Zeki Öztürk, namı diğer “ÖNCÜ” -Muzaffer Aksoy

O Güzel İnsanlar

Dönen ne ki, / Ben miyim, gece mi yaşam karası / Düş savurganlığına düşmüş karayağız delikanlılar / “O güzel insanlar” / Ağıtlar söylenir mi, her biri kayıp ölülerine, / Ağıtlar düşe, düşler dumana / Şimdi yüzler ağıtlara mı dönük… / “O güzel atlara binip…” / Döşleri çamur deryası, / Kanatlanmış, / Sözler tozu dumana katmış… /  Ben miyim, gece mi yaşam karası / Ufka lekelenmiş gölgeleri… / Gelmiş içime oturmuş, / Başım üzre mi yeri… / “gittiler” /  Uçtu… / Ne varsa, ne yoksa /  Siyah beyaz öpüşler kaldı. / Desem ki, nereye, nereye? / Çıkar mı sesim, / Ben yalnızca şunu bildim: / “O güzel insanlar, o güzel atlara binip gittiler…”

                                                                                                                      Nebi Aydın

(“O güzel insanlar, o güzel atlara binip gittiler…” Yaşar Kemal, Demirciler Çarşısı Cinayeti” romanından)

Göz kapaklarını araladı. Çok kısa bakıp kapattı. Baş ucunda vefakar eşi Duygu “Bak kimler geldi” deyince tekrar göz kapaklarını aralayıp baktı. “Zeki abi beni tanıdın mı?” diye sorunca adımı söyledi. “Teslim olmayanlar ölmez” diye mırıldandım. Kendi cümlesiydi. Üç yıl kadar önce Hakkı Zabcı ile birlikte evinde ziyaretinde söylemişti.

1971 yılında ÖNCÜ adı ile tanıdığım Zeki Öztürk, 1 Eylül günü Öztürk kardeşlerin son beyaz saçlı, beyaz bıyıklı güleç yüzlü Dersimli’si de “Gitti…”

Annesi Dersim-Ovacık ilçesi Mıkıko “Eğri Kavak” köyünden. Baba tarafından Trabzon’dan Erzurum Aşkale Koşapınar köyüne yerleşen 11 kardeşin yaşayan 6 kardeşten biri olarak 1934 yılında dünyaya “merhaba” dedi.

Hepsi de tüm yaşamlarını devrimci ve sosyalist mücadeleye adadı.

1963 yılında açtığı kitabevinin ÖNCÜ ismini yaşamının sonuna kadar taşıdı.

İlerici yayınları almak isteyenlerin ilk uğrak yeri, polisin gözünün aralıksız denetiminde.

Artık kavganın ve direnmenin zamanı. Kitabevi çok geçmeden yağmalanacak, kurşunlanacak. Kitaplar vitrinler kırılıp caddeye atılıp yakılacak. Ve iki kez kundaklanacak. Tabii polisin gözetiminde.

12 Mart’ta Selimiye Kışlası’nda kitapları yakıldı. Bilinsin ki, bir gün THKO, THKPC, TKP, TİP tarihi yazıldığında Öncü Kitabevi’nin değeri ortaya çıkacaktır. Ve tabi THKO ve THKP-C davalarının savunma doküman kaynakları.

12 Mart Faşizmin baskısı hat safhada olunan günlerin bir sabahında kitabevine gelen kişi eline bir not verilip “Öncü abi güvendiğin biri ile bir araba bul bizi almaya gel, seni bulunduğumuz yere gelen arkadaş getirecek, sana güveniyorum. Biz; Mahir, Ulaş, Ömer, Cihan birlikteyiz. Akşamüzeri gel. İmza: Zıya Yılmaz.”

29 Kasım 1971 akşamı İstanbul Maltepe 2. Zırhlı Tugay’ın cezaevinden tünel kazarak kaçmışlardır. İkisi THKO ve üçü THKP-C sanıklarıdır.

Notu getiren öğrenci daha önceden de Deniz Gezmiş’in notunu getirmişti. “Öncü abi gelen arkadaşla bana acele 500 tl gönder. İmza: Deniz Gezmiş.” İstanbul Üniversitesi’ni işgal etmişler. Arkadaşlarına yemek almak için istediği para ödeyeceği senedin parası idi. Verdi.

Ziya Yılmaz’ın notu üzerine hemen harekete geçti. Ama düşünmeden edemedi. “Demek ki yine iş, kimilerinin “Eski Tüfek” diyerek dalga geçtikleri bize kaldı.”

Yoldaşları şoför Osman ile Bulgar Hasan’ı bulup konuştu. Üsküdar’daki buluşma yerinde Osman’ın arabasına beş idamlığı aldılar.

Yeşilköy’deki havaalanına yakın bir yere bırakmaları bir hayli sorunlu oldu. Sokağa çıkma yasağı belasını zar zor atlatabildiler.

12 Mart Faşist yönetimi iyicene baskıları arttırdı. Bir gün Mehmet İncili’nin 3 tekerli triportörü kitabevine geldi. Aracın içinde Mahir bulunmaktaydı. Şoför Osman ve Öncü’ye teşekkür etmeye gelmişti.

Fındıkzade’deki evde polis baskınından yaralı kurtulan Ziya Yılmaz’ın ifadesi ile uzun süre yatacağı tutukluğu başladı. 12 Eylül 1980 döneminde de tutuklanıp kitaplarına el konup yakıldı. Bir duruşmada “Kitabevimi kundakladınız, kitaplarımı Selimiye Kışlası’nda yaktınız, ocağımı söndürdünüz (…) Bir gün gelir bu “hukuk” anlayışınız sizi de yakar” dedi.

1994 Kasım’ında Öncü Kitabevi kapanmak zorunda kaldı. Artık işsizdi. Düşünce olarak direniyordu. Ama vücudu düşmana inat ayakta durmaya çalışıyordu. Haftada üç gün diyalize giriyordu.

“Bu baharda gidilmez / Yağmurlarda gidilmez / Aslında hiç gidilmez.”

Ama Öncü abi 1 Eylül Dünya Barış Gününde gitti…

Kaynakça:

– Sırrı Öztürk  12 Mart 1971’den Portreler II. Sorun Yayınları (1994).

Sırrı Öztürk’ün Kısa Biyografisi Sorun Yayınları (2010).

– Sırrı Öztürk    Sultanahmet’in İtleri (2015).

– Nuran Alptekin Kepenek Bizum Cihan. Ayrıntı Yayınları (2016).

– Hakkı Zabcı      anafikir.gen.tr.

                          Devrimci Mirasın Emektarı Sırrı Öztürk’e Dair (3) (25 Ekim 2015).

Yaşamlarını Sosyalizme Adamış Öztürk Kardeşler.

Hatice (Öztürk) Saygın (TİP Üyesi) 1923-22 Temmuz 2001.

Hüseyin Avni (Öztürk) Memedoğlu (TKP-TİP Üyesi) 1924-9 Ekim 1998 Ressam.

Hasan Hilmi Öztürk (TKP-TİP Üyesi) 15 Ocak 1928-20 Ağustos 2013.

A. Sırrı Öztürk (TKP-TİP Kocaeli İl Sekreteri) 28 Ocak 1932- 27 Ocak 2015.

Salih Zeki Öztürk (TKP-TİP İstanbul Fatih İlçe Başkanı) 1934 -1 Eylül 2019.

A. Kadri Öztürk (TKP-TİP Bursa ilk Merkez İlçe Başkanı) 1936- 6 Ekim 2004.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!