Kamuoyunda Çerçeve Yasa olarak dillendirilen, TBMM’nde 10 Ağustos 2026 tarihli oturumunda 467 kabul, 87 ret, 7 çekimser oyla kabul edilen, “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair” 7595 sayılı yasa, cumhurbaşkanı tarafından 18.08.2026 tarihinde onaylanarak Resmi Gazete’ de yayınlanarak yürürlüğü girdi.
Yasanın TBMM’nde kabul edilmesi üzerine kabul, ret, çekimser oy kullanan milletvekillerin, bunların içinde yer aldığı siyasi partilerin, sözlü ve yazılı basının, siyasi ve sosyal çevrelerin, bilim insanların, yazarların tartışmaları sürüyor. Kimi olumlarken kimileri karşı çıkıyor. Halkın değerlendirmesi seçimlerde, Anayasa değişikliğinde koşulları oluşursa halk oylamasında (referandumda) belli olacak.
Yasanın TBMM’nde kabul edilmesi halkın çoğunluğunun kabul edeceği anlamına gelmez, yaşayıp göreceğiz.
Çerçeve yasanın uygulanma koşulları:
“12 maddelik, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun”, belirli koşulların sağlanması halinde soruşturma, kovuşturma ve infaz süreçlerinin ertelenmesini öngörüyor.
Yasaya göre, düzenlemenin yürürlüğe girebilmesi için PKK/KCK’nin silahlı faaliyetlerine son verdiğinin ve elindeki silah ile mühimmatın teslim edildiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi, ardından bu tespitin Milli Güvenlik Kurulu kararıyla teyit edilerek (doğrulanarak) Resmi Gazete’ de yayımlanması koşuluna (şartına) bağlanıyor.
Yasada, belirlenen koşulların gerçekleşmesi halinde örgüt faaliyeti kapsamında işlenen bazı suçlara ilişkin soruşturma ve kovuşturmaların beş veya on yıl süreyle ertelenmesi öngörülüyor. Kasten öldürme suçu ile 1 Haziran 2005’ten önce işlenen ve müebbet ya da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlar ise kapsam dışında tutuluyor.
Yasada, belirli suçlardan hüküm giyen kişilerin cezalarının infazının da beş veya on yıl süreyle ertelenebilmesi düzenleniyor. Erteleme süresi içinde yeniden terör suçu işlenmesi halinde ise erteleme kararının kaldırılarak yargılama veya infaz sürecinin devam etmesi öngörülüyor. Sürenin yeni bir suç işlenmeden tamamlanması durumunda ise soruşturma ve kovuşturmaların düşmesi ya da cezanın infaz edilmiş sayılması hükme bağlanıyor.
Düzenleme kapsamında ayrıca Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında Adalet, Dışişleri, İçişleri ve Milli Savunma bakanları ile ilgili kurum temsilcilerinden oluşacak bir kurulun süreci takip etmesi planlanıyor. Kurulun, uygulamayı değerlendirmesi, gerekli gördüğü adli ve idari düzenlemeleri önermesi ve TBMM’yi düzenli olarak bilgilendirmesi öngörülüyor. Meclis bünyesinde ise süreci izlemek amacıyla bir İzleme Komisyonu kurulması söz konusu.
Yasada, örgüt mensuplarının teslim edeceği silah ve mühimmatın kayıt altına alınması, düzenlemeden yararlanmak isteyenlerin ise MGK kararının Resmi Gazete’ de yayımlanmasının ardından altı ay içinde bildirimde (başvuruda) bulunması koşulu da yer alıyor.
12 maddelik ‘çerçeve’ yasanın tam metni:
MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı, PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakip, yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ile verilen mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi işlemlerinin ve yapılacak diğer işlemlerin belirlenmesidir.
(2) Bu Kanun hükümleri, PKK/KCK terör örgütünü kurma veya yönetme, örgüte üye olma veya bilerek ve isteyerek yardım etme ve örgütün propagandasını yapma suçları ile bu örgütün faaliyeti kapsamında işlenen suçları ve bu örgüt lehine işlenen 7/2/2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunda düzenlenen suçları kapsar.
