Demokratların Birliği İçin… Mehmet Uysal

Editörün Notu: Yazarımız Memet Uysal’ın aşağıda okuyacağınız yazısı

yeni bir tartışmaya altlık oluşturacak mahiyettedir. Bu tartışmaya katılarak düşüncelerinizi iletirseniz seviniriz.

DEMOKRATLARIN BİRLİĞİ İÇİN…

1. Dünyada Demokrasi Sorunu Var

İnsanlar arası bağımlılık ilişkilerinin, buna bağlı olarak sömürünün ortadan kalktığı, bilim ve teknolojinin doludizgin geliştiği, doludizgin gelişen teknolojinin hayata geçirilmesiyle gelirin alabildiğine arttığı, artan gelirin adil bölüşüldüğü, böylece refahın arttığı, bağımlılık ilişkilerinin ortadan kalkmasıyla, çatışmaların, savaşların, açlığın, yoksulluğun ve diğer bütün müsibetliklerin sona ererek, bunların yerini bilgi, yetenek ve deneyim yarışına dayanan kardeşçe rekabetin aldığı, böylece insan ilişkilerine barış ve dostluğun egemen olduğu,  içinde  bilgi, sevgi ve  aşk ile yaşanan bir toplum, bütün demokrat insanların idealidir. Ancak dünya bu idealden henüz çok uzaklardadır.

Dünyada giderek derinleşen bir gelir dağılımı adaletsizliği, bunun sonucu olarak sürekli artan  bir yoksulluk ve insanlığın yüz karası açlık var. Bunun yanında, gelir dağılımı adaletsizliğini daha da derinleştirmek için savaşlar, siyasi kargaşalar çıkarılıyor. İlaveten, küresel liberal siyasi-ekonomik “yeni dünya düzeni”, birbirini aratan peş peşe krizlerle temelinden sarsılıyor, insanlar servetlerini, işlerini kaybediyor. 2008’de patlak veren, artçı sarsıntılar halinde devam eden, “piyasaya iman”ı yerle bir eden, öncekilerle kıyaslanamayacak büyüklükteki ekonomik krizin, hangi derinliklere nüfuz edip, toplumsal dokularda ne kadar tahribat yaptığını, merkez bankalarınca onca nakit pompalanmasına rağmen bu krizle ne kadar baş edilebildiğini, daha ne kadar sürebileceğini henüz bilen yok. Öte yandan, Çin, Hindistan vb “ucuz işgücü cennetleri”nde insanlar sefalet ücretleri ile çalıştırılırken, bu durum birleşik kaplar etkisiyle, başta Avrupa olmak üzere, “sosyal devlet”in zayıflamasına, tüm dünyada işçi ücretlerinin düşmesine, böylece yoksulluluğun yayılmasına neden oluyor. Birleşmiş  Milletler tarafından Eylül 2010’da yayınlanan “Yoksulluğu Yeniden Düşünmek; 2010’da Dünyanın Sosyal Durumu” başlıklı rapora göre, dünyada 1.5 milyarın üzerinde insan günde 1.25 dolarla ve 3 milyardan fazla insan günlük 2.5 dolarla geçinmek zorunda. Her on kişiden 8’i ise günlük 10 doların altında bir parayla geçimini sağlıyor. Gözlerimizin önündeki; “göbekleri davul gibi şişmiş, bacakları çöp gibi ipince kalmış, kocaman gözlü aç çocuklar”ile simgeleşen insanlığın yüz karası bu manzara, yüreğinde insan sevgisi olan herkesin içini burkup, vicdanlarını sızlatıyor.

