Yunan Halkı Ulusal Onuruna Sahip Çıktı

Yunan halkı geçtiğimiz Pazar AB’nin dayatmalarına HAYIR diyerek ulusal onuruna sahip çıktı. Referandumda Yunan halkının yüzde altmışından fazlası “Bağımsız Yunanistan” anlayışı tarafında yer alarak emperyalist AB’nin sömürücü finans dalaverelerine karşı koyulabilineceğini ispat etti.

Syriza bundan sonra Yunanlıların bu onurlu duruşuna ne kadar layık olabilecek, halkın bu duruşunu AB ile ilişkilerinde pazarlık konusu mu yapacak yoksa Bağımsızlık yolunda yürüyüşün bir parçası olarak mı ele alacak, yakın gelecekte göreceğiz.

Bu referandumun bizi ilgilendiren yanlarının da olduğunu ve ortaya çıkan sonuçlardan ders çıkarmamız gerektiğini düşünmeliyiz. Bu dersin şu içinde yaşadığımız bunalımlı günlerden çıkabilmemiz için çok önemli olduğunu söyleyebiliriz. Ders almamız gereken birinci sonuç; AB emperyalizminin kıskacı altına sokulmuş olan Yunanlıların bu teslimiyete baş kaldırarak bağımsızlığın önemine yaptıkları vurgudur. AB sermayesi Yunanlıları boğazlarından yakalayarak köleleştirmeye çalışıyordu, Yunan halkı bu zorlamayı reddederek yoksullaştırma tehdidine rağmen ulusal onurunu tercih etti. Referandumun ortaya koyduğu ikinci sonuç ise; “Hayır” diyenleri halkın “Evet”çileri sermaye kesimi ve destekçilerinin oluşturmasıdır. Bu sonuçlardan bizdeki AB yanlıları ve liberalleşmiş solcular gereken dersleri çıkarırlar mı derseniz, yakın zamanlarda yaşadıklarımıza bakınca bundan umutlu olmamızı gerektirecek bir nedenin olmadığını söyleyebiliriz. Özellikle bu kesimlerin çoğunun açık veya gizli olarak AB’yi kurtuluş olarak gördüklerini düşününce bu acı gerçek daha somut biçimde ortaya çıkmaktadır.

Bizdeki bu “enternasyonalist” solcuların Yunanlıların ulusal onurlarına sahip çıkmalarının gerçek anlamını kavrayabildiklerini söyleyemeyiz. Hatta bu liberal solcular Yunanlıların referandumdaki “Hayır” tavrını “milliyetçi, ulusalcı” da sayabilirler! Enternasyonalizmi yurtseverliğin karşısına dikmeye çalışan bu çevreler Yunan halkının ülkelerinin çıkarlarını esas alan bu tavrı ile bir kez daha açmaza düştüler.

Fidel Castro “Büyük politik zafer” olarak nitelendirdiği Yunan referandumunun sonucunu “Yunanistan’ın dış tehdide karşı kendi kimliğini ve kültürünü savunuşu” olarak tanımlaması bu hareketin anti-emperyalist karakterine yapılan bir vurgu olması bakımından önemlidir.

Sonuç olarak Yunan halkı referandumda “Hayır” diyerek, bütün Doğu Akdeniz ve Ortadoğu halklarının emperyalistlerin bölgemizdeki her türlü sömürgeci, hegemonyacı politikalarına karşı çıkmalarını ve bu emperyal güçlerle işbirliği yapmamaları gerektiğini ortaya koymuştur.

