ÜLKEMİZİN İŞİ ZOR – Av. Mehdi BEKTAŞ

Facebook
Twitter
LinkedIn
WhatsApp

AKP’nin 2002 yılında iş başına geldiği günden bu yana ülkede işler hiç yolunda gitmiyor. Yokluğu, yolsuzluğu, yasakları gidereceğim, sorunları çözeceğim diye işbaşına gelen AKP iktidarı, sorunların kaynağı haline geldi. Bu iktidar değişmeden sorunları çözmek pek olanaklı görülmüyor.  

 

Birinci sorun eğitimdir.  

 

Eğitim kurumları, yurdunu, ulusunu, ailesini, insanları, hayvanları doğayı seven, bilime inanan ve bilimsel düşünen, laik ve hoşgörülü, üretken ve çalışkan kuşaklar yetiştirirken,  bu iktidarın “Dindar ve kindar” kuşak yetiştirme sevdasıyla yolundan saptı, bilimsel ve laik eğitim dışlandı, imam okula, öğrenci camiye girdi, laik okulları imam hatip okullarına döndürüldü, ibadet ve ritüelleri okulda, taassup, camide, tarikat ve cemaat evlerinde uygulamaya konuldu; kadınların okumasına, iş ve meslek sahibi olmasına, babasının, kocasının, erkek kardeşinin baskısından kurtulmasına engel olunmaya kalkıldı, dijital çağın gelişmesine seyirci kalındı, düzenleme ve önlem alma es geçildi,  “Türküm, doğruyum, çalışkanım, yurdumu, milletimi özümden çok severim” andı ırkçı bulunup çocuklara okutulmadı, zihnen ve fikren suç işlemesine ortam yaratıldı.

 

Yanlış eğitim programlarıyla yurt ve insan sevgisinden uzaklaştırıldı,  uyuşturucuya bulaştırıldı, şiddet içerikli dizilerin ve internet programlarının etkisiyle suç makinasına dönüştürüldü, can almayı, okulları basıp arkadaş vurmayı, intihar etmeyi düşünen canavarlar oldu.  

 

Bu gelişimin, ekonomik, sosyal, kültürel, psikolojik, pedagojik vs. yönlerden incelenip önlemler alınıp durdurulması lazım. Bunu yapacak olan kurumların başında iktidar, milli eğitim bakanlığı, sosyal kurumlar, tabi ki aileler geliyor. 

 

Milli eğitim bakanlığın başında dinci, mezhepçi, tarikatçı, partizan, laiklik ve Atatürk düşmanı bir insanın ne işi olur? Bu sorundan kurtulmak için zihniyet değişikliğine gereksinim var. Bunun içinde önce milli eğitimden işe başlamak gerek. Bu gerici zihniyetten kurtulmadan, bu zihniyetteki yöneticiler değişmeden eğitim işini düzeltmek, sorunu çözmek kolay olmayacaktır.  

 

İkinci Sorun Adalettir. 

 

“Türk tipi yönetim biçimi” diyerek Anayasayı halkı kandırarak değiştirdiler, yasamayı, yürütmeyi, hatta yargıyı, cumhurbaşkanı sıfatlı taraflı tek kişinin iradesine verdiler. Ortada işini doğru dürüst yapan ne yasama, ne yürütme, ne yargı ne de bağımsız kurumlar kaldı. Siyasi iktidar neyin yapılmasını istiyorsa, yasa, hukuk, adalet gözetilmeden bu istekler dikkate alınıyor, yasalar, kararlar bu istekler doğrultusunda değiştiriliyor, yenisi çıkarılıyor, uygulandıkça da yurttaş “hak, hukuk, adalet” diye yollara düşüp feveran ediyor. 

 

Bu uygulamanın en somut örnekleri, iktidarın siyasi ve toplumsal muhalefete karşı tutumunda görmek mümkün. 

 

Bilindiği gibi 31 Mart 1924’te yerel seçimler yapıldı, ana muhalefet partisi CHP birinci parti oldu, iktidar partisi AKP ikinci sıraya düştü, MHP kayıplara uğradı, etnikçi DEM gücünü korudu, dinci YRP sıçrama yaptı, birçok parti umduğunu bulamadı. 

 

 Ana Muhalefet Partisi CHP, yerel seçim zaferi sonrası izlediği kararsız, uzlaşmacı tutumun cezasını çekiyor. Dinci, ırkçı, sözde liberal sağcı iktidarların “sözünde durmayacağını, demokratik kurallara uymayacağını” unutarak, uzlaşmacı bir tavra girdi, “erken seçim”  istemeyerek iktidara yol verdi,  bunun sıkıntılarını yaşıyor. 

