Taşlar Gerçektir -Mehmet Ali Yılmaz

Güneşin kıpkızıl ateşinden doğdu

Taş küre,

Su gibi volkanlarla fışkırdılar

Bulutların, fırtınaların, okyanusların

Ve canlının doğumuna tanıklık eden

Kara, sert taşlar

Toprakla hayatı buldular.

 

Ayağa kalkınca insan,

Barınak, alet ve silah yaptı

Yetmedi,

Öfkeyle taşları biledi

Zalimlerin işgallerine karşı,

Dilinden eksik etmeden

Bağımsızlık türkülerini

Önce eline taşları aldı.

 

Tarihin eski tanıkları

Tanrıların suretleri onlar,

Hitit’in Mısır’ın savaşçıları

Kenanilerin tüccarları

Mete’nin orduları

Gelip geçti üzerlerinden,

İstiklallerin fırtınalarını

Konuk ettiler yüksek tepelerinde,

Dolarları kapışanları

Ve silahlarını halka doğrultanları

Bellediler, hiç unutmadılar…

 

Değirmenlerde buğdayları un ettiler döne döne

Sabanın demirine takılıp çiftçiye dert,

Sapanlarda avcıların mermisi oldular,

Sel gitti her seferinde

Kum kaldılar.

 

Gerçek taş gibi serttir

Kırar yalanları,

Yerli yerinde ağırdır

Taşlar ve gerçekler

İkisi de baş yarar

Tarihi yazarken toplumlar…

 

***

Uğultular kesilmez yerin derinliklerinde

Sönmüş yanardağların içleri kıpırdar

Ateş bacayı sararken,

Yeraltı kükredikçe

Tir tir titrer halka sağır olanlar

Ama kaçışı yok

Yeninin-devrimin doğumu başlayacak

Ve mutlaka dünya daha güzel olacak…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Ana Fikir