KURTULUŞ SAVAŞI MI – MİLLİ MÜCADELE Mİ?- Av. Mehdi BEKTAŞ

Facebook
Twitter
LinkedIn
WhatsApp

Anayasa Mahkemesi’nin 2008 tarihli kararı ile 6 üyenin kapatılmasını istemesine, 4 üyenin karşı çıkması karşısında, nitelikli çoğunluk olan 7 oyun bulunmaması nedeniyle kapatılmaktan kurtulan, “laikliğe aykırı eylemlerin odağı olduğu” saptanan, bir dönem hazine yardımından mahrum bırakılan AKP, iktidara geldiği 2002 yılından bu yana laik cumhuriyete karşı söylem ve eylemlerini sürdürmekten geri durmuyor,  cumhuriyeti ve halkı ilgilendiren her konuda bir çıkıntılık yapıyor, en büyük tahribatı eğitim, adalet ve güvenlik alanında veriyor. 

 

Son olarak Milli Eğitim Bakanlığı, Milli Eğitim Müfredatında kavramsal bazı güncellemelere gitmiş, örneğin “Kurtuluş Savaşı” yerine Milli Mücadele, “Orta Asya” yerine “Türkistan” kavramlarının kullanılması kabul edilmiş.  

 

Bunlara Allah akıl fikir versin, Milli Mücadele Kurtuluş Savaşı’ndan ayrı ele alınır mı, Milli Mücadele kurtuluş savaşının öncüsüdür, Kurtuluş Savaşı süreç ve sonuçtur, milli mücadele olmadan kurtuluş olur mu? Aslında bunu kendileri de biliyor, ancak İstiklal Savaşı’nı ve Cumhuriyetin ilanını Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni bir devlet olarak kuruluşunu içlerine sindiremedikleri için, ömrünü bitirmiş, emperyalizmin oyuncağı olmuş Osmanlı’ya bağlayarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin Osmanlının devamı olduğu safsatasına sığınıyorlar. 

 

Milli Mücadele bir başlangıçtır, devamı Kurtuluş Savaşı, cumhuriyetin kuruluşu ve devrimlerin bir bir hayata geçirilişidir. O nedenle “Kurtuluş Savaşı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Kuruluşu ” denir, kısaca “Kurtuluş ve Kuruluş” olarak anlamlandırılır. 

 

Milli Mücadele, emperyalist işgale karşı Kuvva-ı Milliye ile başlamış,  milli müdafaa ile halka dayanmış, halk fırkası, TBMM öncülüğünde, kuvva-ı milliyenin düzenli Türk ordusuna dönüşen gücüyle iç düşmanı ezerek, dış düşmanı sürerek kurtuluş savaşını başarmış, cumhuriyeti ilan ederek Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur.     

 

Kurtuluş Savaşı, yalnızca düşman işgalinden kurtuluşun değil, aynı zamanda gerilikten, bağnazlıktan, cahillikten, eğitimsizlikten, kölelikten, hanedandan, kapı kulu olmaktan da kurtuluşun da başlangıcıdır. 

 

Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı Devletinin devamı değildir, bitmiş, tükenmiş, Sevr Antlaşması ile Anadolu’nun dar bir alana sıkışmış Osmanlı topraklarında, istiklal savaşı ile büyüyen, düşmanı denize dökerek, yerli işbirlikçilerini ezerek, toprağa gömerek, saltanatı, hilafeti kaldırarak, din işlerini devlet ve kamu işlerinden ayırarak, demokratik ve laik bir cumhuriyet olarak kurulmuş yeni bir devlettir.  Osmanlı ile ortak hiçbir özelliği yoktur. Osmanlı feodal otoriter ve totaliter bir devlettir; Türkiye, devrimci, laik, demokratik bir cumhuriyettir.  

 

Bilindiği gibi milli mücadeleye, kurtuluş savaşına karşı olanlar, milli mücadeleyi boğmaya, kurtuluş savaşını durdurmak için emperyalist işgalcilerle işbirliği yapan son Osmanlı Padişahı Vahdettin, Damat Ferit hükümeti gibi hilafet ordusu kuran, Aznavur çetesini harekete geçiren, iç isyanları ve isyancıları destekleyen, “kuvvacıların katli vaciptir, kanı, canı, malı helaldir” diye fetva yazan, yunan uçaklarından atılan, vaazlar vererek halkı kışkırtan molla takımı ve bunlara destek olan cahil güruhtur. 

 

Bir de Afganistan’ı, Azerbaycan’ı, Kazakistan’ı, Kırgızistan’ı, Moğolistan’ı, Türkmenistan’ı, Tacikistan’ı ve de İran’ı içine alan Orta Asya gibi geniş bir bölgeyi, salt “Türkistan” olarak adlandırmak, siyasi ve coğrafi körlüktür, komşularla ve Türki Cumhuriyetleri ve Turan bölgesiyle arayı açmaktır. 

 

Bu düzenlemeyi yapanların zihniyetleri ile cumhuriyet karşıtlarının zihniyeti aynıdır. Milli mücadelenin büyüklüğünü ve hedefini, kurtuluşun görkemini, laik ve devrimci Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu anlamaları ve hazmetmeleri zordur, yalanla, hileyle, halkı din iman sömürüsüyle iktidara gelmişler, cumhuriyetin nimetlerinden yararlanıyorlar, nankörlüğü elden bırakmayarak iki de bir çıkıntılık yapıyorlar; cumhuriyetin kurucusu, düşünsel ve eylemsel olarak yaşayan dirisi karşısında, erim erim eriyorlar, ne yaparlarsa yapsınlar Mustafa Kemal Atatürk’ü ve yaptıklarını, devrimlerini Türk ulusunun zihninden ve kalbinden silemeyeceklerini anlayamıyorlar, yaprak geldiler gazel gidecekler, ne yazık ki bilemiyorlar. 

 

Kurtuluş, yalnızca emperyalist işgalden kurtuluş değildir, aynı zamanda ekonomik gerilikten, hurafeden, cehaletten, kula kul olmaktan, dinsel bağnazlıktan kurtuluşu da içerir. 

 

Demokrat Partinin iktidara gelmesinden buyana Mustafa Kemal Atatürk’le, İlkeleriyle, Türk devrimiyle uğraşmayı iş edinmişler, uluslaşmayı, bilimsel eğitimi, sanayileşmeyi, çağdaşlaşmayı  durdurmuşlar, halkın birikimlerini çarçur etmeyi, Harun gibi gelerek kamu mallarını çalarak, çırparak, yağmalayarak Karun olmuşlar, utanmamışlar, sıkılmamışlar; bu kafayla öncülerinin gittiği tarihin çöplüğüne hız kesmeden yürüyorlar, akıbetlerini görüyorlar, debelenip duruyorlar, yolları açık olsun! 

 

Milli Mücadele, Kurtuluş, Kuruluş ve devrimler halkın aydınlık yoludur; hiçbir iktidar, meczup, halkı bu kutlu yoldan döndüremez, döndüremeyecektir! 

                                                                                       09.07.2026 

Av. Mehdi BEKTAŞ

Facebook
Twitter
LinkedIn
WhatsApp
Ana Fikir