Erdoğan Sonrasında Laik Düzene Geçiş Mümkün Mü?—Serkan Yaman

2013 geldi geçti. 11 yıl geldi geçti. Bu döneme mahkûm kalmak yerine

geç de olsa bir Rönesans dönemine geçmek paklar bizi!  Umarım bu sözüm önümüzdeki yıllar için bir teselli olarak kalmaz.   

ERDOĞAN SONRASINDA LAİK DÜZENE GEÇİŞ MÜMKÜN MÜ?—SERKAN YAMAN
1
“İzmir’in Bornova ilçesindeki 80 yıllık Suphi Koyuncuoğlu Anadolu Lisesi’nin yemekhanesine mescit açılmasına karşı okul önünde eylem yapan veliler uygulamaya son verilmesini istediler. Veliler adına konuşan Okul Aile Birliği Başkanı Aytekin Keskin, mescit açılması konusunda öğrencilerin ve velilerin görüşünün alınmadığını dile getirerek,  ‘ Çocuklarımızı dini yönden baskı altına alacak bu uygulamaya karşı çıkıyor, okulda mescide hayır diyoruz’ dedi.” ( Birgün Gazetesi, 4 Ocak 2014, 3. Sayfa haberi)

Bir gazete haberi. Böyle haberleri ve çatışmaları duyuyoruz, basından takip ediyoruz.  4+4+4 eğitim sistemiyle sayıları giderek artmakta bu olayların. Amaç siyasi iktidar tarafından biat kültürüne sahip nesiller yetiştirmek; 25 yıl sonrasını hedeflemek; hedeflerken de salam dilimi politikası gütmektir. İnce ince… Etrafı fazla ürkütmeden, tepkiyi üzerlerine fazla çekmeden!  Özcesi, durum ciddi.  Bu politika Erdoğan sonrasında da yürürlükte kalacak mı sorusunun cevabı ise yerine kimin geleceği sorusuna bağlıdır, derim.

Üzülmeyin Aytekin Keskin.  Çocuklarınız emin ellerde olup, çeyrek asır sonrasında bürokrasinin belirli noktalarında, bu eğitim sistemiyle, bu terbiyeyle egemenlere hizmet vereceklerdir.  O egemenleri ise tahmin etmek zor değil. Onlara da elbette daha üstleri ( ! ) tarafından yap-yapma denecek! Bu çok genç nesil,  cumhuriyetin kazanımlarını ilerde hatırlayacak mı merak ediyorum doğrusu.

GÜNÜMÜZ ANAYASASINDA LAİKLİKLE İLGİLİ HÜKÜM VARDIR AMA GEÇERSİZ KILINMIŞTIR!
TC Anayasası Cumhuriyetin nitelikleri başlıklı 2. Madde: TC… demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.
Böyle diyor Anayasa’nın 2. Maddesi.  Ayrıca,  md.24 ve 136.

ASIL KONUYA GELMEDEN DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI ÜZERİNE BİR ÇİFT SÖZ
Aziz Nesin bir yazısında bu kurumun hatırlayabildiğim kadarıyla gerekliliğini şu ifadeleriyle savunmuştu:
 İslam dini total bir ideolojiye sahipti ona göre…  Bu bütünlüklü ideoloji yaşamın her aşamasını düzenliyordu. El nasıl yıkanılırdan devlet işlerine, eşimize nasıl yanaşmayacağımıza dek… Onun görüşüne göre; bizde Batı’daki gibi bir ruhban sınıfı da olmadığından bu kurum düzenleyici olarak gerekmekteydi. Tabii kurumun bütçeden böyle büyük pay alması değildi herhalde kastettiği. Sünni kesimin sözcülüğüne de soyunmamalıydı bu kurum ayrıca.  
Lağvedilmelidir diyeni de vardı. Başta Aleviler olmak üzere sayıca büyük bir kesim. “Ancak Diyanet İşleri Başkanlığı’nın lağvedilmesiyle onlarca hatta yüzlerce benzer yapıların oluşabileceği de göz ardı edilmemelidir”  diyeni de var.(İştar Gözaydın, Yeni Yüzyıl Kitaplığı, Dizi:19, s.70)

“Kemalist Türkiye’de dini faaliyetler hâlâ devletin gözetiminde; devlet başkanı veya başbakanlar fetva almak ihtiyacını duymuyorlar, ancak devletin maaşlı memuru olan ve hükümet tarafından atanan Diyanet İşleri Bakanı, ihtiyaç duyulduğu takdirde, arzularına uymak üzere hazır bekliyor. Sistem, laikliğe değil daha çok ‘teokrasi’ tanımına uyuyor.” (Fehmi Koru, Yeni Yüzyıl Kitaplığı, Dizi:5, s.74)

2014’te ‘bir yeri oluştururken önce cami sonra yerleşim birimi’ uygulamasından yana olmayan laik yöneticilere şunu söylemek isterim: Ülkemiz 10 yıl öncesinin Türkiye’si olmasın artık. Önce insanca yerleşim koşulları ve bunun içinde havraysa havra, ibadethane olarak cemeviyse cemevi,  ibadethane olarak cami, ibadethane olarak kilise…( Belli mi olur, oportünistçe davranabilirler).

