NATO Üsleri Kapatılmalıdır!-Onur Aydemir

Dünya tarihinde ilelebet sürmüş bir ittifak yoktur. Türkiye-NATO ilişkileri bu perspektiften değerlendirilmeli ve bu “ittifakın” ülkemize ne kazandırdığı, neleri kaybettirdiği halkın gözleri önünde açıkça tartışılmalıdır.

 

  1. NATO ittifakı ülkemizin toplumsal-siyasal gelişmesini bastırmış ve uluslaşma sürecini kesintiye uğratmıştır.

 

Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği “tehdidine” karşı Türkiye bir cephe ülkesi olarak ele alınmış, olası bir savaşta Sovyet saldırısının Türkiye topraklarında “yumuşatılması” perspektifi kabullenilmiştir. Bu savaş Kafkasya’dan Toros Dağları’na kadar Türkiye’nin işgalini; nükleer-biyolojik ve kimyasal silahların hedefi haline getirilmesini ve orantısız düşman piyadesi karşısında zorunlu bir gayrinizami savaşı öngörmekteydi. Bu planlamayla birlikte ülkemizin savunma anlayışı bütünüyle NATO’ya havale edilmiştir. Bunun doğal sonucu olarak, ABD emperyalizmin hedefindeki bütün ülkeler ve siyasal hareketler iç ve dış tehdit sıralamasına sokulmuş, kontr-gerilla adlı karanlık şebeke örgütlenmiş, komünizme karşı savaş adı altında kaynağını Cumhuriyetimizin devrimci dinamiğinden alan toplumsal ve siyasal güçlere karşı kapsamlı bir savaş ilan edilmiştir. Bu kanlı iç savaş ülkemizi giderek Cumhuriyet ve demokratik devrim perspektifinden kopararak halk hareketlerini ezmiş, üretici güçleri baskı altına almış, yetişmiş insan kaynağını pasifize etmiş, uluslaşma sürecimizi kesintiye uğratmış ve gericiliği hortlatmıştır. Her meta’ın kendi ideolojisini yeniden ürettiği gerçeği bu süreçte de işlemiş, NATO tekniği ve örgütlenme biçimi bütünlüklü bir sistem kurarak, kaynağını ülkeyi kuran olağanüstü yetenekli kurmay kadronun tecrübesinden alan örgütlenme anlayışını yok etmiştir. Sonuç olarak ortaya, mevcut sistem dışı düşünemeyen, yaratıcılığı kıt, iç ve dış cephede stratejik tehdidi zamanında öngöremeyen ve karşı koyamayan bir “mesleki personel” grubu çıkmıştır. Bütün bunlar, bilim ve tekniğin de aynı zamanda bir ideoloji olduğu gerçeğini açıkça gözler önüne sermektedir.

 

  1. NATO ittifakı emperyalist bağımlılık ilişkilerini derinleştirmiş, kalkınma motivasyonunu yok etmiş; askerî-teknik, ekonomik ve siyasal planda yeni sömürge bir ülke yaratmıştır.

 

Ülkemizin yer altı ve yer üstü kaynakları, sahip olduğu toplumsal dinamizm, jeo-stratejik konumundan kaynaklanan doğal avantaj ile tarihsel yönetim birikimi NATO’nun çıkarlarına hizmet edecek biçimde düzenlenerek, Kurtuluş Savaşımızın dayandığı temel ilke olan bağımsızlık şiarına ihanet edilmiştir. Truman Doktrini ile devreye sokulan Marshall Planı üzerinden başlatılan “yardım” kampanyası sonucunda ülkemiz borç bataklığına yuvarlanarak halkımızın birikimi, işçi ve köylümüzün alın teri ABD’nin hurdaya çıkmış askerî ekipmanlarına kredi faizi olarak rehin edilmiştir. Ülkemizde yerli üretimin bütün koşulları olmasına karşılık, sözü edilen finansal yayılma ile emperyalist bağımlılık ilişkilerini yeniden üreten çarpık bir montaj sanayi kurulmuştur. Bunun sonucunda plan yoluyla kalkınma düşüncesi terk edilmiş, emperyalizmin mutlak ekonomik, siyasal ve askerî tahakkümü, birbirini besleyecek biçimde asalak bir yapı oluşturmuştur. Bir avuç iş birlikçi zümre dışında ülkemizde hiçbir toplum kesiminin bir çıkarı olmayan bu sömürgeci yapı toplumsal ve siyasal ilişkileri doğrudan etkilemiş, Cumhuriyeti yozlaştırmış, ilerici toplum kesimlerini sindirerek depolitize etmiş ve giderek ülkemizin emperyalizm tarafından gizli işgaline yol açmıştır. Bu gizli işgal sona ermediği sürece Türkiye’de bağımsızlık ve demokrasi ülküsü bir hayal olarak kalmaya devam edecektir.

