Seçim İttifakı ve BHH

Facebook
Twitter
LinkedIn
WhatsApp

Birleşik Haziran Hareketi’nin 7 Haziran’da yapılacak genel seçimlerde CHP ve HDP ile ittifak yapmama kararı almış olması not edilmesi gereken bir davranıştır. BHH yerel meclislerinde alınan karar doğrultusunda Yürütme Kurulu’nun aldığı kararda ortaya konan şu tavrın altı çizilmelidir: “Birleşik Haziran Hareketi’nin Seçimlere yönelik, başta CHP ve HDP olmak üzere, hiç bir kesimle parlamentoda temsiliyet kaygısı üzerinden bir müzakeresi söz konusu değildir. Birleşik Haziran Hareketi’nin kendi dışındaki sol kesim ve partilerle ilişkilerindeki temel duyarlılığı Gezi milyonlarının sorun, talep ve beklentileridir.”

Geçtiğimiz haftalarda BHH içinde yer alan bazı etkili kişilerin büyük televizyonlara çıkarak CHP ve HDP’nin seçim ittifakı yapmalarının doğru olacağını ve kendilerinin de bu ittifaka katılabilecekleri fikrini savunduklarına tanık olduk. Böylece HDP’yi AKP ile yapılan uzlaşma faaliyetlerinden uzaklaştırarak CHP ile birlikte seçime katılmaya ikna edebileceklerini sanıyorlardı. Ama bu düşüncenin boş bir hayalden ibaret olduğu AKP ile HDP’nin son Dolmabahçe mutabakatı ile bir kez daha ortaya çıktı.

Zaten HDP’nin varlık nedeni ve amacıyla Haziran halk hareketinin ortaya çıkış nedenleri ve amacı arasındaki derin farklılık bu partinin Haziran eylemliği döneminde takındığı tavırla belli olmuştu. Hal böyle iken Haziran halk hareketinin adını kullanan bir girişimin önde gidenlerinden birilerinin çıkıp HDP ile seçim ittifakı kurmaya kalkışması en baştan Gezi hareketinin muhtevasını yanlış anladığı anlamına gelmiyor mu?

Öyle anlaşılıyor ki, Haziran Meclisleri aldıkları kararlarla bu hareketi hayati bir yanlıştan kurtarmışlar. Bu bakımdan Yürütme Kurulu’nun “Haziran Meclisleri bu mücadelelerin örgütleneceği ana odaklar olarak, sadece faşizm ve gericiliğin durdurulmasının değil, içi boşaltılmış temsili demokrasinin yerine gerçek halk egemenliğini kurmanın da ana nüveleri olacaktır” belirlemesi yerinde olmuştur. Ancak faşizme ve gericiliğe karşı mücadelenin emperyalizme karşı mücadele eksenine oturtulunca anlamlı olacağı ve tam bağımsızlık sağlanmadan halk egemenliğinin kurulmasının mümkün olamayacağı unutulmamalıdır.

editorden_HR

Facebook
Twitter
LinkedIn
WhatsApp
Ana Fikir