TANIMLAR
MADDE 2- (1) Bu Kanunda geçen;
- a) Örgüt: PKK/KCK terör örgütünü ve bağlı bütün oluşumlarını,
- b) Kurul: Bu Kanunun 7 nci maddesi uyarınca oluşturulacak Kurulu, ifade eder.
SORUŞTURMA VE KOVUŞTURMALARIN ERTELENMESİ
MADDE 3- (1) Örgütün fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’ de yayımlanmış olması koşuluyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu ile 1/6/2005 tarihinden önce işlenen müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar hariç olmak üzere, 1 inci madde kapsamına giren ve üst sınırı onbeş yıl veya daha az cezayı gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar beş yıl, onbeş yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar on yıl süreyle ertelenir. Erteleme süresi içinde dava zamanaşımı işlemez. Bu suçlarla ilgili dosya ve suçun ispatına yarayan deliller, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresince muhafaza edilir. Müsadereye konu eşya ve malvarlığı değerleri hakkında erteleme kararıyla birlikte tasfiye kararı verilir ve Hazineye irat kaydedilir. Karar, kanun yollarına başvurma hakkı bulunanlara tebliğ edilir. Kararda başvuru ve itiraz hakkı ile süresi ve mercii gösterilir.
(2) Birinci fıkra uyarınca Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlara karşı kanun yollarına başvurma hakkı bulunanlar iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine başvurabilir. Birinci fıkra uyarınca kovuşturmanın ertelenmesine ilişkin mahkeme tarafından verilen kararlara karşı da iki hafta içinde itiraz edilebilir.
(3) Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasından önce işlenmiş olup da 1 inci madde kapsamına giren suçlardan dolayı bu tarihten sonra başlatılacak soruşturmaların yapılması, Kurulun iznine bağlıdır.
Koruma tedbirleri ve kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalar
MADDE 4- (1) 3 üncü madde uyarınca erteleme kararı verilecek suçlardan dolayı verilmiş olan tutuklama ve adli kontrole ilişkin koruma tedbirleri, soruşturma veya kovuşturmanın bulunduğu evredeki yetkili hâkim veya mahkeme ile bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili ceza dairesi tarafından değerlendirilir ve koşullarının bulunması halinde bu tedbirlerin kaldırılmasına karar verilir.
(2) 3 üncü madde uyarınca erteleme kararı verilecek suçlarla ilgili istinaf veya temyiz kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalar hakkında bozma kararı verilir.
Erteleme kararlarının kaydedilmesi ve yeniden suç işlenmesi
MADDE 5-(1) 3 üncü madde uyarınca verilen erteleme kararları, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, ikinci fıkrada belirtilen amaç için kullanılabilir.
(2) Erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresi içinde terör suçlarından birinin işlenmesi halinde, erteleme kararı kaldırılarak soruşturma ve kovuşturmaya devam olunur. Mahkûmiyet halinde verilen cezanın infazı, 6 ncı madde uyarınca ertelenmez ve mahkûmiyet hükümlerinin tüm sonuçları doğar. Belirtilen süre suç işlenmeksizin geçirildiği takdirde kovuşturma yapılmasına yer olmadığı veya düşme kararı verilir.
MAHKÛMİYET HÜKÜMLERİNİN İNFAZININ ERTELENMESİ
MADDE 6- (1) Örgütün fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmış olması koşuluyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçundan mahkûm olanlar ile 1/6/2005 tarihinden önce işlenen suçlar nedeniyle müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar hariç olmak üzere, 1 inci madde kapsamına giren suçlardan;
- a) Toplam onbeş yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olan hükümlülerin cezalarının infazı beş yıl süreyle,
- b) Toplam onbeş yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olan hükümlülerin cezalarının infazı on yıl süreyle, infaz hâkiminin kararıyla ertelenir. Bu fıkranın uygulanması, müsadere kararlarının yerine getirilmesini engellemez. Erteleme süresi içinde ceza zamanaşımı işlemez.