Gelir dağılımı adaleti ile demokrasi arasında yakın bir ilişki vardır. Tüm insanların “bağımsız ve eşit bireyler”olarak kamu yönetimine katıldığı demokratik ülkelerde, gelirin daha adil dağıldığını, demokratikleşme düzeyi yükseldikçe gelir dağılımının daha adil hale geldiğini, demokrasi düzeyi düşük, yani insanlar arası eşitsizlik ilişkilerinin yaygın olduğu ülkelerde ise gelir dağılımının adaletsiz olduğunu görüyoruz. Ülkeler bazında gelir dağılımı ile demokrasi arasında yakın bir ilişki olması, aynı ilişkinin dünya bazında da bulunduğunu gösterir. Eğer dünya demokratik olsaydı, tüm insanlar kamu yönetimine “bağımsız ve eşit bireyler” olarak katılır ve bunun sonucu olarak gelir dağılımı hakça olurdu. Ancak, dünyada giderek derinleşen bir gelir dağılımı adaletsizliği var olduğuna, gelir dağılımı adaleti ile demokratikleşme arasında yakın bir ilişki olduğuna göre, dünyada bir “demokrasi sorunu” vardır, dünya anti-demokratiktir demektir.

Tam bu noktada, “Dünya siyasi ve hukuki olarak ulus-toplum/devletler halinde yapılanmış olduğuna göre, gelir dağılımı adaletsizliği ve demokrasi ilişkisi ya da ‘demokrasi sorunu’ neden ulus toplumlar bazında değil de dünya bazında ele alınıyor?” ya da “Neden ‘demokratik uluslar’ değil de ‘demokratik dünya’” biçiminde sorular sorulabilir.

 2. Demokrasi Sorunu Ulus Toplumların Ötesinde Küresel Boyuttadır

Gelir dağılımı adaleti ve demokrasi ilişkisini dünya bazında ele almamızın nedeni, dünya, siyasi ve hukuki olarak ulus-devlet halinde yapılanmış olmakla birlikte, 1980’li yıllardan itibaren hızla ilerleyen küreselleşme sürecinin sonucu olarak, dünya ekonomisinin adeta tek bir organizma gibi hareket eder duruma gelmiş olmasıdır. Küreselleşme süreci, esas olarak, 1980’li yıllarda ABD Hazine Bakanlığı, IMF ve Dünya Bankası arasındaki “Washington Uzlaşması” ilkeleri çerçevesinde gelişmiştir. Washington Uzlaşması’nın belli başlı ilkeleri şunlardır: dış ticaret ve kambiyo rejimlerinin liberalleştirilmesi, sermaye hareketlerinin liberalleştirilmesi ve özelleştirme. Bu ilkelerin adım adım hayata geçirilmesi sonucunda, dünya “küresel liberal bir köy” haline gelmiştir. Dünyanın ekonomik olarak küreselleşmesinin sonucu olarak, ekonomik büyüme, kalkınma, gelir dağılımı adaletsizliği vs. ekonomik sorunların, ulus bazında ele alınıp çözümlenmesinin zemini geniş ölçüde ortadan kalkmıştır. Öte yandan, siyaset ve ekonomi, et ile tırnak gibi birbirinden ayrılmaz iki alan olup, ekonominin küreselleşmesine paralel olarak siyaset de küreselleşmiştir. Bu nedenle, bütün ülkeler, siyaseten küresel düşünüp, küresel davranmaktadırlar. Öyleyse, dünyadaki demokrasi sorununu ve demokrasi sorununun ayaklarını bastığı ekonomi sorununu, buna bağlı, bununla ilgili ve bundan kaynaklanan başta gelir dağılımı adaletsizliği olmak üzere, irili ufaklı bütün toplumsal sorunları, dünya bazında düşünmek, bu sorunların demokratik çözümünü de dünya toplumunun analizi ve bu analize dayanarak dünyanın demokratik modellenmesi çalışması ile ortaya çıkacak tablonun içinde arayıp bulmak gerekmektedir.

Dünyanın demokratik modellenmesi çalışması, küresel ekonomik yapılanmadan, küresel bilgi hukukuna, küresel çalışma ve sosyal güvenlik hukukundan, küresel yargıdan, küresel güvenlikten, küresel çevre hukukuna  kadar pek çok alt alanda yapılacaktır. Dünyanın demokratik modellenmesi çalışması, esas olarak  “dünyanın demokratikleşmesini sağlayacak olanakların ve pratik çözümlerin tespiti”çalışmasıolacaktır.Bu çalışma –kuşkusuz- siyaset, ekonomi, hukuk vs alanlarda bilgi ve deneyim birikimi sahibi demokrat aydınlar tarafından yapılacaktır.

