Mao Zedung Kitap Tapincina Karşi -Mayıs 1930

  1. yüzyıl bir devrimler yüzyılı olarak başlamış ve son çeyreğine kadar da bu devrimci özelliğini korumuştur. Rus, Çin, Küba ve Vietnam devrimleri bu yüzyılın ve dünya devrim tarihinin en önemli devrimleridir. Özellikle dünya sosyalist devriminin ard arda gelen bu devrimleri esasta birlik ve süreklilik gösterirler. Her şeyden önce bu devrimlerin dayandığı teorik temelin Marksizm-Leninizm olması bu birlik ve devamlılığın en esaslı delilidir.
  2. Yüzyılın en büyük devrimcilerini ve bu devrimlerin liderlerini emperyalistlerin propaganda malzemelerinden öğrenenlerin yanı sıra bu devrimleri ve liderlerinin görüşlerini doğru biçimde anlamak yerine karikatürleştirenlerin de sonuçta emperyalizmin politikalarına hizmet ettiklerini unutmayalım. Örneğin Marksizm-Leninizmi Çin gerçekliğinde yorumlayan ve bu fikirleri halk kitlelerinin uygulamasına önderlik eden Mao’nun görüşlerini yıllardır kendi idealizmlerine, sistemle uzlaşmayı esas alan politikalarına alet edenleri sürekli siyaset sahnesinde gördükçe bu büyük lideri tekrar tekrar okumak gerektini bir kez daha hatırlatmak istedik.

Aşağıda Mao’nun “Kitap Tapıncına Karşı” başlıklı yazısının bir kısmını yayınlayarak dünyada en geniş kitlelere dayanılarak gerçekleştirilen devriminin liderini anmak istedik.

 

 

 

I.Sorgulama Yoksa Konuşma Hakkı Da Yoktur

Bir sorunu sorgulamadığınız takdirde onun hakkında konuşma hakkından mahrum kalırsınız. Çok mu sert bir hüküm? Hiç de değil. Bir sorunu mevcut durumu ve geçmiş tarihiyle iyice sorgulamadığınız ve temel özellikleri hakkında bir şey bilmediğiniz zaman, onun hakkında ne söylerseniz söyleyin, kesinlikle saçma olacaktır. Herkesin bildiği gibi, boş konuşmak sorunları çözmez; bu yüzden konuşma hakkından mahrum edilmeniz neden haksızlık olsun? Bazı yoldaşlar gözlerini yumup boş boş konuşup duruyor, bir komünist için böyle yapmak utanç vericidir. Bir komünist nasıl gözlerini yumup boş boş konuşabilir?

 

Olmaz!

Olmaz!

Sorgulamalısınız!

Boş konuşmamalısınız!

 

II.Bir Sorunu Sorgulamak Onu Çözmektir

Bir sorunu çözemiyor musunuz? Tamam, şu andaki durumu ve geçmiş haliyle onu sorgulamaya girişin. Sorunu iyice sorgulayınca nasıl çözeceğinizi bileceksiniz. Değişmez bir şekilde, sonuçlar sorgulamanın sonrasında gelir, öncesinde değil. Sadece taş kafalılardır ki ilk önce sorgulamadan “bir çözüm bulmak” ya da “bir fikir geliştirmek” için tek başına ya da grup halinde kafa patlatır. Vurgulamak gerekir ki, böyle yapmakla etkili bir çözüm ya da iyi bir fikir bulunabilmesi pek mümkün değildir. Bir başka deyişle, böyle yapanlar, yanlış bir çözüme ve yanlış bir fikre varmaya mahkumdur.

 

Gerilla önderlerinden olsun göreve yeni atanmış kadrolar arasından olsun, bir yere gelir gelmez sorgulamadan siyasi açıklamalar yapmaktan hoşlanan, daha sadece şeylerin yüzeysel görünüşünü ve küçük ayrıntılarını görmüşken atıp tutmaya, onu eleştirip bunu karalamaya başlayan az yoldaş yok. Böyle tamamen öznel boş konuşmalar gerçekten çirkindir. Böyle insanlar işleri berbat etmeye, kitlelerin güvenini yitirmeye ve hiçbir sorunu çözme yeteneğine sahip olmadıklarını kanıtlamaya mahkumdur.

