Yalnızlaşan Ülke

AKP iktidara geldiğinde bütün komşularla iyi ilişkiler

geliştireceğini vaat etmişti. Bu vaadi şimdi Ruslar Başbakana hatırlatıyorlar.

AKP’nin son büyük kongresine getirtebildiği yabancı konuklarına bakın, gelenler arasında doğrudan komşumuz olan bir tek ülkenin bile başkanı veya başbakanı yok. Yunanistan’dan, Bulgaristan’dan yok. Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan’dan yok. İran’dan zaten yok. Irak’ın asıl temsilcisi olan başbakanı yok. Suriye ile hemen hemen savaş haline sokulduk. KKTC’nin başbakanının gelmemesi mümkün olmadığı için oradaydı. Karadeniz’den komşularımız olan Romanya, Ukrayna ve Rusya’dan da gelen olmadığını hatırlamalıyız.

AKP kongresine katılan yabancı devletlerle katılmayanlara baktığımız zaman açık bir saflaşmaya tanık oluyoruz. Koşturup gelenlerin aleni Amerikancı oldukları açık. Gelmeyenler ise Amerikancı olmayanlar ve AKP’nin izlediği dış politika nedeniyle Türkiye’ye karşı tavır alan ülkeler. Bir de Davutoğlu’nun kısa bir süre önce en önemli dost ülke olarak saydığı Gürcistan’dan gelen olmadı, çünkü bu ülkede genel seçimler vardı. Pazar günü yapılan seçimlerde RTE’nin kardeşi ve Batılıların dostu Saakaşvili yenilgiye uğradı. Gürcistan’da Amerikancılar seçimi kaybederlerken Rusya’ya yakın olanlar kazandılar. Dolayısıyla Davutoğlu’nun “yüksek öngörüsü” bir kez daha darbe yedi.

Balkanlar, Ortadoğu ve Kafkasya’da AKP’nin derin stratejili dış politikasına taraftar olanlar ya da şimdilik açıktan tavır almayanlar Müslüman Kardeşler, Vahabiler ve Barzanilerdir.

AKP, Türkiye’yi kendi bölgesinde kayaya toslattı ama ülke siyasetini hala belirleyebiliyor. Bu son zamları başka bir iktidar yapmış olsaydı ardından teneke çalınırdı ama RTE ortalıkta caka satmaya devam edebiliyor. Çünkü muhalefet gerçek muhalefet değil, “Ana muhalefet” ise sanal. Hem RTE’nin her türlü hakaretine uğruyor hem de onunla “oturup” Yeni Anayasa yapmaya çalışıyor, Kürt meselesini de birlikte çözebileceklerini açıklıyor. Tayyip Erdoğan ile Abdullah Gül arasındaki kayıkçı kavgasındaki asıl amacın “kırk katır mı kırk satır mı” alternatifsizliği yaratmak olduğunu göremeyen bir “Ana muhalefet” ve onun tayin edilmiş Genel Başkanı ile karşı karşıyayız. Tayyip Erdoğan ile A.Gül’ün sözde kavgalarındaki amacın, ülkeyi bu ikisinden birini cumhurbaşkanı yapma ikilemine hapsetmek olduğu gerçeğini göremeyecek kadar kör bir Ana muhalefet partisine ve muhalefeti bu kavganın sınırları içine hapseden bir bakışla açıklama yapan “Lider”ine tanık oluyoruz.

***

Türkiye, dış politika alanında tökezliyor, bölgesinde yalnızlaştırıldıkça daha fazla ABD’ye bağımlı hale getiriliyor.  Ülke, içeride ise politik alternatif yaratılması önlenerek yıpranma sürecinde olan AKP’ye hala mahkûm ediliyor. Bu gidiş ne ülkenin ne de halkın lehinedir. Bu olumsuzluğa bir çare üretilmelidir.

Mevcut “sol” örgütlerin bu büyük sorunu çözmeye mecallerinin ve kabiliyetlerinin olmadığı ortaya çıkmıştır. Yanlışta ısrarın anlamı yok.

Devrimciler-sosyalistler, anti-emperyalistler, CHP’deki ilerici-demokratlar ve bütün halk güçleri, bağımsızlıkçı, halkın demokrasisini esas alan, eşitliği hedefleyen sağlam bir muhalefeti örmeyi düşünmek zamanının geldiğini görmek zorundadırlar.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!