Dünyanın demokratik modellenmesi çalışması sonucunda ortaya çıkacak modellerin, demokrasi sorununa etkin bir çözüm olabilmesi için, çok geniş kitlelerce benimsenip desteklenebilir  ve böylece arkasında büyük ve güçlü bir siyasi yığınağın oluşabilir olması gerekir. Bunun için demokratik dünya modellerinin, bütün demokratların ortak paydalarını içermesi ve çeşitli toplum sınıf ve kesimlerinin demokratik duyarlılıklarını taşıması gerekir. Demokratik dünya modellerinin kitleselleşebilmesinin bu iki koşuluna aşağıda biraz daha yakından bakacağız.

3. Ortak Paydalar Demokratların Birliğinin Zemini Olacaktır

“Demokratların birliği”nden bahsediyoruz, çünkü gözlediğimiz manzara “demokratların ayrılığı”dır. Demokratların mevcut manzarası, kendini “demokrat” olarak niteleyen aydınların, birbirlerinden farklı ve zıt fikirlere sahip, bu nedenle sürekli çekişme halinde olan; Marksizme ortodoksça bağlı olanlardan,  “ulusalcılar”dan, neo-liberalizmin demokratlık olduğunu düşünenlere kadar çok sayıda kamplara bölünmüş olmalarıdır. Bu durumda her bir kampın kendine özgü dünya görüşü temelinde hazırlayacağı demokratik dünya modelleri, diğer kampların anlayışını dışlayacağı için hiçbirisinin kitleselleşme şansı -kuşku yok ki- olmayacaktır. Bu durumda, demokratik dünya modellerinin çok geniş kitlelerce benimsenebilmesi için ortak payda arayışı, tüm demokratların tutması gereken en makul yol olacaktır.

Peki, tüm demokratların üzerinde oydaşmasını sağlayacak demokratik dünya modelleri hangi ortak paydaları esas alabilir? Bunlar, “yaşama hakkı” ana ortak paydası ve yaşama hakkından türeyen “pastanın büyütülmesi”, “demokratiklik” ve “küresel yaklaşım” türev ortak paydalarıdır. 

3.1 Demokratların Ana Ortak Paydası: Yaşama Hakkı

Bir defa yoksulluğun hele açlığın olmadığı, insanların içinde insanca yaşadığı, yani refahın, adaletin, barış ve dostluğun, sevgi ve aşkın her yerde olduğu bir toplumsal düzen, istisnasız bütün demokrat insanların isteğidir. Refah, adalet, barış ve dostluk, sevgi ve aşk ile yaşamayı “yaşama hakkı” parantezine alabiliriz. Yaşama hakkı denilince yaygın olarak “can güvenliği” anlaşıldığı için, bu paranteze alma, kimilerine ilk bakışta biraz zorlama gibi gelebilir. Bunun bir zorlama olmadığını göstermek için yaşama hakkının derinliğine –ana çizgileriyle- inmek gerekiyor. Her canlı gibi insanın da doğası yaşamaya hem de sonsuz yaşamaya yöneliktir. Bu nedenle yaşama hakkı, herkesin sahip olması gereken, diğer bütün insan haklarının türediği, ana insan hakkıdır. Her canlı gibi, insan da“yaşam birimi”olarak var olur ve her şeyden önce işgücü ve düşünme gücünden ibaret olan bedensel-doğal yaşamda kalma olanaklarınıkullanarak yaşar. Ancak insanın doğal yaşamda kalma olanakları üzerindeki -doğal- hakkının başka kişilerin iradesiyle –doğrudan veya dolaylı- kısıtlanması, o kişinin yaşama hakkına müdahale, yaşamının tehdit edilmesi demektir. Adaletsizliğin,yoksulluğun, çatışma ve düşmanlıkların, sevgisizliğin kökeninde bir kısım insanların, diğer insanların yaşam birimi olarak sonsuz yaşama hakkını hiçe sayarak, onları kendine bağımlı kılıp, onların doğal yaşamda kalma olanaklarına veya bu olanakları kullanarak ürettiği ürünlere sahip olma eğilim ve eylemi vardır. Bu nedenle, refah, adalet, barış ve dostluk, sevgi ve aşk ile yaşama isteğini, “yaşama hakkı” parantezine almak, asla bu kavramın zorlanması değildir. Öyleyse, “yaşama hakkına sahip olarak yaşamak” istisnasız bütün demokratların temel ortak paydasıdır. Bu nedenle  “yaşama hakkı” hiçbir demokratın diğerini dışlamasını gerektirmeyecek, bütün demokratların birbirine bağlanmasını, kaynaşmasını sağlayabilecek olan ortak paydadır. Yaşama hakkı, demokratların ana ortak paydası olup, bundan, aşağıda söyleyeceğimiz diğer –türev- ortak paydalar türer.