 

Önde gelen konumlarda, zor sorunlarla karşı karşıya geldiğinde onları çözmeyi beceremeyip sadece derin derin iç geçiren insanların sayısı hiç de az değil. Hemen tahammüllerini yitirip “yeteneklerinin olmadığı ve işi yapamadıkları” gerekçesiyle başka alanlara transfer edilmeyi istiyorlar. Böyle sözler korkakların harcıdır. Konfüçyüs’ün yaptığı gibi, sadece iki ayağınız üzerinde yürüyün, sorumluluğunuza verilmiş alanın her yerini dolaşın ve “her şeyi sorgulayın”. Bu şekilde, yeteneğiniz ne kadar sınırlı olursa olsun sorunları çözebilme gücünü bulacaksınız. Çünkü, kapıdan çıkarken kafanız boş olsa bile, geri döndüğünüzde boş olmayacak, aksine sorunları çözmek için gereken bütün malzemeyle dolmuş olacak. Sorunlar böyle çözülür. Dışarı çıkmak zorunda mısınız? Şart da değil. Zor bir sorun dediğiniz şeyin kaynağını bulmak ve onun şu anda nasıl bir durumda olduğunu öğrenmek için konuyu bilen insanlarla bir soruşturma toplantısı düzenleyebilirsiniz, o zaman, zor probleminizi çözmek kolay olacaktır.

 

Sorgulama uzun gebelik aylarına, sorunu çözmek ise doğumun gerçekleştiği güne benzetilebilir. Bir sorunu sorgulamak, aslında, onu çözmektir. (İtalikler bize ait).

III.Kitap Tapıncına Karşı Çıkın

Her ne ki bir kitapta yazıyordur, doğrudur – kültürce geri Çinli köylülerin zihniyeti hala böyledir. Çok garip şekilde, Komünist Partisi içinde de her tartışmada daima “Bunun kitabın neresinde yazdığını göster” diyen insanlar var. “Daha yüksek bir önderlik organından” gelen bir talimatın doğru olduğunu söylediğimizde, bu, sırf o talimat “daha yüksek bir önderlik organından” geliyor diye değil, ama içeriği mücadelenin gerek nesnel gerek öznel koşullarına uyuyor ve gereksinmelerini karşılıyor diyedir. Biçimci bir tutum takınarak talimatları sırf daha yüksek bir organdan geldiler diye tartışıp araştırmaksızın körü körüne uygulamak tamamen yanlıştır. Parti hattının ve taktiklerinin kitleler arasında daha derin kök salmayışını açıkalayan şey, bu biçimcilikten doğan kötülüktür. Daha yüksek bir organdan gelen talimatı körü körüne ve görünüşte hiç itirazsız yerine getirmek, gerçekte onu yerine getirmenin değil ama aslında karşı çıkmanın ve baltalamanın en hünerli yoludur.(İba)

Toplumsal bilimleri münhasıran kitaptan incelemek de aynı şekilde son derece tehlikelidir ve kişiyi karşı-devrimin yoluna bile götürebilir. Toplumsal bilimleri araştırırken kitaplara gömülen sürüsüne bereket Çinli komünistlerin karşı-devrimcilere dönüştüğü gerçeği bunun en açık kanıtıdır. Marksizm doğrudur dediğimizde bu kesinlikle Marx’ın “peygamber” oluşundan değil, ancak, onun teorisinin pratiğimizde ve mücadelemizde doğruluğunu kanıtlamış olmasındandır. Mücadelemizde Marksizme ihtiyacımız var. Onun teorisini kabul ederken “kehanet” gibi mistik mefhumlar formüle etmek aklımızın ucundan bile geçmedi. Okuma yazma bilmeyen işçiler çoğu kez Marksizmi pek güzel kavrarken Marksist kitaplar okumuş pek çok kişi devrim kaçkınları haline geldi. Elbette Marksist kitapları incelemeliyiz ama bu inceleme ülkemizin fiili koşullarıyla kaynaştırılmalı. Kitaplara ihtiyacımız var, ancak fiili durumdan kopuk kitap tapıncının üstesinden gelmeliyiz.

Kitap tapıncının üstesinden nasıl gelebiliriz? Tek yol fiili durumu vurgulamaktır. (İba)

 

(*)Bu yazı Epos Yayınları tarafından 2009 yılında yayımlanan ve Ahmet Kırmızıgül tarafından dilimize kazandırılan Mao’nun “Pratik ve Çelişki Üzerine” adlı eserinden derlenmiştir.

 

 

 

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!