Samir Amin: ABD-Batı-Japon emperyalizmi nasıl yenilgiye uğratılır?

Dünyaca ünlü iktisatçı Samir Amin, “modern ekonomi”nin içinde bulunduğu çöküş koşullarının nedenini izah ediyor ve küresel emperyalizmden kurtuluşun çaresini Katehon.com’a verdiği özel röportajda anlatıyor: “Rusya, Çin’le, Orta Asya ülkeleriyle, İran’la ve Suriye’yle birleşmelidir. Bu ittifak aynı zamanda Afrika için ve Latin Amerika’nın pek çok kısmı için çekici olabilir. Böyle bir durumda emperyalizm tecrit edilecektir.”

Katehon için verilmiş özel röportaj

Modern ekonominin durumu hakkındaki bakış açımı şu şekilde özetleyebilirim: Kapitalizmin, 1975 yılında doların altına dönüştürülebilirliğinin son bulmasıyla başlamış olan uzun ve sistematik krizini yaşıyoruz. Bu, 2008 yılında yaşanan meşhur mali krizin bir benzeri değil. Bu, tekelci kapitalizmin kırk yıl önce başlamış ve halen devam etmekte olan uzun sistematik krizidir. Kapitalistler bu krize önlem dizileriyle tepki verdi. Bunlardan ilki, tekellerin ekonomi üzerindeki kontrolünün merkezileştirilmesinin güçlendirilmesiydi. Bir oligarşi, bütün kapitalist ülkeleri – Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Fransa, Büyük Britanya ve de Rusya’yı – yönetiyor. İkinci önlem, bütün iktisadi faaliyet üretimlerini tekelci sermayenin taşeronlarına dönüştürülmesiydi. Yani bu önlemlerin bir özgürlük iması bile yoktur. Rekabet sadece retoriktir, rekabet de yoktur. Bütün ekonomik sistemi kontrol eden bir oligarşi vardır. Şimdi, bir üçlü kolektif emperyalizmi teşkil etmekte olan emperyalist güçlerin birleşik cephesiyle karşı karşıyayız.

Bu Üçlü, Amerika Birleşik Devletleri, Batı ve Orta Avrupa ve Japonya’dan meydana geliyor. Bu ülkeler grubu, lideri ABD olan tek bir emperyalist güç haline gelmiştir. Bu durum ise krizin derinliğini daha da derinleştirmiştir. Kriz, “L” biçimindedir. Normal krizler “U” biçimini alır; ekonomi, gerilemenin ardından yeniden yükselişe geçer. Fakat bu kriz farklı. Krizden çıkış yolu yok; tek çıkış yolu, kapitalizmin kendisinden çıkmak. Başka bir olası çözüm yok. Kapitalizm ölmek üzere olan bir sistem olarak görülmelidir. Hayatta kalmak için yıkıma ve savaşlara yönelmektedir.

Bir alternatifimiz var, o da sosyalizm. Bunu söylemenin çok da popüler olmadığını biliyorum, fakat tek çözüm sosyalizmdir. Bu uzun bir yol olup, oligarşinin gücünün azaltılması, devlet denetiminin güçlendirilmesi ve özel kapitalizmin yerini alacak olan bir devlet kapitalizminin tesis edilmesi ile başlayacaktır. Bu, özel kapitalizmin varlığını sürdürmeyeceği anlamına gelmez, fakat devlet denetimine tabi olmalıdır. Devlet kontrolü aynı zamanda, ilerlemeci bir sosyal politikayı desteklemek için kullanılmalıdır. Bu, iyi bir tam istihdamı, sosyal hizmetleri, eğitimi, taşımacılığı, altyapıyı, güvenliği vs. güvence altına almalıdır.

Çin’in rolü çok büyüktür, zira Çin belki de günümüz dünyasında egemen bir projesi olan tek ülkedir. Yani, bir modern sanayi projesi tesis etmeye çalışıyor ve bu projede elbette özel sermayenin de geniş bir yeri var, ama bu devletin sıkı denetimi altında. Bu proje aynı zamanda mevcut kültürü hakkında bir bakış açısı sunuyor. Çin’in ekonomi kültürünün diğer modeli ise aile üreticilerine dayanıyor. Çin iki ayak üzerinde yürüyor: geleneklerin izlenmesi ve küreselleşmeye katılım. Onlar yabancı yatırımları kabul ediyorlar, fakat mali sistemlerinin bağımsızlığını koruyorlar. Çin’in banka sistemi tamamen devlet kontrolü altında. Para birimi Yuan bir derecede dönüştürülebiliyor ama bu Çin’in merkez bankasının kontrolü altında oluyor. Bu, bugün küresel emperyalizmin meydan okumasına yanıt olarak elimizde bulunan en iyi modeldir.

Belki Rusya da bu yönde ilerliyor ama Çin kadar değil, çünkü Gorbaçov ve Yeltsin’in uyguladığı şok terapisinin yarattığı yıkım nedeniyle Rusya çok büyük bir bedel ödedi. Bahsi geçen liderler Rusya’yı, ABD, Almanya ve ötekilerin uluslararası mali kapitalizmiyle yakından bağlantılı bir özel oligarşiye taşımıştı. Bu, Rusya’nın kontrol kapasitesini azalttı. Fakat şu anda Rusya kademeli olarak, ekonomisi üzerinde devlet denetimini yeniden tesis etmeye doğru ilerliyor.

Dünya ciddi bir tehlike altındadır. ABD, Batı Avrupa ve Japonya’nın kolektif emperyalizmi ABD liderliği tarafından yönetiliyor. Onlar bütün gezegenin kontrolünü yalnızca kendi ellerinde tutmak için başka ülkelerin bağımsızlığını kabul etmiyorlar. Çin ve Rusya’nın bağımsızlığına saygı göstermiyorlar. Bu yüzden de dünya çapında daimi savaşlara tanık olmak üzereyiz. Selefiler emperyalizmin müttefikleridir, çünkü onlar istikrarsızlığı gerçekleştirmeleri için ABD tarafından desteklenmektedir. Bu, daimi savaştır. Rusya, Çin’le, Orta Asya ülkeleriyle, İran’la ve Suriye’yle birleşmelidir. Bu ittifak aynı zamanda Afrika için ve Latin Amerika’nın pek çok kısmı için çekici olabilir. Böyle bir durumda emperyalizm tecrit edilecektir.

Çev: Selim Sezer

www.medyasafak.net

Benzer yazılar

2 Yorum

  1. hasan kara

    Samir Amin, Rusya’nın ABD-AB-Japon emperyalizmine karşı birleşmesi gereken ülkeler arasında Türkiye’yi saymamış. Çünkü NATO üyesi, AB’nin kapısında beklemekten 60 yıldır yorulmayan, İncirlik ve Diyarbakır üslerini Suriye’ye karşı ABD’ye açan bir Türkiye’yi emperyalizme karşı oluşmasını istediği bloka nasıl önersin? Daha dün, ABD’nin stratejik ortağı olduklarını bir kez daha hatırlatma ihtiyacı duyan Cumhurbaşkanı R. T. Erdoğan’dı. ABD’ye rağmen adımlar attığı iddia edilen R. T. Erdoğan!

    Yanıt
  2. avci

    ilginç bir görüş.resmen senin emperyalistlerin kötü benim emperyalistlerim iyi durumu. bay amir hala g7 devam ediyor sanmakta.bayım artık g7 g10 oldu.emperyalizmi geriletecek tek güç ülkelerin bağımsızlık savaşlarıdır nokta

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!