3.2 Yaşama Hakkı İçin Önce Pastanın Büyütülmesi Gerekir

Yukarıda “yaşama hakkı” parantezinin içinde, “refah, adalet, barış ve dostluk, sevgi ve aşk ile yaşama” unsurlarının yer aldığını belirtmiştik. Refah olabilmesi için her şeyden önce toplumsal gelirin sürekli arttırılması, yagın deyişle “pastanın büyütülmesi” gerekir. Aksi takdirde, yani pasta büyütülmeksizin aranacak adalet, “yoksullukta adalet” yani, yaşama hakkının daha düşük düzeylerde kullanılmasını sağlayabilirdi. Bu durumda da refahtan bahsedilemezdi. Refahın olmadığı bir toplumda da barış ve dostluk, sevgi ve aşk ile yaşam gerçekleşmezdi. O halde, yaşama hakkının olabildiğince yüksek düzeyde yaşanabilmesi için, demokratların her şeyden önce, toplumsal gelirin sürekli arttırılabileceği bir ekonomi modeli tasarlamaları gerekmektedir. Bu nedenle, yaşama hakkından türeyen “pastanın büyütülmesi” de hiçbir demokratın diğerini dışlamasını gerektirmeyecek, bütün demokratların birbirine bağlanmasını, kaynaşmasını sağlayabilecek olan bir ortak paydadır.

3.3 Yaşama Hakkı İçin Pastanın Büyütülmesi Yetmez  Demokrasi de Gerekir

“Refah her yerde” olabilmesi için pastanın büyütülmesi yetmez, büyüyen pastanın hakça bölüşülmesi, pastanın hakça bölüşülmesi için de “adalet her yerde” olması gerekir. “Adalet her yerde”, bunun sonucu olarak yaşama hakkı parantezindeki “refah, barış, dostluk, sevgi ve aşk her yerde” durumunun gerçekleşebilmesi için, insanlar arasında bağımlılık ve eşitsizlik ilişkisi olmaması, insan ilişkilerinin bağımısız ve eşit birey ilkesi üzerine kurulu olması gerekir. Bundan dolayıdır ki, hangi kampa mensup olurlarsa olsunlar, bütün demokrat insanların ortak paydası, insanlar arasında bağımlılık ve eşitsizlik ilişkilerinin olmadığı bir toplumsal düzen istemek, yani demokrasiden yana olmaktır.  Bağımlılık ve eşitsizlik ilişkilerinin olmayacağı bir toplumsal yaşam kurma amacı, istisnasız bütün demokrat aydınları kapsayacağı için, “demokrasi” de –tanımı gereği- demokrat aydınların ortak paydalarındandır.

