmalıyız, çünkü bunlar sadece örnektirler ve bütündeki diğer bütün işletmelerin durumlarını yansıtmayabilirler. Bunlar; latifundioya oranla kooperatif tipi işletmelerin toprak alanı daha küçük ve işçi sayısı daha fazladır. Özel sektör çiftliklerinde; yetiştirilen ürünlerin cinsleri ve topraklarındaki verimlilik farklılığı da ayrıca ekonomik üretkenlik düzeyi üzerinde bazı etkilere sahiptir. Ancak, bugün Venezüella’da bu kooperatif tipi işletmelerde başka ülkelerde kooperatiflerin kendi üretkenlikleri ve kendi ekonomik imkanları ile üyelerine sağlayabildikleri olanaklar ve yatırım araçları; Venezuella’da onlara devlet desteği ve teşvikler olarak verilmektedir. Bunlara devlet; konut, traktör, yönetim bürosu ve diğer tesisler gibi bir dizi yardımda bulunmaktadır Bu anlamda, Venezüella’daki bu kooperatif tipi işletmelerin bugün için masraflı olduğu gerçeğini görmezden gelemeyiz. Ancak tabii ki; aynı zamanda, böylesi bir ekonomik uygulamaya siyasi amaç için ihtiyaç duymaktayız.

Diğer bir deyişle, çok masraf gerektiriyor olmasına rağmen devrimin siyasi istikrarı için bu bedeli kesinlikle ödemek durumundayız.

Miranda Bölgesindeki Capaya Şehrindeki İki Geniş Ölçekli Çiftliğin Karşılaştırılması

 

Gerçekten eski sistem daha ileriye doğru gelişmeye karşı bir pranga haline gelmiş midir?

 

Bu yüzden, bugün en önemli görev iktidarı korumaktır ve bu amaç için de bazen gerekli bedelleri ödemek zorundayız. Ancak sınırsız bir bedele/maliyete dayanamayacağımız için, masrafları azaltma yollarına gitmek de; çok büyük önem taşır. Bazen uzlaşmamızın; tavizler vermemizin ve devrimin hızını yavaşlatmamızın nedeni budur, bunu sosyalist politikaları/tedbirleri erteleyip görevlerimizi demokratik tedbirlerle sınırlama yaklaşımı şeklinde genel bir örnekle açıklayabiliriz.

Başka bir deyişle, eğer üretim ilişkilerinde bir değişim, tarihsel materyalizmin teorik genellemesi anlamında hali hazırda tarihsel bir çağın gündeminin konusu haline gelmişse, bu değişim üretkenliği geliştirici olmalıdır. Bunun nedeni, tarihsel materyalizmin bakış açısının, üretim ilişkilerindeki böylesi bir devrimin (veya dönüşümün ) amacının ekonomik gelişimin daha da ilerlemesine karşı bir pranga haline gelen eski sistemi tasfiye etmek olduğunu savunmasıdır. Bu yüzden, bu tip devrimde, devrimin-devrimci dönüşümün-kendisi bir ‘maliyet’ değildir.

Aslında, 1949’daki Çin devrimi, feodal toprak ağalığına dayalı tarım işletmelerini ortadan kaldırıp küçük üretici çiftçilerin güçlerinin birleştirilmesine dayalı bir tarımsal işletmecilik sistemi kurarak tarımsal üretkenliği açıkça arttırmıştır.[Dipnot 3] Bu devrim,1945’teki Japon toprak reformu ile tamamen aynıydı. Her iki durumda da, çiftçiler üretim ilişkileri alanında gerçekleştirilen bu devrimleri kuvvetli bir şekilde destekledi ve bu yüzden devrimlerin siyasi başarıları da güvence altına alınmış oldu.

Bu yüzden, eğer Venezüella’ya özgü bu üreticilerin kooperatif tipi işletmeleri yeterince üretken değil ve masraflı ise, bunun anlamı veya bu ekonomik dönüşümün amacı; yeni ve daha üretken bir ekonomik sistem kurmak değil de, devrimin siyasi gücünü kuvvetlendirmek ve diğer başka sistem değişikliklerini korumak veya desteklemek için olduğudur. Devrimin gerçekleştirdiği veya gerçekleştireceği; her bir sistem değişikliğinin rolünü doğru şekilde değerlendirebilmeliyiz ve bunları ne önemsiz görmeli ne de gözümüzde fazla büyütmeliyiz.

Bu sorunla ilgili olarak, değinmek istediğim, sol kanat geleneğini temsil eden akımların bazen Marksistlerin ekonomik çıkarlar yerine ‘adalet’e önem vermesi gerektiği yönünde yanlış bir bakış açısı ile bu olaylara yaklaşmalarıdır. Ancak, bu bakış bilimsel sosyalizmin bakışı değil, ütopik sosyalizmin bakışıdır. Tarihsel materyalizm, üretim ilişkilerinde yapılan devrimlerin rollerini daha ileri seviyeye doğru ekonomik gelişme önündeki prangaları ortadan kaldırmak olarak tanımlamıştır.

