Dünya Ormancılık Günü’ nü Kim Kutluyor?

21 Mart Dünya Ormancılık Günü’ de;  güzelliklerden söz etmek, göğsümüzü

kabartarak başarılı ve olumlu gelişmeleri anlatmak, ormancı çalışanların mutluluklarını dile getirmek isterdik. Ne yazık ki günümüzde güzelliklerden söz edebilmek tam bir hayal oldu.

Siyasi iktidar iş başına geldiği günlerde “Devlet ormancılığından millet ormancılığına geçiyoruz” söylemini dile getirmişti. Kestane ve kızılağacı orman ağacı olmaktan çıkaran yasa, Maden Yasası, Yenilenebilir Enerji Yasası, Turizmi Teşvik Yasası, Mera Yasası, kısa anlatımla 2/B Yasası, Kadastro Yasası vb. yasaların yanı sıra Ağaçlandırma Yönetmeliği, Amenajman Yönetmeliği, İzin Yönetmeliği, 2/B yönetmeliği gibi yönetmelikler değiştirilerek; ormanlar sermayenin hizmetine sunulmaktadır. Bilime, hukuka aykırı bu uygulamaların düzeltilmesi için başvurulacak yargı yolları da kapanmak istenmektedir. Hukuksal düzenlemelerin dışında alınan keyfi kararlar da iktidarın ormancılığa nasıl baktığını net bir biçimde açıklamaktadır. 116 orman fidanlığından 39 tanesini kapatma ve satma kararı alınmıştır. Gerçekleştirilen hukuksal düzenlemelerden ve alınan kararlardan net olarak ortaya çıkmıştır ki; “Millet Ormancılığı” denilerek ormanlar her türlü maden işletmeciliğine, turizm yatırımına, HES’lere, enerji yatırımına, çöplük yapımına vb. yatırımlara tahsis edilerek sermayeye ucuz arsa fırsatı yaratılmaktadır. Siyasi iktidar ekonomik krizden çıkışın yolunu inşaat sektöründe görmekte ve bunun içinde doğal varlıkların başında yer alan ormanları bu sektörlerin çıkarına sunmaktadır.

         Ormancılık örgütünde hemen hemen her düzeyde kadrolaşma yapıldığı, ormancı kamu çalışanlarının huzursuz edildiği ise bir başka gerçektir. Kadrolaşmanın ulaştığı boyutun sonucu olsa gerek ki; ormancı meslek örgütlerinin yönetimlerini yandaşlarının kazanması için baskı ve yıldırma yöntemi uygulamaktan çekinmemektedir.

Ormanların sermaye için yatırımlara tahsis edilmesinin sınırlarının alabildiğince genişletilmesi dahi yeterli görülmemiş, 2/A Yasası ile “Orman olarak muhafazasında yarar görülmeyerek” orman sınırı dışına çıkarma daha da kolaylaştırılmıştır. Böylelikle var olan 21,7 milyon hektar orman alan “orman olarak muhafazasında yarar görülmeyerek” orman sınırı dışına çıkarılması olanağı sağlanmıştır. Siyasi iktidar yargı denetimi istemediği gibi ormancılık meslek örgütlerinin ve demokratik kitle örgütlerinin görüş ve önerilerini de dikkate almamaktadır. Zaman zaman zorunluluk nedeniyle dinlemek durumunda kalsa da duymazdan gelmektedir. Öte yandan Bütünşehir Yasası ve Dikili satış uygulamalarıyla orman içinde bitişiğindeki köylerde yaşayan halkın geçim koşulları ağırlaşmakta, ormanlardaki hasat işlerini yapan orman işçileri ise işsizleştirilmektedir.  Mecliste bulunan Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Yasa Tasarısı; koruma ve kullanma dengesi gerekçe gösterilerek doğal varlıkları ve ormanları özelleştirmeye ve dolayısıyla sermaye yatırımlarına açmak istemektedir.  Tek başına bu yaklaşım bile “Koruma” adı altında ormanların özelleştirmeye açılması yaklaşımını net bir biçimde sergilemektedir.    

Türkiye’nin ve insanlığın ortak varlığı ve varsıllığı olan ormanlar,  sermayeye peşkeş çekilemez.

Artık yeter, bu böyle gitmez!

Ormanlarımızın ve doğal varlıklarımızın korunduğu ve güvencede olduğu “21 Mart”ları kutlamak istiyoruz!

Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!