 

Dinci, sözde liberal AKP iktidarı, toparlanarak saldırıya geçti, idari, siyasi ve hukuki yönden CHP’ye baskı kurdu, ablukaya aldı, belediyeler üzerinden operasyonlar düzenleyerek, yerel yöneticileri adalet bakanlığına bağlı savcılar eliyle “rüşvet, hırsızlık, yolsuzluk, görevi kötüye kullanma” iddialarıyla gözaltına aldırarak, tutuklatarak, haklarında davalar açılarak, yargı yoluyla CHP’nin halk üzerinde oluşturduğu dürüst ve çalışkan imajını silmeye koyuldu.  

 

Ne oldum delisi olan CHP’li kimi yerel yönetimlerin, yersiz, özensiz, hırslı, aymaz tutumları da buna fırsat verdi. 

 

24 yıllık AKP iktidarının Anayasaya uymadığını, yargıyı istedikleri gibi yapılandırdığı, yönlendirdiği, parti kadrolarını ve yandaşlarını HSK eliyle hâkim ve savcı olarak atattığı görmezden gelinerek, yargıya güvenimiz tam denilerek muhalefet meydanlara çıktı, işler hukuka uygun gitmeyince de halka şikâyeti öne aldı. 

 

CHP, hak ve adalet arama derdiyle, yüzü aşkın mitingle toplumu ayağa kaldırdı, ülke sorunlarını, adaletsizlikleri halka anlattı, ancak bir arpa boyu yol alamadı; parti içi sorunlarla, kayyum atamalarıyla uğraşarak, iktidara gelince neler yapacağını anlatamayarak, zaman ve enerji kaybı yaşadı, yaşamaya devam ediyor.    

 

AKP iktidarı ve yandaşları, yaptıklarımızın hesabı sorulmaz inancıyla, iktidar olma gücüyle binmişler bir alamete gidiyorlar kıyamete. Kimsenin yaptığı yanına kar kalmaz, gün gelir “keser döner sap döner ” eden ettiğini bulur, kim olursa olsun yapılanın hesabı mutlaka sorulur deniliyor, bir sonuç da alınmıyor. 

 

Siyasi ve toplumsal muhalefetin işi, AKP’nin iktidardan indirilip mahkeme önüne çıkarılana kadar, yapılanları, sorumluları not etmek, belgelerini toplayıp günü geldiğinde Türk yargısına teslim etmek olmalıdır. 

 

AKP iktidardan inmeden, kurumlara yerleştirilmiş dinci, ırkçı, sözde liberal kadroları temizlenmeden, ülkede huzur ve adalet olamaz. Adaletin gelmesi, kamu kurumlarında suç işleyenlerin, yasa ve hukuk tanımayanların yargılanması demektir. Bu da ancak bağımsız ve tarafsız, demokratik laik cumhuriyete inanmış, Türk devrimine bağlı yargıyla olur.   

 

Üçüncü Sorun AB-D Emperyalizminin Komşu İran’a Saldırısıdır

 

Ülkemizi yakından ilgilendiren en önemli sorunlardan biriside AB-D emperyalizminin vurucu timi, suç çetesi İsrail’le birlikte komşumuz İran’a korsanca saldırısıdır. 

 

Bu saldırıda her ne kadar önde ABD ve vurucu Timi İsrail görülüyorsa da arkalarında başta doğal müttefiki olan İngiltere olmak üzere birçok kapitalist emperyalist ülkelerin olduğu yadsınamaz. 

 

ABD ekonomik, siyasi, teknolojik, dijital gücüne ve desteklediği vurucu timi İsrail’e güvenerek, halkını molla rejimi ile bunaltmış komşumuz İran’a saldırdı. İran, %50 Fars, %40 Türk, %7 Kürt, %3 ‘de diğer halklardan oluşan ulusal (milli) bir devlettir. Tarihi çok eskilere dayanır, Pers İmparatorluğu’nun mirasçısıdır. Yönetimin Mollaların elinde olması bu niteliğini değiştirmez. Türk ulusu, molla rejimine sıcak bakmasa da İran’ın ve halkının yanındadır. 

 

Avrasya denilen bölgede, köklü geleneğe sahip, geçmişte imparatorluklar kurmuş, halen varlığını sürdüren üç ulus devlet vardır: Biri Rusya, biri İran biri de Türkiye’dir. Bu devletler Avrasya’nın bel kemiğidir. Emperyalizm bunlardan birini parçalarsa sıranın ötekine geleceği kuşkusuzdur. Rusya’nın elindeki nükleer gücü, halkı ve ordusu nedeniyle doğrudan savaşmayı göze alamazlar, şimdilik Ukrayna’yı öne sürdüler, Molla yönetimi nedeniyle parçalamaya uygun gördükleri İran’a saldırı başlattılar. 