(2) Birinci fıkra uyarınca infaz hâkimi tarafından verilen erteleme kararlarına karşı itiraz edilebilir.
(3) Birinci fıkra uyarınca verilen erteleme kararları, 5 inci maddenin birinci fıkrasına göre oluşturulan sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, dördüncü fıkrada belirtilen amaç için kullanılabilir.
(4) Erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresi içinde terör suçlarından birinin işlenmesi halinde, infaz hâkimi tarafından erteleme kararı kaldırılarak cezanın infazının devamına karar verilir. Belirtilen süre suç işlenmeksizin geçirildiği takdirde verilen ceza infaz edilmiş sayılır. Erteleme kararlarının takibi Cumhuriyet başsavcılıklarınca yapılır.
TAKİP, KOORDİNASYON VE UYGULAMA
MADDE 7- (1) Bu Kanun kapsamındaki faaliyetlerin uygulanmasının takibi ve değerlendirilmesi; Kanunun Resmî Gazete’ de yayımlanmasını müteakiben, Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterinden müteşekkil Kurul tarafından yapılır. İhtiyaç halinde Kurul tarafından; alt komisyonlar oluşturulabilir, bakanlık, kurum ve kuruluşların temsilcileri ile gerekli görülen kişiler Kurul ve komisyon toplantılarına davet edilebilir.
(2) Kurul tarafından, sürecin örgüt nezdindeki ilerlemesini sağlamak üzere alt komisyonlarda görevlendirme yapılabilir.
(3) 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’ de yayımlanmasını müteakiben bu Kanunun amacı ve kapsamı doğrultusunda; örgütün tamamen tasfiyesi ve bu duruma ilişkin gözlem raporları uyarınca dönemsel olarak Kurul tarafından değerlendirme yapılabilir. Kurulun gerekli görmesi halinde adlî, idarî ve yasal düzenlemeler konusunda talepte bulunulur.
(4) Bu Kanun uyarınca verilen erteleme kararları, 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’ de yayımlanmasını müteakiben dönemsel olarak Kurul tarafından değerlendirilir ve gerekli görülmesi halinde;
- a) Soruşturma ve kovuşturmalar nedeniyle doğan hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması, sulh ceza hâkimliğinden veya mahkemesinden,
- b) Mahkûmiyet hükümleri nedeniyle doğan hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması, infaz hâkimliğinden,
Kurul tarafından talep edilir. Talep hakkında ilgili mercii tarafından karar verilir. Bu kararlara karşı itiraz edilebilir. Bu fıkranın (b) bendi uyarınca talepte bulunulabilmesi için beş yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından kararın verildiği tarihten itibaren iki yıl, on yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından ise üç yıl geçmiş olması gerekir.
(5) Kurul, çalışmaları hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisini düzenli olarak bilgilendirir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca bu Kanun kapsamındaki faaliyetleri izlemek üzere İzleme Komisyonu kurulur. İzleme Komisyonu, bu Kanun kapsamındaki faaliyetleri izler ve tavsiyelerde bulunabilir.
(6) Kurulun sekretarya hizmetleri Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği tarafından yerine getirilir.
SİLAH VE MALZEME TESLİMİ
MADDE 8- (1) Bu Kanun kapsamındaki örgüt mensuplarının beraberinde getirdikleri yahut beyan ettikleri silah, mühimmat, araç, gereç, patlayıcı madde ve her türlü malzeme kayıt altına alınır.
(2) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, güvenlik kurumlarının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı tarafından belirlenir.
SÜRE
MADDE 9-(1) Bu Kanun hükümleri, 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete ’de yayımlanmasını müteakiben altı ay içinde bu Kanun hükümlerinden yararlanmak istediğini bulundukları yerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına veya Kurul tarafından görev verilen kurumlara yazılı olarak bildirenlere uygulanır.
GÖREV VE SORUMLULUK
MADDE 10- (1) Bu Kanun kapsamında verilen görevler, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca ivedilikle yerine getirilir.
