Sol Kamuoyunun Dikkatine

Facebook
Twitter
LinkedIn
WhatsApp

12 Eylül faşist darbesinden bu yana, ülkemizde sosyalist sol bir türlü kendi ayakları üzerinde durmayı beceremedi. Oraya buraya savruldu. Büyük umutlarla kurulan “solda” partiler bir varlık gösteremediler. Süreç içerisinde ufaldıkça ufaldılar.

Bize göre, bunun en başta gelen nedeni, bağımlı ülkelerde emperyalizme karşı verilmesi gereken bağımsızlık mücadelesinin verilmemesi, toplumda yanıtını bulamayan sulandırılmış sol bir söylevle yetinilmesidir. Ülkemizin emperyalizmin yörüngesinde dönüp durmasından kaynaklanan halk yığınlarının sömürü çarkının dişlileri arasında ezilmesi yurtseverlik ile sosyalistliği birleştirmekte ve aralarında kopmaz bir bağ oluşturmaktadır. Ancak bu gerçeklik “sol” partiler ve hareketler tarafından görülmediği için bugünkü makûs sonuçla karşı karşıya kalındı. Açıkçası, “antiemperyalist bir kavgayı gütmeyen sosyalist olamaz” düsturunun bu koşullarda kesinkes geçerli olduğunu ister istemez pratik öğretiyor.

Ama gelin görün ki yaşanan ya da yaşatılan yurtseverlik ile sosyalistliğin arasına bir set çekmek oldu. Yurtseverlik faşistlik gibi algılatıldı ve hatta daha da ileri gidilerek sosyalizmin sınıfsal özelliği saf dışı edilerek yerine etnik ve dinsel kimliklere dayalı parçalanmaya yönelik bir anlayış ikame edilmeye çalışıldı. Sanki sosyalizm işçi sınıfı ideolojisini değil de etnikçiliği ve mezhepçiliği esas alıyormuş gibi gösterilmeye başlandı. Bu hastalıklı süreç solun büyük bir bölümünü Kürt etnikçiliğinin vesayeti altına soktu. Solun, sözüm ona kanaat önderleri bu gidişata yönelik genellikle hiçbir çekince göstermediler ve hatta kolaylaştırıcı rol oynadılar.

Solun toplum gözünde varlık gösterememesinin temel nedenleri bunlardır.

Bu koşullarda yaşadığımız zorluklar her geçen gün biraz daha artmakta ve özellikle içinde bulunduğumuz 7 Haziran milletvekili seçim süreci yarattığı kargaşa ile kafaları karıştırmaktadır. Gerici AKP iktidarını engelleme yolu olarak HDP’yi adres göstermek bunun başında geliyor. Bu günümüzün “yetmez ama evetçi” eğilimi aynı zamanda MHP’nin palazlanmasına da hizmet ederek ayrı bir handikap yaratıyor.

Geleceğini liberalizme ve ABD’ye teslim etmiş bir CHP yönetimi, ana muhalefet partisi olarak siyasal açmazlar yerine ekonomik açmazları hedef alan tali bir strateji ile seçime giriyor.

Ortadoğu’da ABD kontrolünde kendisine gelecek arayan Kürt hareketi, aynı minval üzerinde, ABD’nin yeni politikalarına uygun davranacak. ABD’nin AKP’ye yönelik varsa yeni tasarıları burada kilit rol oynayacak. Bir kısım “solcu”dan da destek alan HDP bu yönde tavır alacak.

Seçim sonrasında, sol için zorluklar artan bir biçimde devam edecek. Solu seçime endekslemenin hiçbir yararının olmadığı açık. Seçim sonucu ne olursa olsun olması gereken antiemperyalist-devrimci güçlerin geliştirilmesi tüm yurtseverlerin, aydınların, demokratların ve sosyalistlerin temel hedefi olmalıdır.

editorden_HR

 

Facebook
Twitter
LinkedIn
WhatsApp
Ana Fikir