Gerçeği söylemek gerekirse, korkarım ki bazı okuyucular, devrimi ileri götürmek konusunda çok aceleci olduğumu düşüneceklerdir. (ÇN. siyasal alandaki kazançlar anlamında devrimi ilerletmek). Ancak, en tehlikeli başarısızlığın ekonomik başarısızlık olduğuna dikkat etmeliyiz. ‘Sosyalist’ ülkelerin hepsinin yıkılmasının nedeni – birçok insan başarısızlıkların siyasi nedenlerine odaklansa da- ekonomik inşanın yönetimindeki ve ele alınışındaki başarısızlıktan ileri gelmektedir. Dahası, sadece bu ‘sosyalist’ ülkelerdeki değil, ayrıca ‘sosyalist olmayan’ ülkelerdeki siyasi başarısızlıkların da nedeni, 1997’de Endonezya’da, 1990 sonrasında Japonya’da, 2008’de Kore ve Tayvan’da olduğu ve belki de bu yılın sonunda ABD’de olacağı gibi ekonomilerinin çöküşüdür.

Bu yüzden, Venezüella gibi sosyalizme doğru yönelmiş ülkeleri savunmak için ekonomik gelişim sorunlarını daha özel bir dikkatle incelemeliyiz. Düşünceme göre, bugün petrol fiyatlarının yüksek olmasının nedeni; ABD’deki tüketici banka kredilerinin geri ödenmeyişi şokudur, bu krediler; kredileri geri ödeme riski çok yüksek olan tüketicilere aşırı yüksek faizlerle verilmiş olan kredilerdi. Bu kredilerin para kaynağı aşırı yüksek karlar peşinde koşan para spekülatörleri idi. Şimdi ise bu spekülatörler paralarını petrol stoklarına kaydırmışlar ve petrolde aşırı bir fiyat şişmesine neden olmuşlardır. Bu serseri para sermayesi bulduğu başka alanlara da saldırıyor. (ÇN pirinç gıda vb ). Ancak, kanımızca; eğer bu şekilde aşırı şişmiş petrol fiyatları uzun süre devam etmez ise Venezüella’nın petrol gelirleri düşebilir. Bu durumda, Venezüella hükümetinin bütçesini göz önüne aldığımızda; harcamalar bütçesini sıkması gerekecek ve kendisini destekleyen halk kitlelerine yukarıdaki maddi teşvikleri sağlamakta bazı sorunlar yaşayacaktır.

Sonuç olarak vurgulamam gerekirse, ekonomistler olarak, günümüzün yaşayan ve ilerleyen devrimlerinin gerçek karakterini açık bir şekilde tanımlayabilmeliyiz. Devrim sosyalist karakterde midir, yoksa demokratik karakterde mi? Tarihsel materyalizmin bakış açısı anlamında mevcut üretim ilişkilerinin dönüştürülmesi gereği gerçekten –şimdiden – kaçınılmazlık durumuna gelmiş midir, yoksa gelmemiş midir? Biz Marksist ekonomistlerin gerçek rolü; bu sorunlar ve soruların incelenmesidir.

[1]Yazar, Japon kökenlidir, aynı zamanda tüm dünyadaki Marksist akademisyenleri kucaklayan ve 2006 da faaliyete başlayan Dünya Ekonomistler Birliği Başkan Yardımcısıdır. Bkz: site adresi WAPE2006 World Association of Political Economists  Professor of Kyoto University, JAPAN

[2] Benzer bir yeni ekonomik uygulama , ‘Mercal’ adında yeni kurulmuş bir mağazalar zinciridir. Bu marketlerin; bütün tesisleri hükümet tarafından hediye edilmiştir ve asgari ücret gibi hükümet düzenlemelerinden muaf olmalarına izin verilmiştir. Bu anlamda, (ekonomik kriterle) hükümet desteği olmadan ayakta kalamayacak bir uygulama projesidir .(ÇN gerekirse koşullara göre asgari ücretten daha düşük ücretle işçi çalıştırabiliyorlar anlamına geliyor; bunun anlamı yoğun işsizliğin bulunduğu Venezüella koşullarında; asgari ücret altında ücretle de olsa insanlara belirli bir gelir elde edecekleri bir iş vermek ve onları tatmin ederek devrime destek sağlamaktır.)

[3] 1917 Rus Devrimi de üretkenliği arttırmış ve Stalin döneminde ülkenin bir süper güç haline gelmesini sağlamıştır.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!