 

Ummadıkları bir direnişle karşılaştılar. NATO ve akıllı devletler bu işe bulaşmıyor, uzakta duruyor. Rusya ve Çin, ABD’nin niyetini çözmüş,  İran’a pasif (edilgin) destek veriyor. İşin hangi noktaya evirileceği şimdilik kestirilemiyor. 

 

ABD, İran’ı hallederlerse hem İran petrolüne, yer altı ve üstü değerlerine el koyacak, Türki cumhuriyetlerinin bulunduğu Turan bölgesinin (Orta Asya’nın) yolu açılacak, Çin’in gelişmesine engel olunacak, hem de Türkiye’ye müdahale kolaylaşacak diye düşünüyor ve hesap yapıyorlardır. 

 

Türkiye’nin Akdeniz, Ege ve Karadeniz’den NATO Şemsiyesi altında çevrelemesinin, ayrılıkçı hareketin silahlandırılmasının başka bir anlamı yoktur. 

  

AKP iktidarının, iktidarda kalabilmek için, emperyalizmin isteklerini bir bir yerine getirmesine, ayrılıkçı hareketin İran’da yuvalanmasına, Yunanistan’ın Ege’deki adalara el koyup silahlandırmasına, Yunanistan, İsrail ve Kıbrıs Rum yönetiminin ittifak kurmasına, Güney Kıbrıs’ta üs oluşturulmasına sessiz kalması ülkeyi felakete sürüklemek değil midir?  

Bunu herkes görüyor da aymaz iktidar ve Büyük Ortadoğu Projesinin eş başkanı görmüyor mu? Bu iktidardan kurtulmadan bu sorunlar çözülmez, çözülemez. 

Dördüncü Sorun, Kürt Sorunu ve Güvenlik. 

 

AKP iktidara geldiğinden bu yana iç ve dış güvenlik bir türlü sağlanamadı, birçok sığınmacı ülkeye girdi, şehirler köstebek yuvasına döndü, canlı bombalar can aldı, birçok ilin demografik yapısı değişti, her yörede suç çeteleri türedi, uyuşturucu kullanımı ilkokul çocuklarına kadar indi, kadın ve çocuk ölümleri yaygınlaştı, toplumsal çürüme can yakıyor. 

 

Ayrılıkçı hareket iktidarla anlaştı, ırkçı milliyetçi partinin çağrısıyla silah bıraktı, hatta yaktı, pazarlıklar sürüyor. DEM aracılığı ile istediklerine bakılırsa anlaşma olması çok zor görülüyor. 

 

Ayrılıkçı hareket, Türkiye Cumhuriyeti’nin Türkler ve Kürtler tarafından kurulduğunun Anayasaya yazılmasını, Kürtçenin Türkçe yanında resmi ve eğitim dili olmasını, Türk yurttaşlığının Türkiye yurttaşlığına, illerin özerk bölgelere dönüştürülmesini, dışarıya üniter görünmesini, içeride bölge merkezli federal ya da konfedere olunması, bölge meclisleri açılması, kimlik üzerinden mebus seçilmesi, memur alınması gibi birçok istekleri bulunmaktadır. 

 

Anayasanın değiştirilemez ve değiştirilmesi önerilemez maddeleri oldukça bu isteklerin kabul edilmesi mümkün görülmüyor, Türkiye cumhuriyeti içinde ki halkların birlikte kardeşçe yaşamalarından başka yol görülmüyor.   

 

Beşinci Sorun, Üretimsizlik, Yoksulluk, Yolsuzluk ve İşsizlik. 

 

AKP iktidarı döneminde Tarım, Hayvancılık, Sanayi üretimi durdurulmuş, her türlü temel gıdanın alımı dışa bağlanmış, sebze, tahıl, sanayi ürünleri dışarıdan alıma dönüşmüştür. Üretici halk tüketici olmuş, üretimsizlik, yoksulluk, işsizlik alıp başını gitmiş, hırsızlık, yolsuzluk ortalığı sarmıştır. Başta işsizler, köylüler, emekliler olmak üzere halk inim inim inlemektedir. 

 

Bu sorunun çözümü ise halkçı, kamucu kalkınmadır. Bunu yapacak olanda emekten yana olan iktidarlardır. Acilen emperyalizme bağımlı, sözde liberal, dinci iktidarlardan kurtulmak gerekir.    

 

Umutsuzluğa gerek yok, nasıl olsa bir gün seçim sandığı halkın önüne gelecek, halk, kendini bilmez, laik demokratik cumhuriyet düşmanı, emperyalizme bağımlı, dinci, gerici, sözde liberal iktidara dersini verecektir

23 Nisan 2026

                                                                                             Av. Mehdi BEKTAŞ  

Facebook
Twitter
LinkedIn
WhatsApp
Ana Fikir