Bugün emperyalizm kendi çıkarına göre şekillendirmeye çalıştığı Ortadoğu coğrafyasında, Türkiye’nin Soğuk Savaş döneminden kalan kısıtlı kapasitesini de fazla bularak; askerî-teknik ambargo yoluyla orduyu, cari açığın finansmanı üzerinden ekonomiyi ikili bir kıskaç altına almaktadır. Bu bağımlılık zinciri kırılmadıkça coğrafyamızda halklarımızı barış içinde bir arada yaşatacak ve emperyalist tehdide karşı koyacak bir savunma kapasitesinin yaratılamayacağı açıktır.

 

  1. NATO üsleri ülkemiz için bir güvenlik riski oluştururken siyasal egemenliğimize de ters düşmektedir.

 

Bugün, Adana-İncirlik başta olmak üzere bütün NATO üsleri, NATO üyesi olmayan ülkeler için doğal hedef durumundadır. Türkiye’nin savunma kapasitesi, fırlatma teknolojileri başta olmak üzere, bu büyük tehdide karşı koymak için henüz yeterli durumda değildir. Ayrıca İncirlik üssünde ABD’nin nükleer cephaneliği bulunmakta, son derece tehlikeli olan bu silahların bakımı ve denetimi ile ilgili kamuoyu ile yeterli bilgi paylaşılmamaktadır. Bütün Akdeniz bölgesini haritadan silebilecek ölçüde yıkıcı güce haiz bu silahların ülkemizdeki bir yabancı üste bulunması kabul edilebilir bir durum değildir. NATO’nun ülkemizde gerçekleşen kanlı askerî darbelerdeki sorumluluğu ve son günlerde S-400 füzeleri ve tatbikatlardaki düşmanca tutumu göz önünde tutulduğunda tehdidin büyüklüğü iyice anlaşılmaktadır. Ülkemizdeki bütün NATO üsleri derhal kapatılmalı, bu üslerde görevli yabancı personel en çok bir ay içinde yurtdışına çıkarılmalı, kritik belgelere ve askerî ekipmana el konulmalıdır. İkili anlaşmalar askıya alınmalıdır. Yapılması gereken budur. Eğer mevcut siyasal iktidar emperyalizme karşı gerçekten bir hamle yapmak istiyorsa boş konuşmalardan, iç kamuoyunu konsolide etmeye yönelik siyasal hesaplardan ve “ateşli retoriklerden” vazgeçmeli, somut adım atmalıdır. NATO üsleri bu bakımdan, ülkemizde anti-emperyalist eylemin turnusol kâğıdıdır.

 

 

  1. NATO’nun varlık sebebi ortadan kalkmıştır.

 

NATO, Sovyetler Birliği ve Varşova Paktı ülkelerine karşı kurulduğu iddia edilen bir Soğuk Savaş kurumudur. 1991 yılından itibaren Varşova paktı fiilen ortadan kalkmıştır. Buna rağmen NATO’nun varlığını genişleyerek devam ettirmesi açıklanması mümkün olmayan bir durumdur.

Bütün bu nedenler göz önünde bulundurulduğunda, hükümetin, halkımızın tarihsel deneyimlerden kaynaklanan haklı ve güçlü emperyalizm karşıtı refleksini sömürmek yerine, ülkemiz ve geleceğimiz için “hayırlı” bir adım atarak, NATO başta olmak üzere bütün eşitsiz-emperyalist ittifak ilişkilerini bir an önce sonlandırması gerekmektedir.

 

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!