31 Mart 2019 Yerel Seçimini Kim Kazandı? -Av. Mehdi Bektaş

            Seçim sonuçlandıktan sonra seçim üzerine bir değerlendirme yazısı düşünüyordum, itirazları ve özellikle İstanbul’un sonucunu bekliyordum, ancak geçersiz oyların sayım işi uzayınca, “Cumhur İttifakı” İstanbul belediyesi yönetimini “Millet İttifakı”na devretmemek için ayak direyince bu yazıyı yazmaya karar verdim.

          Bilindiği gibi 1.Nisan’dan bu yana halk “seçimi kim kazandı” sorunun cevabını arıyor. Sorunun cevabı aslında çok net ve basit, “Millet İttifakı” kazandı “Cumhur İttifakı” kaybetti. Seçimi kaybedenlerin çirkeflikleri yüzünden gerçeği görmek biraz gecikiyor, ama ne yaparlarsa yapsınlar fiilen de, hukuken de, vicdanen de seçimi kaybettikleri çok açık, bu yüzlerinden okunuyor.

 

            Aslında, yansızlığını bağımsızlığını yitirmiş, dinci ırkçı iktidarın noteri haline gelmiş, partizanlaşmış YSK’nın, yasaları yok sayan kararları, yansız olacağım diye yemin edip iktidarı tutup muhalefete çatan, hem devletin, hem hükümetin hem de iktidarın başı olan, laik demokratik cumhuriyetin hukuk düzenini ve kurallarını tanımayan Reisin, devletin, kamu kuruluşunun, belediyelerin, yandaş özel sektörün, besleme görsel ve yazılı basının (medya) tüm olanaklarını sınırsız ve fütursuz kullanarak, mühürsüz zarflarla seçim kazanmayı, balkondan kasılarak zafer nutku atmaya alışmışlardı.

 

“Cumhur İttifakı” adıyla ortaklaşa girdikleri bu seçimde durum pek böyle olmadı. İstanbul’da oy sayımı sürse de, seçim öncesi yönetimlerinde olan İstanbul’da, Ankara’da, Antalya’da, Adana’da, Mersin’de, Bolu’da, Kırşehir’de, Artvin’de seçimi kaybettiler, buraları “Millet İttifakı”na kaptırdılar.

 

 Reisin, Türkiye genelinde en çok belediye başkanlığını “Cumhur İttifakı” kazandı, “Cumhur İttifakının oy oranı %51,64” demesinin hiçbir kıymeti yok, elleri, ayakları, dilleri birbirine dolaştı, içleri kan ağlıyor. Ülkenin en büyük sanayi, ticaret, turizm merkezleri ellerinden gitmiş, Bursa, Kayseri, Konya, Gaziantep, Balıkesir’den başka katma değer üreten pek il kalmamış. Diğer iller kendi yağı ile zor idare ediyor. Üretim olmadan, katma değer elde etmeden, halkı memnun etmek, din, iman sömürüsüyle ülkeyi yönetmek, iktidarda kalmak öyle pek de kolay değil. 25 yıldır idare ediyorlardı, işin sonuna geldiler, “Hazine tam takır kuru bakır…”, “Kandilin yağı tükendi…”. O nedenle İstanbul’u elde tutmak için verdikleri mücadele göz yaşartıyor. Her türlü çirkefi deneyerek İstanbul’u elde tutmak tek dertleri oldu. İstanbul gibi yaşam kaynakları, elden giderse ölmezlerse de can çekişirler. Bunun farkındalar, onun için iktidar olma gücüyle yasa dışı yolara başvurmaları sürpriz olmaz. Bakarmısınız iktidar olanaklarıyla her türlü seçim hilesini yapmaları mümkünken, utanmazca, bu olanaktan yoksun “Millet İttifakını” suçluyorlar,  itiraz üzerine itiraz yapıyorlar, İstanbul seçimini Anayasa’ya aykırı biçimde görev sürelerini uzattıkları YSK eliyle iptal ettirmeye çalışıyorlar, ciddi kanıt elde etme adına güvenlik güçlerini harekete geçirerek yasaya aykırı biçimde yurttaşa baskı kurmaya, sahte seçmen yaratmaya uğraşıyorlar.

 

Çabaları boşunadır, seçmenin hangi ilçede oy kullandığının bir önemi de yoktur, önemli olan oy kullananın seçmen olup olmadığı, mükerrer oy kullanıp kullanmadığıdır. Kaldı ki büyükşehir belediye başkanını seçmek için seçmenin oy kullandığı ilçede oturup oturmamasının da bir önemi yoktur, çünkü il içinde nerede oyunu kullanırsa kullansın tercih ettiği adaya oy vereceği kuşkusuzdur. Bu durum, ilçe belediye başkanlığı ile belediye meclisi üyeliği seçimi açısından önemli olabilir, ancak İstanbul’daki tartışma ilçe belediye başkanı ve belediye meclisi için değil doğrudan doğruya büyükşehir belediye başkanlığı üzerinedir, o nedenle de bir önemi yoktur.

 

Yurttaşımız ayıkmış, din bezirgânlarının hilelerine kanmıyor, sandıkları koruyarak oyuna sahip çıkarak, tahrip edilen laik ve demokratik cumhuriyeti ve ilkelerini ayakta tutmaya çalışıyor, bu daha başlangıç, kuşkusuz devamı gelecektir diyor…

 

Bu seçimle, iktidarın beslenme kaynakları ellerinden gitmekle kalmadı, aynı zamanda belediye kaynaklarından beslenen tarikatların, cemaatlerin, tacizci vakıfların, çalışmadan ücret alan bankamatik işçi ve memurların, basın yoluyla yurttaşa ve muhalefete baskı kurarak iktidar partisi tetikçiliği yapan yandaş yazar, çizer takımının, şarkıcı, türkücü, sinemacı, sporcu müsvettelerinin işi bozuldu, avantaları bitti.

 

Şimdi ne yaparlar bilemiyorum, muhtemel ki CHP’liden daha CHP’li, İyi Partiliden daha İyi Partili olurlar, çünkü tiyniyetlerinde bu vardır, yağlı kuyruk kapmasını pekiyi bilirler, bunlara bu fırsatı vermemek lazım…

 

Ne olursa olsun, iyi bir seçim oldu. Cumhuriyeti, kurucularını küçümseyenler, kazanımlarını haraç mezat satanlar, Harun gibi gelip kamu malını çalıp çırparak Karun olanlar, “Küçük dağları ben yarattım” havasında turlayanlar,  “Ben Neymişim Be Abi ” bayağılıyla kibirden boy atanlar, milletten boyunun ölçüsünü aldılar. Bundan sonra ya akıllarını başlarına devşirip ülkeye millete yararlı insan olurlar ya da sonlarını hızlandırarak tarihin çöplüğünde müstesna yerlerini alırlar.

 

Teşekkürler yürekli yurtsever aydınlık yüzlü insanlarımıza,

Teşekkürler her türlü baskıya şantaja karşı görevini yapanlara,

Teşekkürler yenilmez sananları yenerek bize gurur yaşatanlara,

Teşekkürler ürkek ve karamsar ruhları aydınlatanlara.

 

 

 

 

 

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!