3.4 Demokratik Dünya Modelleri “Dünya Topumu”nu Esas Almalıdır

Yukarıda ortaya koyduğumuz üzere; ekonominin hareketi küreselleşmiş, böylece “ulusal ekonomi politikası” izlemenin zemini geniş ölçüde ve geri dönülemez olarak ortadan kalkmış olup,  buna bağlı olarak siyaset de “ulusal bazda küresel siyaset” niteliğine bürünmüştür.  Bundan dolayı pastanın bağımsızlık ve eşitlik ilişkileri içinde büyütülerek adil bölüşülmesi küresel boyutta gerçekleşeceği için, dünyanın demokratik modellenmesi çalışmasının “dünya toplumu” esas alınarak yapılması gerekmektedir. Bu durumda, demokrasi sorununa küresel yaklaşımında demokrat aydınların ortak paydası olduğunu düşünüyoruz.

3.5 Ortak Paydalar Dünyanın Demokratik Modellenmesinin

      Parametreleri Olacak ve Demokratları Bütünleştirecek

Demokrat aydınların  ortak paydaları, dünyanın demokratik modellenmesinin parametrelerini ya da ilkelerini de gösteriyor. Bu parametreleri değerlendirdiğimizde, “adalet, refah, barış ve dostluk, sevgi ve aşkın her yerde olduğu bir toplumsal düzen” ya da kısaca “yaşama hakkı” parametresinin “amaç parametre”, pastanın büyütülmesi, demokratiklik ve küresel yaklaşım parametrelerinin ise yaşama hakkının gerçekleştirilmesine hizmet eden “araç parametreler” olduğu görülür.

Bu parametreler  temelinde dünyanın demokratik modellenmesi –ana- alanının  alt alanları ne olabilir? Küresel ekonomik yapılanmadan, küresel bilgi hukukuna, küresel çalışma ve sosyal güvenlik hukukundan, küresel yargıdan, küresel güvenlikten, küresel çevre hukukuna  kadar pek çok alt alan vardır. Bu alanlarda  demokratik dünya modelleri yapılırken, başta “yaşama hakkı” ana parametresi olmak üzere, bütün parametrelerin modellere içselleştirilmesi, ortaya, bütün demokratların –yanında değil- içinde olacağı bir dünya demokratik modelleri sistemi ortaya çıkaracaktır. Modelleri bir sistem haline getirecek olan şey de amaç parametre ile ondan türeyen araç parametreler arasındaki ve araç parametrelerin kendi aralarındaki bağlantılardır. Bu bağlantıları, yani amaç parametrenin ne olduğunu ve araç parametrelerin, amaç parametreden ve birbirlerinden nasıl türediğini yukarıda ortaya koyduk. “Adalet, refah, barış ve dostluk, sevgi ve aşk her yerde toplumu içinde yaşamak”, yani “yaşama hakkı”, her birisi bir yaşam birimi olan, istisnasız bütün insanların temel insan hakkıdır. Yaşama hakkının sağlanması, bütün demokratların temel amacıdır. Bu nedenle yaşama hakkı, demoktratların mücadelesinin ana parametresidir. Yaşama hakkının, barış ve dostluk, sevgi ve aşk ilişkileri içinde yaşanabilmesi için bütün yaşam birimlerinin refah içinde olması gerekir. Bütün yaşam birimlerinin refah içinde olabilmesi için toplumsal gelirin sürekli arttırılması, yani “pastanın büyütülmesi” gerekir. Ancak, tek başına pastanın büyütülmesi, bütün yaşam birimlerinin refah içinde olması için yetmez; pastanın adil de bölüşülmesi, bunun içinde toplumun siyasi-hukuki yapılanmasının adalet ilkesi üzerine kurulmuş olması gerekir. Toplumun adalet ilkesi üzerine kurulabilmesi için de insanlar arasında bağımlılık ve eşitsizlik ilişkilerinin olmaması, toplumun siyasi-hukuki-ekonomik yapılanmasının “bağımsız ve eşit birey ilkesi” üzerine kurulu olması, yani toplumun “demokratik” olması gerekir. Ekonominin yapılanması ve hareketi küresel olduğu ve bu zeminde siyaset de küresel yapılanıp hareket ettiği için, yaşama hakkı ana-amaç parametresi ve bundan türeyen araç parametreler küresel bir yaklaşımla gerçekleşebilir.

