Nasuh Mitap’ın İlk Devrimci Hamlesi

Bu kısa yazıyı ve devamını özellikle genç arkadaşların okuyarak, anlatılanları günümüzde yapılan gençlik mücadelesiyle karşılaştırmalarını, eleştiriye tabi tutmalarını ve nereye doğru gitmekte olduklarını değerlendirmeleri için yazıyorum. Hiç şüphesiz ki herkesin aklı kendine…

Yaratılan bugünkü medyatik ortamda birçok okur-yazar insanın adeta gözümüze batan somut gerçekleri bile görmediği, gerçek hayata göre değil algılatılan zahiri durumu gerçeklik sanarak kendilerine yön çizdiği koşullarda yaşıyoruz. Üstüne bastığımız toprağın altımızdan çekilmekte olduğunu ve bu oyunun emperyalizm tarafından tezgâhlandığını anlamaktan aciz bir duruma düşürüldüğümüzün bile farkında değiliz. Kozmopolitizmi enternasyonal dayanışma, emperyalizmin politikalarının belirleyiciliği altında yürütülen siyasayı solculuk sanarak, devrimcilikle kuyrukçuluğu birbirine karıştırarak geçmişimizle birlikte geleceğimizi de ateşe atıyoruz. Adeta sol intihar ediyor. İşte bu ortamda Nasuh Mitap’ın tam bağımsızlığı, tam demokrasiyi ve sosyalizmi hedefleyen mücadele anlayışını iyi kavramak gerekir.

12 Mart açık faşizmi döneminde sadece devrimci hareketler ve önder kadroları yok edilmedi, bu arada devrimci ideoloji ve siyaset de saptırılmaya, revizyona tabi tutulmaya çalışıldı. Devrimci ideoloji ve siyaset çarpıtılarak yeni dönemde ortaya çıkacak genç devrimcilerin sistem içinde tutulmaları için çok yönlü çaba harcanıyordu. Egemen sınıflar bu amaçlarını gerçekleştirebilmek için bazı eski “solcu”lardan da yararlanmayı ihmal etmiyorlardı. Maalesef 12 Mart öncesinin bazı “ünlü” isimleri ve boşluktan yararlanarak ortaya çıkan bir kısım “solcu” çevreler de hakim güçlerin bu taktiklerine alet oluyorlardı. Özellikle 1973-74 yıllarında sol içinde görünen bazı yanlış eğilimler ortalıkta cirit atıyordu. Öyle ki bir ara Mahir ve Deniz’leri savunmak zor bir iş haline gelmişti. Bu büyük devrimcilerin maceracılıklarından girilip goşistliklerinden çıkılıyordu. Günümüzde de liberalleşmiş “solcu”luk yapan bu kişilerin bir kısmı o yıllarda devrimcileri 12 Mart’ın sorumlusu olarak ilan edecek kadar ileri gidiyorlardı. Biz dışarıdaki gençler, “cepheciler” ya da “orducular” sıfatlarını kullanırken egemen çevrelerden çekindiğimiz kadar bu revizyonist ve dönek kesimlerden de çekinirdik. Çünkü bunlar, neredeyse yaşanan her olumsuzluğun sorumluluğunu devrimcilere yüklüyorlardı. Özellikle kamuoyunda yarattıkları büyük baskı ve yönlendirme faaliyetlerinin de etkisiyle gençliğin önemli bir kısmı bazı revizyonist örgütlerin yanında yer almıştı. Örneğin 1974 yılında TSİP ve DGB bu nedenle gençlik içinde hatırı sayılır bir güce ulaştılar.

İşte tam bu ortamda hapisten çıkan Nasuh Mitap gençlik mücadelesine müdahale etti. Onun gençliğe yaptığı devrimci ilkeler temelinde aktif savunmacı bir anlayışla ayağa kalkma çağrısı kısa sürede kitlelerde karşılık buldu. O, ilk önce devrimci demokrasi esası üzerine oturan gençliğin mücadele ve örgütsel birliğini savundu. O günün koşullarında olabildiğince demokratik esaslar içinde ADYÖD yeniden oluşturularak gençliğin bu örgüte geniş katılımı sağlandı. Böylece ADYÖD, Nasuh Abi’nin önderliğinde hepimizin örgütü oldu. O’nun bu önderliği o günlerde gençlikteki büyük dağınıklığın giderilmesini sağladığı gibi Devrimci Gençlik hareketinin doğuşuna giden yolu da açtı. 12 Mart açık faşizm dönemi henüz sonlanmıştı ki, O meydana çıktı ve devrimci hamlesini yaptı. Böylece yeni bir dönemin kapısını açtı.

Bu hareketi Nasuh Mitap’ı Abileştiren ve Liderleştiren ilk önemli hamlesidir.

 

Devam edecek.

Mehmet Ali Yılmaz

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!