(2) Bu Kanunun amaç ve faaliyetleri kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukukî, idarî veya cezaî sorumluluğu doğmaz.
YÜRÜRLÜK
MADDE 11- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
YÜRÜTME
MADDE 12- (1) Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Bazı Saptamalar:
1.Yasanın uygulanması, PKK/KCK’nın fiili varlığına son vermesi, kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim etmesi, bunun güvenlik güçlerince tespit edilmesi, bu tespitin Milli Güvenlik Kurulu kararıyla teyit edilmesi (doğrulanması), Resmi Gazete’de yayınlanmasıyla başlayacaktır.
- Milli Güvenlik Kurulu kararının Resmi Gazete’de yayınlanmasını izleyen 6 ay içinde yasa hükümlerinden yararlanmak isteyenlerin (sanık, hükümlü, gıyabi tutuklu, kaçak, aranan) bulundukları yerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına veya md 7 göre oluşturulan kurul tarafından görev verilen kurumlara bildirilmesi (başvurulması) gerekecek.
Yasa kendi içinde bir düzen kurmuş, kime nasıl uygulanacağını açıklamış, uygulamayı cumhuriyet başsavcılıklarının yetki ve sorumluluğuna bırakmış, oluşturulan kurul tarafından izleneceği, denetleneceği, öneriler yapılacağı öngörülmüştür.
Bu düzenlemeye af düzenlemesi ya da infaz düzenlenmesi diyenler var. Bana göre hem af hem de infaz düzenlemesidir.
Anayasa’nın 87 maddesine göre Genel ve Özel Af, TBMM üye tam sayısının (600 mv.) 3/5 çoğunluğunun (360 mv.) kabul oyuyla çıkarılabilmektedir. Bu yasa, 468 kabul, 87 ret, 7 çekimser milletvekili oyuyla kabul edildiğine göre, kabul oyu yönünden Anayasal bir tartışma kalmamıştır.
Yasa, yasa yapma usulüne, hukuk devleti ilkelerine, kapsayıcılık ve kanun önünde eşitlik kuralına uygun mudur diye sorulduğunda, uygun olmadığını, Anayasa Mahkemesi’nin denetiminden geçmesi gerektiğini düşünüyorum.
Bu yasayı, Anayasa Mahkemesine yetkili muhalefet partisi ya da meclis üye sayısının (600 mv) 1/5 oranında (120 mv) milletvekili götürebilir.
Bu olmazsa uygulama yapan herhangi bir ceza mahkemesi (Asliye ve Ağır Ceza) resen (kendiliğinden) veya (sanık, hükümlü, katılanın) istemi üzerine itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurma olanağı vardır.
Bu yolları denemek gerekir, aksi durumda hukuki, siyasal yönden sıkıntılar bitmez, büyük tartışmalar yaşanır.
Çerçeveye Konacağı Sanılan Resimler
Yasanın hazırlanmasında AKP iktidarı ile DEM ve Öcalan’ın işbirliği içinde çalıştığı vurgulanıyor, Türkiye’nin hukuku, sosyal, siyasi, coğrafi yapısında nasıl bir değişiklik yapmayı düşledikleri bilinmiyor, bunun topluma parça parça açıklanacağı, yedire yedire ortaya konulacağı sanılıyor.
Hiçbir sır uzun süre gizli kalmaz, kalamaz; bir gün mutlaka açığa çıkar, ancak “atı çalanın Üsküdar’ı geçmesi” gibi bir riski var. Bu nedenle bazı konulara açıklık getirmek ve toplumu aydınlatmak, uyarmak gerek.
Bilindiği gibi bütün partiler şiddetin durmasını, silahların susmasını, anaların gözyaşı dökmemesini, çocukların, gençlerin, askerin, polisin yani insanların ölmemesini, ekonomik, sosyal yıkımlar yaşanmamasını, ülkede huzur olmasını istiyor.