Yaşama hakkı, pastanın büyütülmesi, demokratiklik ve küresel yaklaşım ortak paydalarını, birbirinden türeyen, bu nedenle birbirine bağlı amaç ve araç parametreler halinde içselleştirmiş olacağı için, demokratik dünya modelleri sistemi, demokratların vizyonunu oluşturarak, kamplar arasındaki sonu gelmez kırıcı, yıpratıcı, her birini zayıf düşüren çatışmaları sona erdirecektir. Böylece demokratik vizyon, demokratların binbir kampa bölünmüşlüğünü birliğe dönüştürerek, güçlü ve etkili, bu nedenle büyük bir sinerji yaratacaktır.

Kuşkusuz, bu çalışma sırasında, Amerika yeniden ve yeniden keşfedilmeyecek. Çünkü, gerek burjuvazinin feodaliteye karşı verdiği demokrasi mücadelesi ve gerekse kapitalizmin rekabetçi ve emperyalizm aşamalarında verilmiş demokrasi mücadeleleri içinde, insanlık epeyce kuramsal bilgi ve pratik deneyim bilgisi birikimine sahip olmuştur. Bu birikimin önemli kısmı da yaşama –ana- hakkı ve bundan türeyen diğer insan hakları olarak, başta demokrasisi gelişmiş ülkeler olmak üzere, dünyanın geniş bir bölümünde hayata geçmiştir. İlaveten, kapitalizmin küreselleşme aşamasına geçtiği 80’li yılların sonlarından beri yapılan düşünsel çalışmalar sonucunda da hatırı sayılır kuramsal bilgi ve pratik deneyim bilgisi malzemesi birikmiştir. Bunlardan, Dünya Sosyal Forumu’nun (Küreselleşme Karşıtlığı) yaptığı çalışmaları özellikle zikretmek isteriz. Ayrıca 70 küsur yıllık sosyalizm deneyimi de nelerin yapılması/yapılmaması gerektiğine ışık tutabilecek nitelikte, oldukça zengin kuramsal ve pratik bilgi malzemesi mirası bırakmıştır. İşte dünyanın demokratik modellenmesi çalışması yapılırken bu zengin düşünce malzemesi kullanılacaktır. Bu nedenle, böyle bir modelleme çalışması yapacak olanların, düşünce malzemesi sıkıntıları hiç olmayacak, çalışma sürecinde ihtiyaç duyulursa, muhtaç oldukları malzemeleri türeteceklerdir.

Yukarıdaki “2.Demokrasi Sorunu Ulus Toplumların Ötesinde Küresel Boyuttadır” başlıklı bölümde, “Dünyanın demokratik modellenmesi çalışması sonucunda ortaya çıkacak modellerin, demokrasi sorununa etkin bir çözüm olabilmesi için, çok geniş kitlelerce benimsenip desteklenebilir  ve böylece arkasında büyük ve güçlü bir siyasi yığınağın oluşabilir olması gerekir. Bunun için demokratik dünya modellerinin, bütün demokratların ortak paydalarını içermesi ve çeşitli toplum sınıf ve kesimlerinin demokratik duyarlılıklarını taşıması gerekir. Demokratik dünya modellerinin kitleselleşebilmesinin bu iki koşuluna aşağıda biraz daha yakından bakacağız.” demiştik. Buraya kadar, demokratik dünya modellerinin kitleselleşmesi için gerekli olduğunu düşündüğümüz; “bütün demokratların ortak paydalarını içermesi” koşulunun nasıl sağlanabileceğini ortaya koyduk. Aşağıda ise demokratik dünya modellerinin çeşitli toplum sınıf ve kesimlerinin demokratik duyarlılıklarını taşıması”koşulunun nasıl gerçekleşebileceğini ortaya koyacağız.

