Syriza’nın Programının Çağrıştırdıkları

25 Ocak 2015 tarihinde Yunanistan’da yapılan genel seçimi solcu ittifak Syriza’nın kazanmasıyla birlikte Türkiye’deki liberal gazeteciler ve tv’lerin sunucuları Syriza’yı HDP’ye, liderini de Selahattin Demirtaş’a benzetmeye başladılar. Mesela Haber Türk’ün bir kadın sunucusu Syriza’dan milletvekili seçilen Mustafa Mustafa’ya söz konusu benzetmeyle ilgili sorduğu soruya karşılık Türk asıllı milletvekilinden “biz ulusal sosyalistiz” şeklinde bir cevap aldı. Syriza’nın bütün Yunan halkının partisi olduğu, hiçbir etnik kesime dayanmadığı parti programından da anlaşılmaktadır.

Bir partinin politik duruşunun yazılı belgesi programıdır. Syriza’nın lideri Çipras’ın 15 Eylül 2014’te Selanik’te açıkladığı programını inceleyince karşılaştığımız manzara bize Doğan Avcıoğlu’nun “Devrim” Programını anımsattı. Doğan Avcıoğlu “Devrim Üzerine” başlıklı kitabında açıkladığı bu programı 1971 Şubat’ında yayınlamıştı. O günün Türkiye koşullarına göre yayınlanan bu program ile günümüz Yunanistan’ının sol partisi Syriza’nın programı arasında büyük farkların olması kaçınılmaz. Ama her iki programın da temel yaklaşımlarında bir paralellik olduğunu söylersek abartmış olmayız. Her iki program da temelde Batı emperyalizminin Türkiye veya Yunanistan üzerindeki ekonomik, politik ve askeri hegemonyasını kırmayı amaçlamaktadır. Doğan Avcıoğlu’nun programı hayata geçirilemedi, 9 Mart 1971 karşı-darbesiyle yenilgiye uğratıldı. Syriza ise programını hayata geçirme şansını yakalayacak gibi görünüyor. Başarılı olur mu, bunu zaman gösterecek.

Syriza’nın programında yer alan Yunan ekonomisini AB emperyalizminin kontrolünden kurtararak ülkelerini kalkındırmak için ortaya koyduğu hedeflerle Avcıoğlu’nun programının birçok yerinde belirtilen düşünceler ve özellikle “Az gelişmiş Ülkeler İçin Bir Kalkınma Modeli” arasında önemli paralellikler olduğunu söyleyebiliriz. İktidara geliş biçimleri hakkında farklı yöntemlere sahip olsalar da devletleştirme ya da millileştirmeler, kamu çıkarının esas alınması; halkın sağlık, eğitim, ulaşım vb sorunlarının kamucu bir yaklaşımla çözülmesi konusunda benzerlikler içinde oldukları anlaşılıyor. Laiklik konusunda, NATO’ya ve yabancı üslere karşı takınılacak tavır gibi bağımsızlıkçı yaklaşımlarda da benzer görüşleri savundukları görülüyor. Uluslararası finans-bankalar ve içerdeki uzantılarına karşı alınacak tavır ve ulusal birliğin sağlamlaştırılması gibi daha birçok konu da Syriza ile Avcıoğlu’nun amaçlarının aynı doğrultuda olduğunu söyleyebiliriz. Avcıoğlu gibi Syriza da günümüz Türkiye’sindeki birçok “solcu” gibi ülkesine ve halkına sırtını dönme anlamına gelen politikaların peşine takılmamaktadır. Ülkesinin geleceğini ve halkının çıkarlarını politikasının merkezine yerleştirmektedir. Kazanmalarının en önemli nedeni ise politikalarının somut gerçeklerden hareketle oluşturulması ve bu anlayışlarını açıklıkla savunuyor olmalarıdır.

Syriza emperyalizme teslim olmadan, halkından ve ülkesinden kopmadan sosyalizme doğru yürüyüp Türkiye başta olmak üzere komşu ülkelerle dostane ilişkiler geliştirebilirse başarılı olabilir. Komşu ülkenin devrimcileri olarak onlara devrimci demokrasi yönündeki yürüyüşlerinde başarılar diliyoruz.

Editör

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!