BEYİNLERDEKİ ÖRTÜ
Eskiden laiklik için ‘güvencesi benim’  diyen bir ordu vardı. İrticai tehlikeden bahsederdi. Ordunun bu özelliği alınan havasıyla birlikte silindi gitti.

Laikliğin teminatı yine toplumun kendisi olmalıdır.  Bunun mücadelesi sırasında beyinlerdeki örtünün kalktığını da göreceğiz.  “Soyut laiklik ilkesi yoktur; ancak insanların dünya yaşamlarıyla din inançlarının etki derecesi arasındaki ilişkilerin yarattığı sorunların çeşitlilikleri vardır” diyordu ya Niyazi Berkes, Türkiye’de Çağdaşlaşma adlı eserinde ( s.538 ). Bunu yaşadıkça daha iyi anlayacağız.

Laiklik düşüncesi ortaçağ karanlığını özleyenlerin düşüncesine taş koyacaktır. Bu yüzden bu gibi konularda ideolojik mücadele vermemiz bile işlerine gelmez. Bahriye Üçok, Muammer Aksoy, Turan Dursun niye öldürüldü? Laiklik biati değil, aydınlanmayı aşılar. Demokrasinin ise olmazsa olmazıdır.

Bir gazete kupürü ile başladık yazmaya,  haberin devamını getirelim: “Okul Mezunları Derneği Sözcüsü Atlan Altın İse, önce fen lisesi, sonra imam hatip ardından mescit ile binalarının işgal edildiğini belirterek, bunun kendilerini üzdüğünü söyledi. Eğitim Sen 4 No’lu Şube Yönetimi Başkanı İsmail Akyol da, 4+4+4 sistemiyle başlayan dinci eğitime karşı mücadelelerini sürdüreceklerini ve sürecin takipçisi olacaklarını kaydetti. Suphi Koyuncuoğlu Anadolu Lisesi öğrencilerinin de katıldığı eyleme Bornova Hayrettin Duran Lisesi öğrencileri de destek verdi.”  ( Gülsen Candemir / İzmir )

Sağda solda bu tip olay ve eylemler oluyor ama bütünlüklü ve fikri takipçi bir muhalefet yok.

Erdoğan sonrası yeni rejim de laikliğe geçiş söz konusu olabilecek mi; bir de ona bakalım.

2
2023’ÜN TÜRKİYESİ’NE DAHA VAR!

Aslına bakarsanız, buna uygun cevabı Mısır örneğinden yola çıkarak arayalım derim. Mursi’nin dönemine hayrandı Erdoğan. Mursi gitti, Erdoğan bitti! Bitti ki ne bitti, ta o zamandan beri bitti. Kimin nezdinde? Başta ABD olmak üzere, Arap ülkeleri ve Batılı ülkeler nezdinde.

Yeşil Kuşak Doktrin’iydi, BOP’tu derken geldik bugünlere… “ Suriye’de yaşanan olaylar ve geldiği durum bunun kanıtıdır. Müslüman Kardeşler’in bu ülkede iktidara geleceğini hesaplayarak politika yürüten Ankara’nın şimdi geldiği duruma bakın. Müslüman  Kardeşler iktidara gelmedi,  Mursi iktidardan düştü… Ankara yalnız, tek başına ve çaresiz. Böyle bir Ankara’nın Başbakan Erdoğan’ın moralini bozacağı kesindir. Morali bozuk bir Başbakan içte de kendi plan ve projelerini uygulayamaz bir duruma düşebilir. Örneğin başkanlık sistemi konusunda. Örneğin İkinci Yavuz Sultan olma konusunda!” ( Hüsnü Mahalli, 4 Ağustos 2013, Yurt Gazetesi, sayfa 9 )

Bölgede Mursi’siz AKP’nin eli kolu bağlıdır. Hareket alanı yok denecek kadar azdır. Mısır’da diktatör Mursi’nin yerine ordu gelmişti; Türkiye’de ise Erdoğan’ın yerine kim gelecek;  geldiğinde laikliğe nasıl bakacak?

SONUÇTA…
2013 geldi geçti. 11 yıl geldi geçti. Bu döneme mahkûm kalmak yerine geç de olsa bir Rönesans dönemine geçmek paklar bizi!  Umarım bu sözüm önümüzdeki yıllar için bir teselli olarak kalmaz.   

Serkan Yaman

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!