Yaşar Kemal

Edebiyatımızın büyük ustalarından Yaşar Kemal’li kaybettik. Bütün ilerici-devrimci insanların ve halkımızın başı sağ olsun…

Bu büyük romancımızın ölümü üzerine yapılan bazı değerlendirmeleri okuyunca –dinleyince şaşkınlığa düşüyoruz. Sanki O bizim bildiğimiz Yaşar Kemal değil de farklı birisiymiş gibi bir havanın yaratılmaya çalışıldığını görüyoruz. Bütün eserlerini Türkçe yazan, Türkçeye yeni sözcükler kazandırarak zenginleştiren Yaşar Kemal’i alıp zorlama yaklaşımlarla şuraya buraya çekiştirmenin gerçekler karşısında kime ne yararı olabilir?

Halkın ve aydınların gözünde, Yaşar Kemal’i Yaşar Kemal yapan birinci neden romancılığı-yazarlığı ise ikinci neden de solculuğu-sosyalistliğidir. Özellikle 1960’lı yıllarda TİP içinde verdiği mücadele yadsınamaz. Bu dönemde halkın önüne romancılığının yanı sıra solcu bir politikacı olarak da çıkmıştır. TİP ilk kez 1963 yılında yapılan belediye seçimleriyle kendini politik sahnede göstermişti. Bu seçimlerde Türkiye radyolarında TİP adına konuşanlardan birisi de Yaşar Kemal’di. Yaşar Kemal’in bu konuşmasına başlarken kullandığı ifadeler o günler için oldukça önemliydi. Daha önceleri halk bu ifadeleri radyodan hiç duymamıştı. Kasım 1963’te yapılan bu seçim sırasında önce Genel Başkan Aybar bu ifadeleri kullandı, sonra da Yaşar Kemal o kocaman sesiyle gürül gürül akıp gelmişti.

“İşçiler! Köylüler! Aydınlar! Ve bil cümle Türk halkı, sözüm sizedir.

… Dünyanın en bereketli topraklarından birisi olan Çukurova toprağı üstünde yaşayan benim ailem yarıcı idi… Bu bereketli topraklar üzerinde inanılmaz bir yoksulluk içindeydik… Böyle bir toprak üstünde insanların bu kadar yoksulluğa düşmesi ayıptır, utanç vericidir… Biz, geri kalmış, halkı ezilmiş, emekçisi iliklerine kadar sömürülmüş bir ülkenin insanlarıyız. Halkımızın bu baş belası yoksulluğu, bu utanılacak macerası, yüzyıllardır sürüp gelir… Bu yurtta senin insanca yaşaman ve Türkiye’yi cennet bir vatan yapman senin oylarınla, senin ellerinle olacaktır…

… Biz Türkiye İşçi Partililer, bugünkü Anayasamızın tastamam uygulanmasını isteyerek, halkımızın menfaatlarını korumak için, memleketimizi dünyanın en medeni memleketlerinin seviyesine çıkarabilmek için, tarihimizin ikinci büyük Kurtuluş Savaşı’na başlamış bulunuyoruz. Halkımızı uyarıp onunla elele vereceğiz. Ve onun oylarıyla bu ikinci savaşı da kazanacağız…

… Bizler demokrasiyi, fabrika sahipleri işçileri bir alet gibi ele alıp eskiyince çöplüğe atsınlar diye savunamayız. Bizler demokrasiyi, küçük bir azınlığın insanlarımızı bir ekmeğe zincirleyip, enselerinde yıllarca ateş yaksınlar diye savunamayız. Bizler demokrasiyi, herkese toprak verildiği zaman, sosyal adalet kurulsun diye savunuruz.

Dünyadaki köklü demokrasiler, yalnız emekçilerin ellerinde yükselmiştir. Emekçinin katılmadığı demokrasi boş kovan olur.”

Yaşar Kemal’in bu konuşmasında kullandığı kavramları, zengin ve anlamlı ifadeleri dikkatinize sunarım. Evet, “Emekçinin katılmadığı demokrasi boş kovan olur.” Öyle olmadı mı? O kovandan halka hiç bal aktığını gördünüz mü?

Yaşar Kemal bu ülkenin bütünün sesiydi, tümlüğünün ifadesiydi, Türkçenin ustasıydı.

Mehmet Ali Yılmaz

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!