“Derin Amerika” Türkiye’de-Editör

ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden -derin Amerika- bu günlerde Türkiye’ye neden geldi?

Ortadoğu’daki son gelişmelerin ABD’yi harekete geçirdiği anlaşılıyor. Bölge Birinci Paylaşım Savaşı’ndan sonraki en karışık ve kanlı dönemini yaşıyor. Emperyalistler Doğu Akdeniz’den Kafkasya’ya kadar uzanan bölgeyi yeniden paylaşma kavgası içindeler. Haritalar yeniden çizilmeye, hegemonya bölgeleri belirlenmeye çalışılıyor. Bu arada bölgedeki aktörler de emperyal güçlerin bu operasyonlarından yararlanmaya ya da bu dönemi en az zararla atlatmaya uğraşıyorlar.

Emperyalist güçlerin bu operasyonlarından yararlanarak, onların denetiminde devletleşmek isteyen PKK-PYD-HDP çizgisindeki siyasetçiler ve “sivil toplum” kuruluşları ABD-AB ve bunların kontrolündeki uluslararası kuruluşlara “arabuluculuk yapın”, bölgeye “müdahale edin” çağrıları yapıyorlar. Bu yöndeki çağrı ve ziyaretlerin sıklaşmasından sonra ABD Başkan Yardımcısının Türkiye’ye gelmesi dikkat çekici.

Demirtaş’ın yakın geçmişte Amerika ve Avrupa ziyaretlerinin yanı sıra Cemil Bayık’ın daha önceki çağrısını hatırlayalım. İngiltere’de yayınlanan Daily Telegraph gazetesi, Cemil Bayık’la Ağustos ayında yaptığı röportajda Bayık’ın ABD’ye açıkça müdahale et çağrısı yaptığını yazmıştı. Bayık: “ABD’nin Türkiye ile aramızda arabuluculuk yapması gerektiği çağrımı yineliyorum. Bize bir garanti verirlerse üzerimize düşen rolü yerine getiririz. Ancak bir garanti verilmezse tek taraflı adım da atamayız” demişti.

ABD, Ortadoğu’nun yeniden düzenlemesine yönelik politikalarının adım adım hayata geçirilmesi için her fırsatı pragmatik bir anlayışla değerlendirmektedir. Biden bu anlayışla İstanbul’a geldi ve gelir gelmez de kendilerinin belirlediği milletvekilleri, gazeteciler, “sivil toplum” temsilcileri ve başka kişilerle görüşmeler yaptı.

Bu görüşmelerin insanın ilgisini çeken iki yanı var. Birisi görüşmenin içeriği, ne konuştukları; diğeri de Amerikalıların J.Biden ile görüşmeye kimleri çağırdığıdır.

Özel davetli milletvekilleri şu kişiler: HDP’den Leyla Zana, Ayhan Bilgen ve Altan Tan; AKP’den Galip Ensarioğlu ve Orhan Miroğlu ile CHP’den Fikri Sağlar ile Sezgin Tanrıkulu.

Bu vekiller sadece Biden’la görüşmekle kalmadılar, karışık ve barışık biçimde fotoğraf da çektirerek istenilene uygun mesaj da verdiler!

derin1

Hem içerideki hem Ortadoğu’daki gelişmeleri konuşmuşlar…

 

Diğer yandan toplantıya katılmayan MHP’li Oktay Vural ise, “Joe Biden’la toplantı için davet geldi, ama yapıyı ve toplantıya katılanların profilini görünce katılmama kararı aldık” dedikten sonra, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın Türkiye’nin milli meseleleri ve dış konulardaki görüşlerini böyle bir platformda değil de “doğrudan öğrenmek istemesi halinde” görüşmeye hazır olduklarını söyleyerek aslında Biden ile görüşebileceklerini ifade etmekten geri kalmamıştır. (Biden’la “Türkiye’nin milli meseleleri”ni görüşecekmiş!)

Biden’ın kabul ettiği bir başka grupta gazeteciler, bunlar; Kadri Gürsel, Aslı Aydıntaşbaş, Ceyda Karan.

ABD Başkan Yardımcısı; Bilgi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Yaman Akdeniz, Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala ve Dağ Medya’dan Funda Dağ isimli kişilerle de görüşmüş.

Görüştüğü milletvekillerine bakınca ne konuşulduğunu anlamamak mümkün değil. Bu tür bir toplulukta ABD’nin bölge politikaları doğrultusunda şimdi Türkiye’nin hangi adımları atması gerektiği konuşulur. Onlara yeni rota hakkında bilgi verilir, yön tayini yapılır. Bu milletvekilleri arasında yer alan CHP’lileri geçtiğimiz hafta sonu yapılan Kurultayda PM’ye seçen delegeler yaptıkları işin anlamını bu görüşmeyle birlikte kavramışlardır herhalde… ABD’nin gerçek Başkanı tarafından görüşmeye çağrılmaları onlara verilen değeri gösterir!

Biden’la görüştürülenler arasında yer alan gazetecilerin ortak özellikleri ise liberal eğilimli olmaları.

Bu görüşmenin dikkat çekici ismi Osman Kavala’dır. Bu kişi en başından beri solun AB’ye uyum sağlamasında, liberalleştirilmesinde ve etnikçiliğe-mezhepçiliğe kaymasında önemli bir rol oynadı. Liberalleşen, sağcılaşan “sol”u ayakta tutmak için katkılarını eksik etmediği bilinen Kavala’nın Soros’un Açık Toplum Enstitüsü’nün etkili şahsiyetlerinden biri olduğu kamuoyunun malumudur.