editor

Benzer yazılar

3 Yorum

  1. Onur Aydemir

    Ben Alexis Çipras’ı devrimci olarak görmedim. Benim gözümde kendisi, AB sermayedarlarına şantaj yaparak ülkesi adına sömürüden pay almaya çalışan bir reformisttir. “Yunanlılar siesta yapıyor” vs.. tuhaflıklarına da girmiyorum, asıl mesele bu değil zira. Dosdoğru şunu söylüyorum. Mülkiyet rejiminin özüne dokunmadan, borç döndürerek devrimci olunmaz. O zaman emperyalizmin azgelişmiş ülkelerde uyguladığı sömürünün miktarını artırırsınız. Bunun enternasyonalist takılan solcularla şununla bununla bir ilgisi yok. Nitekim ülkemizdeki asıl Çipras’çılar da, HDP başta olmak üzere reformist Syrize çizgisini destekleyen “solcular” ve “hızlı enternasyonalist” takılan arkadaşlar. Ben bu yazıya katılmıyorum.

    Yanıt
  2. zeki

    Onur arkadaş… Kapitalist üretim ilişkileri içinde bir sistemi yönetebilirsiniz ama emperyalizmin oyunlarına da karşı gelebilirsiniz… Lenin Afgan kralını destekliyordu… Atatürk’ü destekliyordu… Emperyalizme karşı olmak, dayatmalarını kabul etmeyerek ulusal bir bütünlük içinde baş kaldırmak, dayatmalarını kabul etmemek demek sizce yeterli değil… Peki, HDP mülkiyet rejiminin özüne dokunan bir parti mi?.. Bizim solcuların hepsi peşinde… Hepsi toprak ağası bu partinin bırakalım kapitalist olmayı… Sakın bizim sol çevreler ülkelerinin mazlum halkların değil AB solcusu olmuş olmasın… Tevekeli değil AB çıkarlarına dokunan herkesi bu kez keskinsolcu değil ya filan aşağılıyor…

    Yanıt
  3. Onur Aydemir

    Sayın Zeki. Yazdıklarımdan HDP’nin sol bir parti olduğunu düşünüdüğümü nasıl çıkarsadığınızı bilemiyorum. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile Syriza arasında bir paralellik kurmak ise ciddi bir yanlıştır. Bunun iki temel nedeni var. Birincisi, Atatürk emperyalizme karşı bir Ulusal Kurtuluş Savaşı yürüterek, kapitülasyonlar başta olmak üzere emperyalist sermayeye verilen bütün ayrıcalıkları (demiryolu imtiyazından tutalım madenlere, karasularımızda ticaret hakkına kadar) kaldırmış, sistemin dışına çıkmaya çalışmıştır. Syrize ve Çipras önderliğinin ise AB’nin Euro bölgesinden çıkmak, AB’den çıkmak, emperyalist sömürü ilişkilerinin dışına çıkmak gibi bir derdi yok, en azından şimdilik. Aksine, onlar Euro bölgesi içinde kalmak ve AB içinde üretilen artı değerden daha çok yararlanmak ve düzenli nakit akışının sağlanmasına devam edilmesini istiyorlar. Bizim solcularımızın bir bölümünün AB solcusu olduğunu anlamak için parlak bir zeka gerekmiyor, bunlar yıllardır AB solcusu. Gerçek devrimcilik bana kalırsa AB-ABD dahil kapitalist sistemle oportünist-reformist bir ilişki kurmaktan geçmez. Bakın bir süre önce Arjantin borçlarını ödeyemedi, halk sokaklara döküldü. Arjantin gerçekten de diğer bütün Latin Amerika ülkeleri gibi sistemin gadrine uğramış ülkelerden biri. Yunanistan içinse bu durum biraz daha farklı. Bugün Yunan halkı günde 60 Euro bankadan para çekemediği için kazan kaldırdı. Bunun sistemin ne kadarına yönelik radikal bir eleştiriye dönüşeceğini hep beraber göreceğiz. 60 Euro bugün 177 YTL gibi bir paraya tekabül ediyor. Ancak satın alma gücü YTL’den çok daha yüksek, o yüzden karşımızda farklı bir durum var. Meseleleri biraz daha derinlemesine incelemenizi öneririm.

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!