AKP Döneminde Dış Borç Arttı

14 Mayıs 2013 tarihinde AKP iktidarı büyük bir övünçle IMF’ye olan

borcun kendi dönemlerinde bitirildiğini anlı-şanlı medyaları kanalıyla ilan etti. Hep yaptıkları gibi işlerine gelen bu gelişmeyi de sonuna kadar sömüren açıklamalar, programlar yaptılar. Ama işlerine gelmeyen gerçekleri yine görmezden gelerek ne kadar tek yanlı ve taraflı olduklarını bir kez daha gösterdiler.

AKP iktidarı döneminde patlayan dış borcu görmeden IMF’ye olan borcun bitirildiğini ilan etmenin ne anlamı olabilir.

AKP’nin iktidar olduğu 2002’de 129.6 milyar dolar olan Türkiye’nin toplam dış borcunun 2012 sonu itibariyle 336.9 milyar dolara çıkmış olmasının bu iktidar mensuplarınca ve propagandacılarınca hiç mi anlamı yok?

AKP’nin iktidarda olduğu son on yılın Türkiye tarihinin en çok borçlandığı on yıl olması hiç mi bir şey ifade etmiyor?

IMF’ye olan borç 14 Mayıs 2013’de bitti. Ama AKP iktidarı döneminde Türkiye’nin dış borcu sürekli artış gösterdi.

2002’de 129.6 milyar dolar,

2003’te 144 milyar dolar,

2011’de 304 milyar dolara çıkıyor.

2012’nin sonunda ise 336.9 milyar dolara ulaşıyor Türkiye’nin dış borcu.

2002-2012 döneminde özel sektörün dış borcu yüzde 425 artarak rekor kırıyor. Bu dönemde özel sektörün dış borcu 43.1 milyar dolardan 226 milyar dolara yükseliyor.

Kamunun 2002 yılında 155.2 milyar TL olan iç borç stoku, net 253 milyar TL büyüyerek 2012 sonunda 408.3 milyar liraya yükseldi.

2012 sonu itibariyle kamunun toplam 563 milyar TL’lik iç ve dış borcu ile özel sektörün 226 milyar dolarlık dış borcu birlikte düşünüldüğünde Türkiye’nin toplam borç yükü, 1 trilyon TL’ye yaklaşmaktadır.

Tüketici kredileri ve bireysel kredi kartları ile yapılan borçlanma 2002-2012 döneminde 38 kat büyüyerek 6.4 milyar TL’den 255 milyar TL’ye yükselmiştir.

Prof. Dr. Erinç Yeldan bu gelişme hakkında şöyle diyor: “Türkiye Cumhuriyet tarihinde hiç olmadığı kadar daha bağımlı, kendi özel dinamiklerini kaybetmiş, bir ucuz ithalat, ucuz işgücü cennetine döndürülmüş durumda. AKP hükümeti de kendisinden evvel gelen diğerleri gibi IMF programını harfiyen izlemekten çekinmiyor. İkinci olarak Türkiye en yüksek dış borçlanmasını son on yılda gerçekleştirdi. Türkiye diğer bütün ülkeler gibi IMF’den değil, doğrudan doğruya piyasalardan dış borçlanma yoluna gidiyor.” (Cumhuriyet Portal, 14.05.2013)

Emperyalizmin neoliberal politikalarının dünya ve özellikle de geri bıraktırılmış ülkelerdeki etkinliği arttıkça IMF gibi emperyalizmin denetim ve kontrol kuruluşlarına olan ihtiyacı azalmaktadır. Günümüzde IMF’nin işini uluslar arası büyük tekellerin ve bankaların üstlendiği görülmektedir. Krizin çarptığı ve yarı-sömürge ülkelere, bu ülkelerdeki özel sektöre artık borç verme işini bu uluslar arası büyük holdingler yaparak IMF gibi kuruluşlar devre dışı bırakılmaktadır. Entegrasyon arttıkça, emperyalizm dünyanın her karış toprağına egemen oldukça sistemin kontrolü en büyük tekellere geçmektedir ve IMF gibi kuruluşların yerini neoliberal politikaların gerçek sahipleri almaktadır.

Devletin ekonomiye daha fazla müdahil olduğu ithal ikameci dönemde dışarıya yapılan borçlanmalar ağırlıklı olarak devlet ile IMF arasında gerçekleşiyordu.

Günümüzde devletin ekonomi üzerindeki planlayıcı, müdahil olma rolü azaltıldığı, kamu kuruluşlarının (sanayi ve hizmet) özelleştirilmesi ile birlikte yabacı sermaye ve yerli ortaklarının ekonomide önemli bir ağırlık kazandığı açıktır. Ekonomide etkinliği giderek artan bu özel sermaye kesimlerinin döviz ihtiyacını karşılamak için ihtiyaç duydukları dış borçlanmayı İMF ile değil yabancı bankalar ve mali kuruluşlar aracılığıyla karşıladıkları bilinen bir gerçek. Bu bakımdan özel sektörün yurtdışı borcu hızla artarken, devletin dış borcunun özel sektör kadar artmaması bir başarıyı göstermez. Bu gelişme değişen ekonomik modelin kaçınılmaz bir sonucudur. Hükümetin başarısı ile bir alakası yoktur.

***

Hükümetin yere göğe sığdıramadığı bu neoliberal politikanın geçmişi Özal dönemine kadar uzanır. 12 Eylül darbesinin altında bu emperyalist politikanın yattığını herkes bilir.

24 Ocak 1980 ekonomik kararlarıyla İthal İkameci Sanayileşme Modeli terk edilerek İhracata Dayalı Sanayileşme Modeli’ne geçilmesiyle birlikte dış borçla birlikte dış ticaret açığı sürekli büyümüş ve böylece ülkenin emperyalist sisteme daha da bağımlı hale gelmesi sağlanmıştır. Yıllara göre Türkiye’nin dış ticaret açığı incelenince bu bağımlılık ilişkisi açıkça görülmektedir.

***

Yukarıda belirtildiği gibi Türkiye’nin toplam iç ve dış borcunu 1 trilyona yaklaştıran AKP hep yaptığı gibi halka yine gerçeği söylememektedir. İşine geleni milletin gözüne sokmaya çalışırken asıl can alıcı olan bilgileri, olguları gizlemeyi alışkanlık haline getirmiştir. AKP iktidarında dış borç azalmamış aksine artmıştır. Kimse halkı kandırmaya kalkışmasın!

 

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!