ABD Dışişleri Sözcüsü Nuland’dan ilginç açıklama

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Victoria Nuland, Türkiye-Suriye sınırında güvenlik desteği konusunda Türkiye’den bir talep almadıklarını ancak böyle bir talep gelmesi durumunda, ikili yoldan ya da NATO yoluyla ellerinden geleni yapabileceklerini söyledi.

Nuland, günlük basın brifinginde, Cilvegözü Sınır Kapısı’ndaki patlamayla ilgili olarak, ”ABD, bu sınırın güvenliğini sağlama çabasına yardım edecek bir pozisyonda mı?” yönündeki bir soruyu yanıtladı.

Sözcü Nuland, ”Bildiğim kadarıyla, müttefikimiz Türkiye’den sınırda güvenlik desteği için bir talep almadık. Ancak elbette, böyle bir talep olursa, ikili yoldan ya da NATO yoluyla, elimizden geleni yapmak isteriz. Ancak bildiğim kadarıyla, bir talep almış değiliz” dedi.

Nuland, ”Cilvegözü Sınır Kapısı’ndaki patlamayla ilgili olarak Türk Hükümeti’nden yeni bilgiler edindiniz mi? Esed rejiminin şimdi muhalefet liderlerini hedef almasından kaygılı mısınız?” soruları üzerine de şunları kaydetti:

”Bende şu anki bilgiler can kayıpları ve yaralılarla ilgili. Türk tarafından anladığımıza göre, 12 ölü ve 28 yaralı var. Türk Hükümeti soruşturmaya devam ediyor. Dün dediğim gibi, barış içindeki bir sınır kapısında dün gördüğümüz türden şiddetin hiçbir haklı gerekçesi yoktur. Sorumluluk üstlenme konusunda teyitte bulunabilecek bir pozisyonda değiliz şu anda.

Bununla birlikte, ister bu olay isterse Suriye içinde gördüğümüz toplu şiddet vakaları olsun, Esed rejiminin muhalefet liderlerini hedef almaya çabaladığı çok açık.”

 

Suriye Enformasyon Bakanlığı yetkilisi Cilvegözü’ndeki patlamayı değerlendirdi.

Enformasyon Bakanı Yardımcısı Halif el-Muftah, “Bölge kimin kontrolü altındaysa ona bakmak gerekir” dedi.

Dün Cilvegözü sınır kapısında yaşanan ve 14 kişinin yaşamını yitirdiği patlama ile ilgili Suriye’den bir açıklama geldi. Şam’da Türkiye’den bir grup gazeteciyle buluşan Suriye Enformasyon Bakanı Yardımcısı Halif el-Muftah, Reyhanlı’daki patlama ile ilgili olarak patlamanın olduğu yere bakmak gerektiğini söyledi. Patlamanın park halindeki bir otomobilde olduğunun anlaşıldığını hatırlatan El Müfta “Bazı olaylar fazla açıklamayı gerektirmez. Eğer Reyhanlı bölgesi silahlı grupların kontrolünde ise onlara bakmak gerekir. Bu olay Suriye devletinin kontrolünde olan bir yerde mi yaşandı, yoksa Türkiye sınırları içerisinde ya da silahlı grupların kontrolü altında olan bir bölgede mi? Olayın cereyan ettiği mekan eylemin kendini teşhir eder” diye konuştu.

‘İsrail Filistin’i yerle bir ederken haber yapılmıyor’

soL, Birgün, Yurt ve Cumhuriyet temsilcileriyle buluşan El Müfta bu eylemin birinci hedefinin Türkiye – Suriye ilişkilerinin çok daha gergin hale getirilmesi olabileceğini söyledi. “Belki ölenler arasında Türk vatandaşları da olabilir. Bu meseleyi birileri ilişkileri daha da problemli hale getirmek için istismar edecektir” diyen Müfta Türkiye’nin Suriye’ye yönelik tavrında bir yumuşama olduğunu düşünüp bunu sabote etmek isteyenler olabileceğini söyledi. Suudi Arabistan’ın El Hayat gazetesini örnek göstererek “İsrail dün Filistin’de onlarca yerleşim birimini yerle bir etti, bu haber yapılmıyor ama ‘Ulusal Meclis liderlerini öldürmek istediler’ diye başlık atıp Reyhanlı’daki olayı Suriye’yi suçlayarak anlatıyorlar” dedi.

‘Kim Suriye’yi suçluyorsa ona bakılmalıdır’

Batı basınının “Suriye’nin yüzde 80’i muhaliflerin kontrolü altında” edebiyatı yapmayı sevdiğini ama silahlı grupların hakim olduğu bir bölgede gerçekleşen patlama olduğunda akıllarına bu grupların nedense gelmediğini vurgulayan El Müfta, “bu tür yorumları kimler yapıyorsa, kimler Suriye’de bir diyalog ortamı yaratılmaya başlandığı sırada Suriye devletine bu tür saldırıları yakıştırıyorsa eylemin gerisinde de onlar aranmalıdır” diye konuştu.