Öyle anlaşılıyor ki, bu kişiler ABD’nin Türkiye ye dönük politikalarının uygulamaya sokulmasında kullanışlı siyasi elemanlar olarak görülmektedirler.

HDP’li Altan Tan’ın Biden’ın masasından kalktıktan sonra yaptığı açıklama bu düşünceyi doğrular nitelikteydi. Tan, Biden’ın masasında Türkiye’deki bütün tarafların bir araya geldiğini kaydederek, “Keşke MHP de masada olsaydı. Bu masayı Meclis’e de taşımalı. Biden’la olduğu gibi aynı masa etrafında konuşup tartışılabilmeli. Bunu yaparsak sorunlarımıza çözüm bulabiliriz. Biden’ın masası çok olumlu bir masaydı” diye konuşarak ABD nezaretinde yeni bir “çözüm süreci”nin başlatılmasını istedi.

 

Emperyalist Güçlerin Türkiye Siyaseti Doğu Akdeniz-Ortadoğu-Kafkasya Bütünlüğü İçinde Ele Alınmalı…

Türkiye’yle ilgili yeni politikalarının anlaşılabilmesi için bugünlerde gerek ABD gerekse de AB ülkelerinin Ortadoğu siyasetlerindeki değişiklikleri görmek gerekir. (Son günlerde Türkiye’nin Almanya ve İngiltere ile sıklaşan trafiği de bu yeni gelişmelerle ilgili olmalı.) Rusya’nın bölgeye yerleşmesi, Sünni-Şii çatışmasının İran-Suudi Arabistan çatışmasına dönüşmeye başlaması, İran’ın dünya petrol piyasasına girişi, Kürt hareketlerinin çok yönlü desteklenmesi, Azerbaycan-Ermenistan çatışması, Kıbrıs’ı çözme girişimleri gibi gelişmeler Türkiye’yi yakından ilgilendiren sorunlardır ve bu sorunlar Türkiye’yle ilgili hesabı olanların politikalarını da etkilemektedir.

Bugün geldiğimiz noktada Ortadoğu’nun paylaşım sürecinin sonuna doğru yaklaşılmakta olduğunu, bu kapsamda düşünülünce, ABD ile Rusya’nın Ortadoğu’nun paylaşımı konusunda bir yandan rekabet halinde iken diğer yandan belli ölçülerde mutabakat içine girdiklerini söyleyebiliriz. Kürt koridoru ya da devleti sorununa da bu yaklaşımın ışığında bakmak gerekir. ABD yönetimi, AKP hükümetinin (buna bürokrasiyi de dahil etmek gerekir) bu yeni gelişmenin eksiksiz takipçisi olmasını istiyor ve iktidarı “deliğe süpürmek” yerine çeşitli kullanışlı yöntemlerle yeni politikanın araçlarından biri yapmak istiyor. Biden’ın Türkiye’ye gelişi, yaptığı görüşmeler vs. hepsi bu amaca hizmet etmektedir.

ABD’nin son bölge planını geçtiğimiz günlerde İsrail Adalet Bakanı Ayelet Şaked açık şekilde ortaya koydu. Bayan Şaked, “İran’ı, Türkiye’den ayıran, İsrail ile dost bağımsız bir Kürdistan devleti”nin kurulmasını istediğini söyleyerek ABD-İsrail çizgisinin politikasını çıplak biçimde ifade etti.

İsrailli bakanın bu açıklamasıyla Cemil Bayık’ın yukarıda verdiğimiz çağrısını birlikte düşününce ABD Başkan Yardımcısı’nın Türkiye’ye neden geldiği, AKP iktidarının Batı ile trafiğinin son zamanlarda neden arttığı sorularına anlamlı bir cevap bulabiliriz.

Bütün bunların altında; Ortadoğu petrol ve doğal gazının uluslararası tekeller tarafından kontrol edilmesi, Ortadoğu pazarının elde tutulması ve bölgenin jeostratejisinin emperyalist devletler açısından ne kadar önemli olduğu gerçekleri yatmaktadır.

Bu gelişmeler karşısında, Türkiye’yi ve Ortadoğu’yu emperyalizmin sömürü, talan ve kaos bataklığına itenlerden; Irak’ta, Libya’da ve Suriye’de yüzbinlerce insanı katledenlerden, milyonlarcasını evinden-yurdundan edenlerden; demokrasi, özgürlük ve kurtuluş bekleyenlerin ülkemizin, halkımızın ve bölge halklarının dostu olamayacaklarını bir kez daha vurgulamak durumundayız.

editor

 

Benzer yazılar

1 Yorum

  1. yıldırım uygur

    Solculuğu, devrimciliği kimselere bırakmayan bazı partiler, kitle örgütleri Amerikan sömürge valisi edasıyla Türkiye’ye gelen Biden’ın ne gelişine ne de milletvekilleri, sivil toplumcular ve gazetecilerle yaptığı görüşmelere karşı çıktılar. Bu konuda bir açıklama bile yapmadılar. Onları alıkoyan nedir, hangi nedenlerden dolayı bu konuda tavır almadılar ya da alamadılar?

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!