İşin özü bu olmasına karşın Cumhur İttifakı, yurtdışından destek almak, sürekli iktidarda kalmak, Laik Türkiye Cumhuriyeti’ni Türk, Kürt, Araplardan oluşan dinci bir devlete dönüştürmek, AKP Genel Başkanı’nı ömür boyu cumhurbaşkanı seçtirmek, iktidara karşı olabilecek siyasi ve hukuki girişimlere karşı önlem almak istiyor, siyasi iktidar değişikliğinden ve hesap vermekten korkuyor; bunun için de milletvekili, belediye başkanı transferine hız veriyor, Anayasa’yı referandumsuz değiştirme hedefine doğru hız kesmeden yürüyor.
Ne yaparlarsa yapsınlar Türkiye’nin demokratik, laik, milli, üniter, sosyal hukuk devleti yapısını değiştiremezler. Değiştirmeye kalkışmaları, iktidar gücünden yararlanarak cebren Anayasal düzeni değiştirme suçunu oluşturur, zamanaşımı işlemez, yargılanmaktan da kurtulamazlar.
DEM ise, Abdullah Öcalan’ı ve KCK/PKK üyelerini cezaevlerinden kurtarmak, yurt dışında olan örgüt üyelerini ülkeye getirmek, etnik temelde siyaset yapmak, Türkiye Cumhuriyeti’nin Türkler ve Kürtler tarafından kurulduğunu Anayasa’ya yazdırmak, Kürtçeyi Türkçe yanında hem resmi hem de eğitim dili yaptırmak, Türkiye’yi bölgelere ayırarak eyalet sistemine geçmek gibi hayalleri olduğu biliniyor, bu isteklerin takipçisi ve sözcüsü olmak gibi bir işlev üstlendiği anlaşılıyor.
Sol, sosyalist, sosyal demokrat partiler ve hareketler, demokrasi adı altında Kürt oluşumlarıyla ilişkiyi sürdürmek, dayanışma içinde olmak, birlikte davranmak için güvenli bir yol tutturmak arayışında. Bu çerçevede yasaya sosyalist partiler kuşkuyla, Yeni Parti karışık duyguyla, CHP itiyatla bakıyor.
Neyi Yapıp Neyi Yapamazlar?
Kim ne yaparsa yapsın Türkiye’nin demokratik, laik, milli, üniter, sosyal hukuk devleti yapısını değiştiremezler. Değiştirmeye kalkışmaları, iktidar organlarını kullanma gücünden yararlanarak cebren Anayasal düzeni değiştirme suçu girişimi olur, zamanaşımı işlemez, yargılanmaktan da kurtulamazlar. Bu yasa üzerinde şimdi tartışılmıyor, atışılıyor; asıl tartışma anayasa değişikliği, üniter yapı, resmi ve eğitim dili, yurttaşlık, yerinden yönetim konuları gündeme geldiğinde olacaktır.
Bilindiği gibi Türkiye Cumhuriyeti, Mustafa Kemal’in liderliğinde, Müdafa-ı Hukuk ve Halk Fıkrasının örgütlülüğünde, Kuvva-ı Milliye’nin (Türk ordusunun) gücü, halkın desteği ile Millet Meclisi’nin yönetimi altında emperyalizme karşı savaşarak, işgalci dış düşmanı yenip sürerek, işbirlikçi iç düşmanı ezerek kurulmuş, bağımsız, devrimci, laik, demokratik, milli (ulusal) bir devlettir. Bu devlet Lozan Antlaşması ile dosta düşmana kabul ettirilmiş, dünyada saygın yerini almıştır.
Bu devleti kuran halka Türk Milleti dendiği, ülkesi ve milleti ile bölünmez bütün olduğu, resmi ve eğitim dilinin Türkçe, başkentinin Ankara, bayrağının beyaz ay yıldızlı al bayrak, istiklal marşı ile Anayasa’nın başlangıç kısmında, 1,2,3 maddesinde genel esasların ve ilkelerinin açıklandığı, 4.madde ile genel esasların değiştirilmeyeceği, değiştirilmesinin önerilemeyeceği hüküm altına alınır.