(soL-Haber Merkezi)

***

Can Ataklı–  Vatan Gazetesi

13.02.2013

E-Posta: catakli@gazetevatan.com  

Hatay’ın Reyhanlı ilçesindeki Suriye ile sınır kapısı olan Cilvegözü’nde patlayan bomba 14 kişinin hayatını aldı, 40 kişi de yaralandı… O andan itibaren “bombayı kim koydu, Esad’ın işi mi, hangi gizli güçler, Türkiye savaşa mı çekilmek isteniyor?” türü soruların peşine düştük.

Bunlar önemli değil mi? Elbette önemli, ama asıl sorun bu soruların cevabı değil ki!

Türkiye’nin yanlış Suriye politikası sonucu kaçınılmaz hâle gelen bir sonucun ilk belirtileri bunlar.

Siz komşu bir ülkedeki iç çatışmalarda açıkça taraf olur, devlet karşıtı güçlerin başta silahlanma olmak üzere her türlü lojistik ihtiyacını karşılarsanız, bu tür saldırılara da hedef olursunuz.

Ancak şunu da hemen belirteyim ki, bizim iktidarın ve yandaşlarının kıvranarak da olsa “Bu iş El Muhaberat’ın işi” diye göstermek istemesine “şimdilik” katılamıyorum.

Esad bir diktatör olabilir, ülkesinde kan ve zulüm kasırgaları da estirebilir, ama bu onun akılsız olduğu anlamına gelmez. Suriye Devlet başkanı için şu anda yapılacak en akılsızca iş Türkiye’ye yönelik bir eylemdir. Çünkü Türkiye’ye yönelik bir eylem, sadece Türkiye’ye değil, bağlı olduğu NATO’ya da yönelik bir eylem olur.

Amerika ve NATO Suriye’ye müdahale için bahane arıyor, bulamıyor. Oysa Türkiye’ye yönelik saldırılar, müdahaleyi meşru hâle getirir ki, bu herhalde Esad’ın en son isteyeceği şeydir. Rusya ve Çin’in arkasında olması fark etmez. Çünkü bu ülkeler de, sıcak bir çatışma değil kanlı olayları Suriye sınırları içinde tutarak zaman kazanmak ve karşı güçleri caydırmak istiyorlar.

NATO ve Batı ittifakı Rusya ve Çin faktörü nedeniyle Suriye’ye müdahalede çekimser kalabilir ama aynı şekilde Rusya ve Çin de bu tür bir müdahalenin hesaplanamayacak sonuçlarına katlanmayı göze alamazlar.

Bakın, tam tersi bana göre daha mümkün. Esad’ın kışkırtması olmaktan çok, Batı ittifakının, böyle bir olayı sanki Suriye Türkiye’ye yönelik eylem yapıyormuş gibi göstermeye kalkması ve müdahale için ön şartları oluşturmaya kalkışması daha mantıklı. Elbette bunun da doğru olduğunu gösterecek kanıtlar yok elimizde. Ama şunu söylemek istiyorum, Orta Doğu gibi her türlü ahlaksızlığın, düzenbazlığın, vicdansızlığın adeta hak görüldüğü bir ortamda senaryo yazmak o kadar da zor değildir.

Aradan iki gün geçti bu bomba patladı

Cumartesi günü CHP Gaziantep Milletvekili Dr. Mehmet Şeker’in soru önergesini yazmıştım. Şeker Gaziantep ve Hatay’da evde bomba yaparken meydana gelen patlamalar sonunda yaralanan Suriyelilerle ilgili ne yapıldığını soruyordu.

Medyada çok yankı bulmuyor ama güney illerimizde çok sayıda Suriyeli kampların dışında kiraladıkları evlerde oturuyorlar. Bunların bir bölümünün muhalefetin militanları olduğu, evleri silah ve mühimmat deposu hâline getirdikleri biliniyor. Buralarda imal edilen bombaların Suriye’ye götürüldüğü ve patlatıldığı da biliniyor.

Kısacası Suriye sınırımız kevgir gibi. Suriye muhalefeti Türkiye’nin desteği sayesinde dilediği gibi davranabiliyor.

Türkiye’ye 10 binin üzerinde Taliban ve El Kaide militanı girdiği haberi de resmen yalanlanmadı. Bu durumda biri “O bombalı araç Suriye’ye gönderildi, ancak militanlar patlatmayı başaramadılar, bir gün sonra tekrar gitmek üzere aracı park ettiler, ama bomba patladı” dese “olmaz öyle şey” diyebilecek miyiz?

 

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!