Sol Kamuoyunun Dikkatine

12 Eylül faşist darbesinden bu yana, ülkemizde sosyalist sol bir türlü kendi ayakları üzerinde durmayı beceremedi. Oraya buraya savruldu. Büyük umutlarla kurulan “solda” partiler bir varlık gösteremediler. Süreç içerisinde ufaldıkça ufaldılar.

Bize göre, bunun en başta gelen nedeni, bağımlı ülkelerde emperyalizme karşı verilmesi gereken bağımsızlık mücadelesinin verilmemesi, toplumda yanıtını bulamayan sulandırılmış sol bir söylevle yetinilmesidir. Ülkemizin emperyalizmin yörüngesinde dönüp durmasından kaynaklanan halk yığınlarının sömürü çarkının dişlileri arasında ezilmesi yurtseverlik ile sosyalistliği birleştirmekte ve aralarında kopmaz bir bağ oluşturmaktadır. Ancak bu gerçeklik “sol” partiler ve hareketler tarafından görülmediği için bugünkü makûs sonuçla karşı karşıya kalındı. Açıkçası, “antiemperyalist bir kavgayı gütmeyen sosyalist olamaz” düsturunun bu koşullarda kesinkes geçerli olduğunu ister istemez pratik öğretiyor.

Ama gelin görün ki yaşanan ya da yaşatılan yurtseverlik ile sosyalistliğin arasına bir set çekmek oldu. Yurtseverlik faşistlik gibi algılatıldı ve hatta daha da ileri gidilerek sosyalizmin sınıfsal özelliği saf dışı edilerek yerine etnik ve dinsel kimliklere dayalı parçalanmaya yönelik bir anlayış ikame edilmeye çalışıldı. Sanki sosyalizm işçi sınıfı ideolojisini değil de etnikçiliği ve mezhepçiliği esas alıyormuş gibi gösterilmeye başlandı. Bu hastalıklı süreç solun büyük bir bölümünü Kürt etnikçiliğinin vesayeti altına soktu. Solun, sözüm ona kanaat önderleri bu gidişata yönelik genellikle hiçbir çekince göstermediler ve hatta kolaylaştırıcı rol oynadılar.

Solun toplum gözünde varlık gösterememesinin temel nedenleri bunlardır.

Bu koşullarda yaşadığımız zorluklar her geçen gün biraz daha artmakta ve özellikle içinde bulunduğumuz 7 Haziran milletvekili seçim süreci yarattığı kargaşa ile kafaları karıştırmaktadır. Gerici AKP iktidarını engelleme yolu olarak HDP’yi adres göstermek bunun başında geliyor. Bu günümüzün “yetmez ama evetçi” eğilimi aynı zamanda MHP’nin palazlanmasına da hizmet ederek ayrı bir handikap yaratıyor.

Geleceğini liberalizme ve ABD’ye teslim etmiş bir CHP yönetimi, ana muhalefet partisi olarak siyasal açmazlar yerine ekonomik açmazları hedef alan tali bir strateji ile seçime giriyor.

Ortadoğu’da ABD kontrolünde kendisine gelecek arayan Kürt hareketi, aynı minval üzerinde, ABD’nin yeni politikalarına uygun davranacak. ABD’nin AKP’ye yönelik varsa yeni tasarıları burada kilit rol oynayacak. Bir kısım “solcu”dan da destek alan HDP bu yönde tavır alacak.

Seçim sonrasında, sol için zorluklar artan bir biçimde devam edecek. Solu seçime endekslemenin hiçbir yararının olmadığı açık. Seçim sonucu ne olursa olsun olması gereken antiemperyalist-devrimci güçlerin geliştirilmesi tüm yurtseverlerin, aydınların, demokratların ve sosyalistlerin temel hedefi olmalıdır.

editorden_HR

 

Benzer yazılar

5 Yorum

  1. EFE ENGİN

    %10dan sonra birşey değişmeyecek gibi davranılmış bir yazı H.D.P.nin görmezden gelinmesi kafayı kuma sokmaktır.12eylülden önce ile sonra arasında fark yokmuş gibi demektir

    Yanıt
  2. Anonim

    görgüsüz bilgisiz islamcı faşizmin, ülkede kap katı koyulaştığı şu günlerde; antiemperyalist-devrimci güçleri hangi pratik platformlarda geliştireceğinizi de yazsaydınız da , abd teçhizatlı ! kürt hareketine (hdp ye oy verecekler kasdediliyor) biat etmekten ! kurtarsaydınız .lafla peynir gemisini sadece tayyip yürütebiliyor.

    Yanıt
  3. orhan karakuş

    Yapılan durum tespitine ilişkili olarak: Nefsi mülkiyetçi düzenin siyasl açmazları bizim işimiz değil …toplumcu yurtseverler gönül deminde bir akıl ile vicdani bir rota tayini için geleceği tasavvur ederek bir politik hat oluşturmaya çabalar.lar…baki selamlar…

    Yanıt
  4. Ali Safo Kübali

    Aslinda cözüm yolu cok acik anlatiliyor hayret neden anlamak istenmiyor,?
    Evet Yankee ABD,sinin techizati ile Anti Emperyalist mücadele verilemez..
    Bu is sokakta,mahallelerde,fabrikalarda,okullarda hayatin tüm alanlarinda Devrimci Yol,dan “Devrim iicin Tek Yol Devrim..!!” diyerek mücadele yürütmektir.

    Ülkedeki kimlik ve inanc siyasetine eklemlenmiis oportünist faydaci yaklasimlarin hic bir Devrimci Siyasi etikle uzaktan yakindan alakasinin olmadigi ortada.

    HDP daha dün Sosyalist Devrimciler Fasist Cemaat AKP,sini ve düzenini yikalim diye sokaga cagri yaptiklarinda Kürt Siyasi Hareketi kilini kipirdatmamak icin ayak diremisti simdi ne oldu,da birden AKP dikatörlügünü devirme teranesi ile sandiga kosuyor???
    Bana göre kendi sonunu hazirliyor,her iki sonucta HDP,nin sonu olacak….
    Aslinda hazirlanmis tuzaga gönüllü baliklama daliyorlar, ya sanidikta HDP,yi bitirecekler veya TBMM,de suc ortakligina katacaklar ve birlikte Türk Islam Sentezinin yani sira Kürt Islam Sentezi ile ülkeyi Asiretlerle isci sinifina dar edip cehenneme cevirecekler…
    Tabii bu arada fasist MHP,nin,de palazlanmasi icin epey bir malzeme ortaya konuluyor.
    hani bizimkilerin bazi yazilarina Ulusalci Fasist Vatan Partisinin baliklama daldigi gibi Fasist MHP,de böylesi ortam,da bahaneler bulacak sokaklarda palazlanmak icin…

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!