Seçim İttifakı ve BHH

Birleşik Haziran Hareketi’nin 7 Haziran’da yapılacak genel seçimlerde CHP ve HDP ile ittifak yapmama kararı almış olması not edilmesi gereken bir davranıştır. BHH yerel meclislerinde alınan karar doğrultusunda Yürütme Kurulu’nun aldığı kararda ortaya konan şu tavrın altı çizilmelidir: “Birleşik Haziran Hareketi’nin Seçimlere yönelik, başta CHP ve HDP olmak üzere, hiç bir kesimle parlamentoda temsiliyet kaygısı üzerinden bir müzakeresi söz konusu değildir. Birleşik Haziran Hareketi’nin kendi dışındaki sol kesim ve partilerle ilişkilerindeki temel duyarlılığı Gezi milyonlarının sorun, talep ve beklentileridir.”

Geçtiğimiz haftalarda BHH içinde yer alan bazı etkili kişilerin büyük televizyonlara çıkarak CHP ve HDP’nin seçim ittifakı yapmalarının doğru olacağını ve kendilerinin de bu ittifaka katılabilecekleri fikrini savunduklarına tanık olduk. Böylece HDP’yi AKP ile yapılan uzlaşma faaliyetlerinden uzaklaştırarak CHP ile birlikte seçime katılmaya ikna edebileceklerini sanıyorlardı. Ama bu düşüncenin boş bir hayalden ibaret olduğu AKP ile HDP’nin son Dolmabahçe mutabakatı ile bir kez daha ortaya çıktı.

Zaten HDP’nin varlık nedeni ve amacıyla Haziran halk hareketinin ortaya çıkış nedenleri ve amacı arasındaki derin farklılık bu partinin Haziran eylemliği döneminde takındığı tavırla belli olmuştu. Hal böyle iken Haziran halk hareketinin adını kullanan bir girişimin önde gidenlerinden birilerinin çıkıp HDP ile seçim ittifakı kurmaya kalkışması en baştan Gezi hareketinin muhtevasını yanlış anladığı anlamına gelmiyor mu?

Öyle anlaşılıyor ki, Haziran Meclisleri aldıkları kararlarla bu hareketi hayati bir yanlıştan kurtarmışlar. Bu bakımdan Yürütme Kurulu’nun “Haziran Meclisleri bu mücadelelerin örgütleneceği ana odaklar olarak, sadece faşizm ve gericiliğin durdurulmasının değil, içi boşaltılmış temsili demokrasinin yerine gerçek halk egemenliğini kurmanın da ana nüveleri olacaktır” belirlemesi yerinde olmuştur. Ancak faşizme ve gericiliğe karşı mücadelenin emperyalizme karşı mücadele eksenine oturtulunca anlamlı olacağı ve tam bağımsızlık sağlanmadan halk egemenliğinin kurulmasının mümkün olamayacağı unutulmamalıdır.

editorden_HR

Benzer yazılar

1 Yorum

  1. Onur Aydemir

    Biraz geç de olsa önemli bir açıklama olarak görüyorum. Geç kalmasının nedenini yerel meclislere danışılması zorunluluğu olarak ortaya koydu arkadaşlar. Çeşitli vesilelerle böyle bir açıklama yapılmadıkça seçim söylentilerinin önünün alınamayacağı kendilerine ifade edildi. Bu bakımdan daha önce açıklansa daha iyi olurdu. Yalnız, metnin içerisinde geçen parlamenter temsili biçimlerde ittifaka kapıları kapayan vurgu, parlamento dışındaki eylemliliklerde ittifakı dışlamıyor ve “gerçek halk egemenliğinin nüvelerinden” söz ediliyor. Bu nüve vurgusu, bizim için tanıdık ve geçmişi olan bir vurgu. Ancak şunu da unutmamak gerekir, geleceğin toplumunun nüveleri, ancak sarih bir ideolojik birlik temelinde kurulabilir. Geçmişte yapılan hataların tekrar edilmemesi için, nüve olarak yaşama geçirilmeye çalışılan birliklerin (aklıma Halk Komiteleri ve Gramsci’nin aktif rol aldığı İtalya Fabrika Konseyleri deneyimi geliyor) deneyim biriktirebilmesi, ancak sağlam bir önderlikle uzun soluklu bir mücadelenin parçası kılınabilir. Yoksa her türden ittifak, ancak mevcudu toparlama kaygısıyla dağınık ve ilkesiz bir birlikteliğe doğru evrilir ki bu da bazı kavramların içinin boşaltırlmasıyla sonuçlanır. Bu meseleye dikkat çekmek istedim.

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!