4. Demokrat Aydınlar “Ortak Akıl” Halinde Organize Olup Çalışmalıdır

Dünyanın demokratik modellenmesi çalışması sonucunda ortaya çıkarılacak modeller sistemi, refahın, adaletin, barış ve dostluğun, sevgi ve aşkın her yerde olduğu bir toplumsal düzen için verilecek demokrasi mücadelesinde demokratların vizyonunu oluşturacaktır. Demokrasi mücadalesinin başarısı için, demokratik toplum vizyonunun, demokratların ortak paydalarını içermesi yetmez, çok geniş kitlelerin siyasi desteğini alması, böylece güçlü ve etkili bir siyasi hareket olarak ete kemiğe bürünmesi gerekir. Bu nedenle, dünyanın demokratik modellenmesinin,salt bir akademik çalışma olarak değil, kitleselleşme parametresi de esas alınarak yapılması gerekir. Bunu sağlayacak olan şey de tüm toplum kesimlerini böyle bir çalışmanın içine katmaktır. Bunun, tüm toplum kesimlerinin duyarlılıklarını taşıyan demokrat aydınlarınorganize çalışması ile sağlanabileceğini düşünüyoruz. Demokrat aydınların, çalışmaya, çeşitli toplum kesimlerininorganize olduğu sivil toplum örgütlerini temsilenkatılmalarının, demokratik dünya toplumu modellerinin kitleselleşmesi parametresini gerçekleştirebileceğini düşünüyoruz.

Tüm toplum kesimlerinin duyarlılıklarını taşıyan aydınların organize çalışması olacağı için, bu bir “ortak akıl organizasyonu” olacaktır. Bu çalışmanın yürütülebilmesi için, ortak akıl organizasyonunun kurumsal bir yapılanma olarak oluşturulması gerekecektir. Bu kurumsal yapılanma, çeşitli aydın örgütleri arası bir platform biçiminde olabileceği gibi, münhasıran bu çalışmayı yapmak üzere kurulmuş bir dernek veya vakıf biçiminde de olabilir.

Öte yandan, dünya toplumunu baz almasının doğal sonucu olarak, dünyanın demokratik modellenmesi çalışmasının organizasyonu olarak ortak akılın da dünya çapında oluşması gerekmektedir. Ortak aklın dünya çapında oluşması için, dünyanın siyaseten ve hukuken ulus toplum biçiminde yapılanmış olması  göz önüne alınarak, ortak akıl organizasyonları da ulus bazında gerçekleştirilir ve ulusal ortak akıllar arasında yapılacak ortak çalışma oragnizasyonlarıyla küresel ortak akıl şekillenebilir. Ulusal ortak akıllların yapacağı demokratik dünya modeli  tasarımları, küresel ortak akıl zeminine getirilip tartışılır ve bu tartışmalar sonucunda son şeklini alır. 

Sonuç Olarak

Yaşama hakkı (adalet, refah, barış ve dostluk, sevgi ve aşk her yerde toplumu içinde yaşamak), pastanın büyütülmesi, demokratiklik, küresel yaklaşım ve kitlesellik parametreleri temelinde yapılacak çalışmalar sonucunda ortaya çıkacak demokratik dünya modellerisistemi, bir taraftan demokrasi mücadelesinin vizyonunu da oluşturarak, demokratların yolunu aydınlatırken, bir tarftan da demokratların pratikte birliğini sağlayıp çok geniş kitleleri demokrasi mücadelesinin içine çekecektir.Böylece, çağlar boyunca süregelmiş sömürü düzenlerinin son halkası olan kapitalizmin küreselleşme aşamasının yol açtığı; giderek derinleşen gelir dağılımı adaletsizliği, bunun sonucu olarak sürekli artan  bir yoksulluk ve insanlığın yüz karası açlık; gelir dağılımı adaletsizliğini daha da derinleştirmek için savaşlar, siyasi kargaşalar çıkarılması; insanlara servetlerini, işlerini kaybettiren ekonomik krizler vs vs vs müsibetlikleri ortadan kaldırmanın;  adaletin, refahın, barış ve dostluğun, sevgi ve aşkın her yerde olacağı bir dünya toplumu içinde yaşamanınn yolu açılacaktır.

Mehmet Uysal

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!