Ayrıca Anayasa Mahkemesini çeşitli kararlarında, başlangıç ve genel esaslarla bağlantılı maddelerin değiştirilemeyeceği vurgulanır, içtihatlar oluşmuştur.
Bu nedenle TBMM’nin istediği her şeyi yapabileceği gibi bir düşünce ve duyguya kapılmamak gerek. Yasalar genel, kapsayıcı, eşit ve adil olmak zorundadır. Hiçbir irade Kemalist Türk devriminin iradesini aşamaz. Bu tarihin ve toplumsal yaşamın kaçınılmaz sonucudur.
Yalnıza bu maddeleri değil, bu maddelerle bağlantılı olarak Anayasa’nın eğitim ve öğretim dilini belirleyen 42, yurttaşlığı tanımlayan 66, Türk devrimini güvenceye alan 174 maddelerini değiştirmek ve çiğnemek hukuken olanaksızdır.
Anayasanın 1,2,3 maddeleri ile bu maddelerle bağlantılı 42,66,174 maddelerini çiğnemek, çiğnemeye kalkışmak Anayasa’ya aykırı davranmaktır, sorumlu olunur, yargılanmaktan kurtulunmaz, yasanın 10/2 maddesi de koruma sağlanmaz; çünkü Anayasa’yı ihlal suçunun özürü, gerekçesi, zamanaşımı olmaz.
Bu yasa, ayrıca kapsamlı emperyalist bir planın parçası gibi görünüyor. Bilindiği gibi AKP genel başkanı “Büyük Ortadoğu Projesinin (BOP) eş başkanıyım” demişti. Büyük Orta Doğu Projesi, başını ABD’nin çektiği emperyalist bir projedir, özü itibariyle ön Asya, Afrika Arap ülkelerini parçalama, emperyalist çıkarlara aykırı yönetimleri değiştirme, Asya ve Afrika’nın içlerine doğru genişleme projesidir.
Medine Sözleşmesini ile Arap petrollerinin Suriye, Irak ve Türkiye üzerinden Akdeniz’e de boru hattıyla bağlanmasını da bu kapsamdadır. ABD’ye göbekten bağlı siyasi iktidarların yönetiminde olan Türkiye, Sudi Arabistan, Pakistan’ın oluşturduğu Sünni İslam İttifakı, Şii İran, Çin ve Rusya’ya karşı Basra, Aden, Umman körfezlerini ve petrolün taşınma yollarını güvenceye alacak bir ittifak görüntüsü sergiliyor. Mısır’ı, Suriye ve Irak’ı da içlerine alırlarsa tam bir cephe ittifakı olur.
Cumhur ittifakı bu emperyalist hesabı görmüş olmalı ki öncelikle çıbanbaşı ayrılıkçı örgütü dizginlemeyi gündemine almış, bu doğrultuda ilerliyor, siyasi geleceğini bu gelişmeye bağlıyor.
Bu gelişme uzun vadede Türkiye Cumhuriyetinin yararına değil zararına olacağı, Sünni İslam devletlerinin emperyalizm destekli her girişiminin Türkiye’nin başını belaya sokacağı, dincilerin, ırkçıların yeni Osmanlılık rüyasının yine Arabistan çöllerinde, Ak, Kara, Ege, Umman denizlerinde hüsranla biteceği kesin gibi görünüyor.
Mustafa Kemal Atatürk’ün “Komşularınızla iyi geçinin, Arapların iç işlerine karışmayın”, “Yurtta barış dünyada barış” sözlerini umursamayanların ulusa bu acıları çektirmesi çokta şaşırtıcı olmaz, ancak dinci, ırkçı iktidarın sonuçta bu girişime gücü yetmez, yaptıkları maceradan öte gitmez, yol yakınken “yeni Osmanlıcılık” hayalinden vazgeçmeleri gerekir.
Türkiye’nin bu çekişmeyi, tartışmayı, belayı, sessiz ve sakin atlatması dileği ve umuduyla. 19.08.2026
Av. Mehdi BEKTAŞ





